İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich başkanlığında toplanan konferansa, Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer, Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Ehrhart Körting, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) diyalog sorumlusu Bekir Alboğa, Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Kenan Kolat, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu 2. Başkanı Ali Ertan Toprak ile diğer bazı Müslüman kuruluş ve dernek temsilcileri ve bazı hükümet yetkilileri katıldı.
Konferanstan önce, bu yılın başında Mercator Vakfı ve Humboldt Üniversitesi tarafından düzenlenen ve Müslüman gençlerin katıldığı Genç İslam Konferansı toplantısında alınan önerilerin bir listesi Bakan Friedrich'e sunuldu.
Friedrich, mart ayının başında göreve geldikten hemen sonra "Müslümanların Almanya'ya ait olduğu, ancak İslamiyet'in Almanya'ya ait olduğunun tarihte belgelenmediği" şeklinde açıklama yaptığı için konferans Almanya'da büyük bir ilgi ile izleniyor.
Almanya'da Maliye Bakanı olarak görev yapan eski İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble tarafından 2006 yılında ilk kez düzenlenen konferans ile Müslümanların sorunlarının çözülerek Alman toplumuna uyumunun kolaylaştırılması hedefleniyor.
Bakan Friedrich, konferans öncesinde ARD televizyonunda yayınlanan "Morgenmagazin" adlı programda yaptığı konuşmada, Almanya'nın geçmişinin Hristiyanlık geleneğine dayandığına bir kez daha vurgu yaptı.
Friedrich, ülkesinin yüzyıllara dayanan kültürünün ve değerler ölçüsünün Hristiyanlıkla şekillendiğini belirterek, bu nedenle bu farklılığın ifade edilmesini önemli ve gerekli gördüğünü söyledi.
Müslümanları da Alman toplumuna daha fazla uyum sağlamaya ve ülkenin geleceğini birlikte şekillendirmeye çağıran Friedrich, DIK'in önemli konularından birini, din öğretmenlerinin ve imamların eğitiminin oluşturacağını kaydetti.
Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) Başkanı Aiman Mazyek ise, İslam Konferanslarında bugüne kadar önemli bir sonuç alınmadığını belirterek, yıllardan beri aynı konuların ve sorunların tartışıldığını, ancak bugüne kadar hiçbir sonuç alınmadığı için ZMD'nin bu konferanslara artık katılmadığını ifade etti.
İslam düşmanlığının sadece belirli bir kesimin radikal meyili olarak görülmemesi gerektiğini, buna karşı mücadele etmenin tüm toplumun bir görevi olduğunu belirten Mazyek, isteklerinin basit öneriler olmasına rağmen yeni İçişleri Bakanı Friedrich'in de bugüne kadar bu konularla ilgilenmediğini sözlerine ekledi.
DIK'e katılan İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) Başkanı Mustafa İmal da "Hamburger Abendblatt" gazetesine yaptığı açıklamada, konferansın artık sadece bir sembol niteliği taşıdığını, federal hükümetin, eyalet hükümetlerini de bu konferansla başlatılan diyaloğa dahil etmeyi başaramadığını söyledi.
Bu nedenle konferanstan beklentilerinin azaldığını ifade eden İmal, "Dini topluluk olarak (hukuki açıdan) kabul edilme, din dersi verilmesi, imamların eğitimi, İslamiyet ve Müslümanlara karşı daha fazla hoşgörü gösterilmesi gibi konularda çok daha fazla yol alacağımızı ümit etmiştik" diye konuştu.
Friedrich'in, "Müslümanların Almanya'ya ait olduğu, ancak İslamiyet'in Almanya'ya ait olduğunun tarihte belgelenmediği" şeklindeki sözlerini de konuyla ilgili bilgisizlik ve mevkisinin tecrübesizliği olarak nitelendiren İmal, yine de Friedrich'e bir fırsat vermek istediklerini kaydetti.
İslam bilimcisi Lamya Kaddor da "Frankfurter Rundschau" gazetesine yazdığı bir makalede, Friedrich'in, sözlerinden dolayı özür dilemesi gerektiğini belirterek, tek taraflı ve muhafazakar olduğu gerekçesi ile DIK'in de tümüyle kaldırılması gerektiğini savundu.
Habertürk