Savcılık, söz konusu raporların cunta yapılanmasını deşifre ettiğini aktarıyor. Cumhuriyet savcıları Savaş Kırbaş ile Hüseyin Kaplan'ın hazırladığı mütalaada dosyaya giren 10 farklı kurumdan elde edilen bilirkişi raporları ile ilgili önemli bilgiler verdi. Balyoz davasına bugüne kadar 2'si TÜBİTAK, 5'i 1. Ordu'ya bağlı askeri savcılıklardan, 2'si emniyetten ve 1'i de Donanma Komutanlığı'na bağlı askeri savcılıktan bilirkişi raporları delil klasörlerine girdi.
Raporların içeriklerinin tek tek yansıtıldığı mütalaada, askeri savcılığın hazırlattığı raporlarından ilk olarak Ahmet Erdoğan'ın 22 Şubat 2010 tarihindeki raporuna dikkat çekildi. Raporda geçen 'Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo'nun Balyoz Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından Balyoz Güvenlik Harekat Planı adıyla hazırlanmış bir harekat planına ait olduğu aktarıldı. Bu planın ise basında yer alan 'Balyoz Darbe Planına benzediği' ifadelerine dikkat çeken savcılar, Balyoz planının seminer görüşmesini aşan bir çalışma olduğunu belirtiyor. Mütalaada ayrıca Erdoğan'ın raporundaki 'seminerin düzenlenme emri ve başlangıçtaki seminer maksatları ile seminer sonuç raporundaki maksatların farklı olduğu' yönündeki ifadelere dikkat çekiliyor. Albay Yavuz Fildiş'in 26 Mart 2010 hazırladığı raporu da mütalaaya girmiş. Raporda, "Balyoz, Suga, Oraj, Çarşaf ve Sakal planları komutan onayına arz edilecek nitelikte belgeler değildir." şeklindeki ifadelere yer verilmişti.
BELGELER ÜZERİNDE MANİPÜLASYON YOK
TÜBİTAK'tan gönderilen 16 Haziran 2010 tarihli bilirkişi raporu ise "sanık ve müdafilerin CD'leri sonradan oluşturuldu. İçerisine suç unsurları eklendi." tezlerini çökertiyor. Söz konusu raporda "İncelenen 19 adet CD içerisinde tekrar yazdırılma (CD-RVV) özelliğine sahip CD bulunmamaktadır." ifadelerinin geçtiği vurgulanıyor. Sanık ve müdafilerin üzerinde durduğu bir konu da Eskişehir'de emekli Albay Hakan Büyük'ün evinden ele geçirilen belgelere ilişkindi. Sanıklar burada ele geçirilen belgeler arasında yer alan bir flash disk'e emniyette bilgiler yüklendiği tezi üzerinde durmuştu. Ancak bu iddia da 7 Haziran 2011 tarihli emniyet bilirkişi raporuyla çöktü. Söz konusu raporda, "söz konusu diske, hiçbir suretle veri ekleme, çıkarma, değiştirme yapılmadığının veya manipüle edilmediği; dolayısıyla delil bütünlüğünün korunduğu" ifadeleri yer aldı. Savcılar tüm bilirkişi raporlarını göz önünde bulundurarak, şu ifadeleri kullanıyor: "TÜBİTAK teknik bilirkişilerince hazırlanan bilirkişi raporuna göre; belgelerin tamamının 2003 yılı ve öncesine ait olduğu, belgelerin oluşturulma tarihlerinin üzerlerinde yazan tarihler olduğu ve CD'lere sonradan ekleme yapılmadığı belirlenmiş, aynı husus Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görevlendirilen teknik uzman bilirkişiler tarafından da teyit edilmiştir."
Zaman