Çoğunluğun doğrusu her zaman hakikat midir?

Dr. Bilal TANRIVERDİ

Bir iddianın milyonlarca kişi tarafından paylaşılması onu doğru yapar mı?
Bir kişinin herkesin karşısında yalnız kalması, onun mutlaka yanıldığı anlamına gelir mi?

Dijital çağ, bu eski soruları yeniden önümüze koyuyor.
Beğeni sayıları, izlenme oranları ve tekrar edilen sloganlar kimi zaman delilin yerini alıyor.

Oysa çoğunluğun bir kanaati benimsemesi ile o kanaatin hakikate uygun olması farklı şeylerdir.

Kur’an-ı Kerîm: Sayı değil, delil

En’âm sûresi 116. ayet, insanların çoğuna sırf çoğunluk oldukları için uyulmasının insanı yanıltabileceğini bildirir; gerekçe olarak da zanna ve temelsiz tahmine dayanmayı gösterir.

Diyanet’in Kur’an Yolu tefsirinin vurguladığı üzere bu, her çoğunluğun yanlış olduğu iddiası değil, çoğunluğun tek başına doğruluk ölçüsü yapılamayacağı uyarısıdır.

Hucurât 49/6 ise güvenilirliği sorunlu bir haber geldiğinde araştırmayı emreder. İsrâ 17/36, bilgi sahibi olunmayan şeyin ardına düşülmemesi gerektiğini hatırlatır. Necm 53/28’de de zannın hakikat karşısında yeterli olmadığı belirtilir.

Bu ayetler birlikte okunduğunda temel ölçü açıktır: Duyduğunu tekrarlamadan önce araştır; kanaatini delille tart.

Hadis: Her duyduğunu aktarmak

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uyarısı son derece günceldir: “Kişiye, her işittiğini anlatması yalan olarak yeter.” (Müslim, Mukaddime, hadis 5).

Mübarek hadis, bilgi aktarımında seçicilik ve doğrulama sorumluluğunu hatırlatır. Bir başka hadiste doğruluğun iyiliğe, yalanın ise kötülüğe götürdüğü belirtilir (Buhârî, Edeb, hadis 6094).

Her iki rivayet, özellikle sosyal medyada iddia paylaşırken ahlâkî sorumluluğun yalnızca içeriği ilk üretene ait olmadığını düşündürür. Bir yanlışın bininci kez paylaşılması, onu doğruya dönüştürmez.

Risale-i Nur: İnsaf, tahkik ve hakikat

Bediüzzaman Said Nursî, Yirminci Lem’a’da insaf ölçüsünü şu ayrımla anlatır: “Mesleğim haktır” denilebilir; fakat “Hak yalnız benim mesleğimdir” denilemez. (Lem’alar, Yirminci Lem’a, Üçüncü Sebep).

Bu ifade, kişinin kendi görüşüne güvenmesi ile başka bütün görüşleri peşinen hükümsüz sayması arasındaki farkı gösterir. Aynı bölümde müsbet hareket, başka mesleklerin düşmanlığıyla değil kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek olarak açıklanır.

Bu yaklaşım, hakikati ararken karşı tarafı susturmak yerine delili, insafı ve ahlâkı öne çıkarmayı gerektirir. Elbette bu ifadeyi bütün görüşlerin eşit derecede doğru olduğu şeklinde okumak da isabetli değildir: İnsaf, delilsiz relativizm değil, hakikati aramada adil davranma disiplinidir.

İmam Gazâlî r.a : Taklitten tahkike

İmam Gazâlî r.a, el-Münkız mine’d-Dalâl eserinde devralınan kabulleri sorgulayarak kesin bilgiye ulaşma arayışını anlatır. Bu eserde aktardığı düşünce yolculuğu, bir kanaatin çevreden miras alınmış olmasının onu tek başına ispatlamadığını gösterir.

Gazâlî’nin r.a bilgi ve taklit üzerine sorgulaması, bir kanaatin yaygınlığı ile doğruluğunun ayrı ölçüler olduğunu düşünmeye imkân verir.

İmam Rabbânî’nin r.a Mektûbât’ındaki ilim, sünnete bağlılık ve manevî terbiye vurgusu, bu bağlamda kişinin kendi kanaatini mutlaklaştırmaması yönünde yorumlanabilir; ancak bu değerlendirme belirli bir mektuptan doğrudan alıntı değildir.

Kaynağı doğrulanmamış belirsiz bir sözü, hakikati savunan yazıda delil gibi kullanmak yazının kendi ilkesine aykırı olur.

Meşveret, meşruiyet ve hakkaniyet: Said Nursî’nin tarihî yaklaşımı

Said Nursî, Münâzarât’ta meşrutiyeti millet iradesi ve meşveretle ilişkilendirir. Tarihî bağlamdaki bu yaklaşım, yöneticilerin halka karşı sorumluluğunu tartışmak bakımından önemlidir.

Aynı eserde meşrutiyet ile meşveret arasında kurduğu ilişki, kararların danışma ve kamusal sorumluluk içinde şekillenmesinin önemini düşündürür.

Bununla birlikte Osmanlı meşrutiyetinin tarihî şartları ile günümüz anayasal demokrasisinin kurumları aynı değildir; burada kurulan bağ, doğrudan hukukî özdeşlik değil, düşünsel bir karşılaştırmadır.

Divan-ı Harb-i Örfî’de istibdat, zulüm ve tahakküm kavramlarıyla eleştirilir. Bu düşünsel çerçeve, yönetim biçiminin adının tek başına adaleti güvenceye almadığını hatırlatır.

Bu tarihî eleştiriden bugüne uzanan soru şudur: Bir kararın çoğunluk desteğine sahip olması, onu hakkaniyet denetiminden muaf tutabilir mi? Cevap hayırdır.

Çoğunluk iradesinin demokratik değeri korunmalı; fakat kişi hakları, adalet ve keyfîliğe karşı güvenceler de gözetilmelidir.

Bu tarihî tartışmanın ahlâkî ölçüsü, insafı ve farklı görüşlerin delillerini dikkate almaktır.

İnsaf, her görüşün eşit derecede doğru sayılması değil, görüşlerin hakkaniyetle değerlendirilmesidir.

Hakkaniyet, düşünceler arasında delile dayalı ayrım yapmayı engellemez; ayrımı insafla yapmayı gerektirir.

Hukuk devleti: Çoğunluk ve temel haklar

Demokratik toplumda çoğunluk, karar alma yönteminin vazgeçilmez unsurudur. Fakat oy çokluğuyla kabul edilmiş bir kararın anayasal denetimden muaf olması düşünülemez.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi demokratik hukuk devletini, 6. maddesi egemenliğin Anayasa’nın koyduğu esaslara göre kullanılmasını, 10. maddesi eşitliği güvence altına alır. 13. madde temel hak sınırlamalarının yalnızca ilgili maddelerdeki sebeplerle ve kanunla yapılmasını; hakkın özüne dokunulmamasını, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olmasını öngörür. 26. madde ifade özgürlüğünü, 36. madde hak aramayı ve adil yargılanmayı, 38. madde ise masumiyet karinesini korur.

Bu ilkeler birbirini tamamlar: Çoğunluk yönetebilir, fakat azınlıkta kalanların hakları da korunur. Bir kararın usulen kabul edilmesi ile her bakımdan adil olması aynı şey değildir. Aynı şekilde azınlıkta kalmak da bir düşünceyi kendiliğinden doğru kılmaz.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, demokratik çoğunluk kararlarının anayasal denetimden bağımsız olmadığı görülür. Her sınırlamanın ayrıca ilgili hak maddesindeki özel koşullara göre değerlendirilmesi gerekir.

Dijital kalabalıkların hükmü

Bir paylaşımın çok görünmesi toplumun çoğunluğunun onu benimsediğini dahi kanıtlayamaz.

Platformların öneri sistemleri, koordineli paylaşımlar ve tekrarlar görünürlüğü etkileyebilir.

Bir kişi hakkında binlerce suçlama yapılması, yargı kararı yerine geçmez. Masumiyet karinesi, kişilerin suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılamayacağını bildirir.

Kamusal tartışmada eleştiri ve haber verme özgürlüğü önemlidir; ancak iddiayı kesin olgu gibi sunmak, özellikle itibar ve kişilik hakları bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Hakikat arayışı, ifade özgürlüğünü susturmak değil, onu doğrulama sorumluluğuyla birlikte kullanmaktır.

Sonuç: Hakikat oylanmaz

Bir görüşü çok sayıda kişinin benimsemesi, o görüşü incelemeye değer kılabilir; fakat tek başına doğrulamaz.

Kalabalığa katılmak da karşı çıkmak da başlı başına erdem değildir.

Erdem, kendi kanaatinin yanlış olabileceğini kabul ederek delile açık kalmaktır.

Kur’an’ın zan karşısındaki uyarısı, hadislerin doğru söz hassasiyeti, Risale-i Nur’un insaf düsturu ve hukuk devletinin hak güvenceleri farklı düzlemlerde aynı sorumluluğu hatırlatır: İnsanları saymadan önce delilleri tartmak. Çünkü hakikat, kendisine inananların sayısıyla büyümez; ona karşı çıkanların çokluğuyla küçülmez.

---

Kaynak ve doğrulama notları

Kur’an-ı Kerîm: En’âm 6/116; Hucurât 49/6; İsrâ 17/36; Necm 53/28. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu meali ve tefsiri: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/En%27%C3%A2m-suresi/905/116-ayet-tefsiri

Müslim, Sahîh, Mukaddime, hadis 5: https://sunnah.com/muslim/introduction/6

Buhârî, Sahîh, Edeb, hadis 6094: https://sunnah.com/bukhari:6094

Said Nursî, Lem’alar, Yirminci Lem’a, Üçüncü Sebep: https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/lemalar/yirminci-lem-a/155

İmam Gazâlî, el-Münkız mine’d-Dalâl; TDV İslâm Ansiklopedisi, “el-Münkız mine’d-Dalâl”: https://islamansiklopedisi.org.tr/el-munkiz-mined-dalal

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 2, 6, 10, 13, 26, 36 ve 38. Resmî metin: https://anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/anayasa/ (19 Ekim 2026 tarihinde kontrol edilmiştir).

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.