Onur Temelli Hukuk Anlayışı

Dr. Bilal TANRIVERDİ

Hukukun bütün kavramları, aslında insanın yaratılıştan taşıdığı onur etrafında şekillenir.

Risale-i Nur’da insanın “kâinatın en mükerrem misafiri” olarak tanımlanması, bu onurun sıradan bir değer değil, varlığın merkezine yerleştirilmiş bir hakikat olduğunu gösterir.

Onur, yalnızca bireysel bir duygu değil; adaletin, hürriyetin ve toplumsal düzenin temelidir. Bu yüzden hukuk, insanın mahiyetindeki kıymeti tanımadan gerçek anlamına kavuşamaz.

Süreğende hukuk çoğu zaman teknik bir alan gibi ele alınıyor.

Maddeler, prosedürler, dosyalar, duruşmalar…

Fakat insanın fıtratındaki değeri hesaba katmayan bir hukuk, ne kadar gelişmiş görünürse görünsün, adaletin ruhunu taşıyamaz.

Bediüzzaman’ın yaklaşımı tam da burada yol göstericidir: Hukuk, insanı merkeze almadıkça anlamını kaybeder. Çünkü insan onuru, hukukun hem başlangıç noktası hem de nihai hedefidir.

Mevcut ‘dijital çağda’ özelin-mahremiyetin zedelenmesi & payimal olması sosyal hayatta ayrımcılık, kamusal alanda güç ilişkilerinin acımasızlaşması gibi meseleler, insan onurunu doğrudan etkiliyor.

Bir kişinin özel hayatının izinsiz şekilde ifşa edilmesi, bir topluluğun kimliği üzerinden küçümsenmesi veya bir bireyin ekonomik gücü olmadığı için haksızlığa uğraması… Bunların hepsi onuru ortadan kaldıran örneklerdir.

Risale-i Nur’un “hürriyet-i şer’iye” kavramı, özgürlüğün & hürriyetin başkasının hukukunu çiğnemeden yaşanması gerektiğini hatırlatır. Onur, bireysel özgürlüğün de toplumsal düzenin de ortak paydasıdır.

Paranın, gücün ve menfaat ilişkilerinin belirleyici olduğu bir dönemde onuru korumak daha da zorlaşır.

Menfaat çoğu zaman hakkın ve haklının sesini bastırır; güç ise adaletin terazisini eğer. Oysa insanın izzeti, fıtrî bir sermayedir ve hiçbir çıkarla takas edilemez.

Bu sermayenin zedelenmesi, yalnızca bireyi değil toplumun bütün dokusunu etkiler. Bir toplumda izzet zayıfladığında, adaletin sesi de kısılır.

İzzet ve vakar, insanın iç dünyasında taşıdığı iki temel sütundur.

Vakar, kişinin duruşunu; izzet ise haksızlık karşısındaki direncini besler.

Paranın hükmettiği alanlarda bu iki kavram çoğu zaman zayıflar. Çünkü menfaat eğmeye, izzet ise doğrultmaya çalışır.

Bu çatışmada hukuk, izzetin yanında durmadıkça toplumun ruhu kara delike yuvarlanır.

Vakarın kaybolduğu yerde hukuk, sadece şekli bir düzen hâline gelir; ruhunu kaybeder.

Güç sahiplerinin hukuku kendi lehlerine eğme çabası tarihin her döneminde görülmüştür. Kıyamete dek de devam edecektir.

Dünyanın her yerinde ekonomik gücü veya sosyal etkisi olanların hukuku kendi çıkarlarına göre şekillendirme girişimleri sıkça karşımıza çıkıyor.

Risale-i Nur’un “adalet-i mahza” vurgusu, adaletin güçlüye göre değil haklıya göre tecelli etmesi gerektiğini hatırlatır bize.

Paranın ve nüfuzun etkisiyle şekillenen bir hukuk, insanın vakarını koruyamaz; sadece görünürde önemsiz geçici bir düzen sağlar. Bu düzen devam sürdürülebilir olamaz.

İnsan onurunun korunması yalnızca hukukçuların ve mahkemelerin değil, toplumun tüm fertlerinin sorumluluğudur.

Bir haksızlığa sessiz kalmak, izzeti yaralayan bir tutumdur.

Bediüzzaman’ın “müsbet hareket” anlayışı, onuru korumanın en nezih yolunu gösterir bize: Kavga etmeden, kırmadan, fakat vakar ve izzeti muhafaza ederek hakkı savunmak.

Bu duruş hem bireyin ruhunu hem toplumun hukuk iklimini güçlendirir. Çünkü onur, yalnızca bireyin değil toplumun da ortak sermayesidir.

Onur temelli bir hukuk anlayışı, toplumsal barışın da en güçlü zeminidir.

İnsan kendini değerli hissettiğinde, hukuk düzenine güven duyar; güven duyduğunda ise toplumsal ilişkiler daha sağlıklı bir hâle gelir.

Adaletin gecikmediği, hakkın gözetildiği, izzetin korunup vakarın yüceltildiği bir toplum hem maddî hem manevî anlamda güçlenir.

Sonuç olarak, onur temelli bir hukuk anlayışı, yalnızca adaletin değil toplumsal huzurun da anahtarıdır.

Onuru, izzeti ve vakarı koruyan bir düzen; hem bireyin iç dünyasını güvenle doldurur hem toplumun geleceğini sağlamlaştırır.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.