Beraat Kandili

Kadri HAZAL

Değerli Dostlar! Manevi ticaret mevsimi olan üç aylar da en mühim gecelerden biri de Şaban ayının 15. gecesi olan Berat Kandili’dir. Berat Arapça berâe-berâet kelimesi­nin Türkçeleşmiş şeklidir. Berâet, "iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yüküm­lülüğünün bulunmaması" anlamına ge­lir. Şaban’ın on beşinci gecesinde Müslümanların Allah'ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umula­rak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde "Şa­ban’ın ortasındaki gece", "mübarek ge­ce", "rahmet gecesi" ve "sak (bel­ge) gecesi" manalarına gelen terkipler kullanılmaktadır. Berat gecesi Müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla İbadet edilmesi âdet halini almıştır.[1]

Bu gece, mübarek geceler arasında ikinci faziletli gece olarak kabul edilmiştir. Bu gecenin kudsiyetine dair Bediüzzaman Said Nursi şöyle der: “Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve mukadderatı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadir de otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta her bir ameli salihin ve her bir harfi Kur’an’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhuru selase’ de yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsi leyali-i meşhure de on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’an’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük kardır.”[2]

Üstad talebelerine yazdığı bir Berat kandili tebrikinde ise onlara Berat Gecesini nasıl değerlendirmeleri konusunda şu tavsiyelerde bulunur. Söz konusu ettiğimiz tebrik şu şekildedir: “Elli senelik bir manevi ibadet ömrünü ehli imana kazandırabilen Leyle-i Beratınızı ruhu canımızla tebrik ederiz. Her biriniz şirketi maneviye sırrıyla ve tesanüdü maneviye feyziyle, kırk bin lisanla tesbih eden bazı melekler gibi, her bir halis, muhlis Nur şakirtlerini kırk bin dille istiğfar ve ibadet etmiş gibi rahmeti ilahiyeden kanaati tamme ile ümit ediyoruz.”[3]

Üstadın bu ifadelerinden şunu anlıyoruz bu gece, her hasene ve her Kur’an harfine on bin, yirmi bin sevap yazılabilmektedir. Bunun için geceyi değerlendirirken ferdilikten ziyade toplu etkinliklere önem vermek gerekiyor. Bunun içinde yapmamız gereken aramızda Kur’an hatimleri, Yasin’ler, Cevşen’ler, Salâvatlar paylaştırarak ortak okumalar yapmaktır. Bu geceyi önemli kılan nedenlere gelince İslam âlimleri birçok görüşlere yer verip,  geceye birçok isimler vermiş ve konu ile ilgili çok sayıda Hadis-i Şerif aktarmışlardır.

Bu görüşlerden bazıları şu şekildedir. Bazı âlimler Duhan suresinin 3. ayetinde geçen “Biz onu mübarek bir gecede indirdik” ayetindeki geceden muradın Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Bu âlimler şöyle der: “Kur’an-ı Kerim Berat gecesi toptan ve bir çırpıda dünya semasına indirilmiş, dünya semasından da Resulüllah’a (a.s.m.) Ramazan ayının Kadir gecesinde ilk defa indirilmeye başlanmıştır. Yâni Kur’an’ın bir toptan indirilişi vardır, bir de parça parça Resulüllah Efendimize indirilişi vardır. İşte onun toptan indirilişi Beraat gecesinde, peyderpey indirilişi de Kadir gecesinde olmuştur diyoruz. En doğrusunu Allah bilir.”[4]

İbni Abbas (r.a.) gibi âlimlere göre bu gece bir senelik beşer programının yazıldığı gecedir. İbni Abbas şöyle der: “Cenabı Hakkın bütün kazaları Şaban’ın 15. gecesinde memur meleklere teslim edilir. “Bazılarına göre Berat gecesi emirlerin Levhi mahfuz’dan istinsahına başlanır, kâtipler bu geceden gelecek senedeki aynı geceye kadar olan vakaları yazar ve bu, Kadir gecesi bitirilir de rızıklara ait nüsha Mikail’e (a.s.), harplere, zelzelelere, saikalara, çöküntülere ait nüsha Cebrail’e (a.s.), ameller ile ilgili nüsha dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil’e (a.s.), musibetlere ait nüsha’da Azrail’e (a.s.) teslim olunur.”

Denildi ki: Beraet gecesinde beş haslet vardır: 1) Her mühim iş o gece tefrik edilir. 2) O geceki ibadetin fazileti büyüktür. 3) Rahmeti ilahiye feyezan eder. 4) Mağfiret gecesidir. 5) O gece Resulüllah’a (s.a.v.) şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Çünkü Resulü Ekrem (s.a.v.) Şaban’ın 13. Gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, 14. gece yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, 15. gecesi  talep etmiş, bu gece şefaatin tamamı ihsan buyurulmuş. Bu şefaatten mahrum olanlar Allah’tan devenin ürküp kaçtığı gibi, kaçanlardır. Adatı ilahiyedendir ki bu gece Zemzem kuyusunun suyu artar. (Şeyhzade, Razi, Ebus-Suud)  [5]

İmam Kurtubi Duhan Suresi 3. Ve 4. Ayetlerin tefsirinde şu rivayetleri aktarır: “İkrime dedi ki: Burada sözü edilen gece Şaban’ın ortası gecesidir. Orada bir senenin işleri hükme bağlanır. Hayatta kalacaklar, öleceklerden ayrı kaydedilir. Hacca gidecek olanlar yazılır ve kimse onlara ilave edilmez, kimse de onlardan eksiltilmez.”

Osman b. el-Muğire de şöyle demektedir: Peygamber (sav) buyurdu ki: "Şaban’dan Şaban’a kadar eceller kesinleştirilir. Öyle ki bir adam bir hanımı nikâhlar, onun çocuğu olur, hâlbuki adı ölüler arasında kayıtlı bulunur."[6]

M. Hamdi Yazır’ın Duhan Suresi’nin tefsirinde aktardığı bir kısım görüşlerde şu şekildedir: “Keşşaf tefsirinde der ki, ayette geçen "Mübarek gece" kadir gecesidir. Bir de denildi ki, Şaban'ın yarısı gecesidir ki bunun dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berae gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla kadir gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sakk (bir sened) yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır: 1- Tefrik-i külli emrin hakim (her hikmetli işin ayrılması) 2- Bu gecedeki ibadetin fazileti: Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki, "Her kim bu gece yüz rekât namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar." 3- Rahmet iner, Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Yüce Allah bu gece ümmetime öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca." 4- Mağfiret meydana gelir. Yine Resulüllah (s.a.v.) buyurmuştur ki "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan yahut ana-babasını inciten veya zinaya ısrarla devam eden müstesna." 5- Bu gecede Resulüllah’a (s.a.v.)  şefaatin tamamı verilmiştir. Çünkü Resulüllah Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka. Bir de bu gece zemzem suyunun açık bir biçimde artması ilâhî âdetlerdendir. Bununla birlikte çoğunluğun görüşü bu mübarek geceden maksadın kadir gecesi olmasıdır. Çünkü "Gerçekten biz onu kadir gecesinde indirdik." (Kadr, 97/1) buyurulmuştur. Bir de, "Her hikmetli iş nezdimizden bir emr ile o zaman ayrılır. (Duhan, 44/4) ifadesi, "Ondan melekler ve ruh Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. (Kadr, 97/4) ifadesine uygundur. Bir de, "Ramazan ayıdır ki Kur'ân onda indirilmiştir." (Bakara 2/185) buyurulmuştur. Ve çoğunluğun görüşüne göre Kadir gecesi Ramazan'dadır. Eğer dersen: Kur'ânın bu gecede indirilmesinin manası nedir? Derim ki; Şöyle dediler: Yedinci semadan dünya semasına bir cümle olarak (toptan) Levh'te dünya semasına indirildi ve Cebrail (a.s.) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da Peygamber'e yirmi üç senede kısım kısım indiriyordu.

Keşşaf'ın Kur'ân'ın inişi hakkındaki bu son beyanı, bu gecenin Berat gecesi olduğunu söyleyenlerin görüşüne uygun düşmüş oluyor. Çünkü Kadir gecesinde ilk kez Peygamber'e indirilmeye başlanmıştır. Onun için Kâdî ve Ebu's-Suud şöyle demişlerdir: "İlk defa o gece indirilmeye başlandı. Veya o gece cümleten (toptan) Levh'ten dünya semasına indirildi ve Cebrail (a.s.) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da Peygamber'e yirmi üç senede kısım kısım indiriyordu."

Mübareke, hayrı çok demektir. Çünkü Yüce Allah bu gecede kullarının menfaatlerine ait işler hazırlar ki yalnız Kur'ân'ın inzali olsa yine yeterdi. Amma niçin gece indirildi. Çünkü biz münzir idik, yani inzar yapıyorduk, inzar edecek uyarıcı bir peygamber gönderiyorduk. Demek ki Peygamber'in inzarı sıdk ile yapılması için ilk önce onu kendi nefsinde duyması hikmetin gereği idi. Buna da en yaraşan gece olması idi, gecenin mübarekliğine gelince her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Her hikmetli, önemli iş veya her muhkem, sağlam olması gereken işler onda yani o gecede ayrılıp tedbir ve dağıtımı yapılır. İcra edilmek üzere özel olarak ayrılır, yazılır. Bu cümle isti'nafiye (yeni bağımsız cümle) veya gece kelimesinin sıfatıdır. Önceki ihtimale göre "mutlak olarak gecede", ikinciye göre de, O gecede" demek olur. Ebu's-Suud der ki: Bu vasıf onun kadir gecesi olduğuna delalet eder. “Yufreku” nun manası da şu demek olur: Gelecek seneye kadar kulların rızıkları, ecelleri ve diğer durumları yazılır, ayrıntılı bir şekilde belirlenir. Bir de denilmiştir ki: Bunun Levh'ten yazılmasına Beraat gecesi başlanır Kadir gecesi bitirilir. Rızıklar nüshası Mikail'e, savaşlar, zelzeleler yer çökmeleri, yıldırımlar nüshası Cebrail'e, ameller nüshası dünya semasının sahibi İsmail'e ki büyük bir Melektir, musibetler nüshası da ölüm meleğine verilir.”[7]

Berat Gecesi ile ilgili Tefsir ve Hadis kitaplarında çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Bu hadisler şunlardır:

Hz. Peygamberden şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Şaban’ın orta ge­cesi oldu mu o geceyi namazla ihya ediniz, gündüzünü oruç tutunuz. Çün­kü yüce Allah güneşin batışında dünya semasına iner ve: Yok mu mağfiret dileyen, ona mağfiret edeyim. Yok mu bir belaya maruz olan, ona afiyet ve­reyim. Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böy­le olan, diye tan yeri ağarıncaya kadar söyler." Bunu da es-Sa'lebi zikret­miştir.

Tirmizi bu anlamdaki bir rivayeti Aişe (r.a)'dan kaydetmektedir. Bu­na göre Peygamber (sav) buyurdu ki: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah Şa­ban ayının ortası gecesinde dünya semasına iner ve Kelb oğulları koyunlarının tüyleri sayısından daha fazla kimseye mağfiret buyurur.”[8]

Aişe (r.a.) rivayet ediyor: Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Allah şu dört gecede rahmet yağdırır: Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Berat gecesi, Recep ayının ilk gecesi.”

Yine Ebu Ümame (r.a.) nin rivayetine göre Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurur: “Dört gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez. Recep Ayının ilk gecesi, Berat Gecesi, Cuma Gecesi, iki Bayram gecesi.”[9]

Muaz bin Cebel (r.a.) Hz. Peygamber (a.s.m.) den şöyle rivayet etti: “Allah Teâlâ Şaban’ın 15. Gecesi bütün yarattıklarına muttali olup, onların hepsini bağışlar. Ancak müşrik ve münafığı bağışlamaz.”

İmam Ahmed Abdullah bin Amr (r.a.) dan Resulüllah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etti:”Allah –azze ve celle- Şaban’ın 15. Gecesinde yarattıklarına muttali olup, münafık ve intihar eden hariç bütün kullarını bağışlar.”

Beyhaki Hz. Aişe’den (r.a.) Peygamber’in (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Cebrail (a.s.m.) bana gelip şöyle dedi: “Bu gece Şaban’ın 15. Gecesidir. Allah bu gece cehennemden Kelb kabilesinin sürüsünün tüyleri sayısınca kimseyi azat eder. Ancak bu gecede şu kimselere rahmet nazarıyla bakmaz: Müşrik, münafık, akrabalık bağlarını kesip gözetmeyen, büyüklük taslayan, ana babasına asi olan ve içki içmeye devam eden.”

Hz. Aişe (r.a.) anlatır: “Resulüllah (s.a.v.) geceleyin kalkıp namaza durdu. Secdeyi o kadar uzattı ki, ruhunu teslim ettiğini zannettim. Onu böyle hareketsiz görünce kalkıp başparmağını hareket ettirdim, hareket edince geri yerime döndüm ve secdesinde şöyle dua ettiğini işittim: ‘Azabından affına sığınırım, gazabından rızana sığınırım, senden yine sana sığınırım. Ben senin kendini övdüğün gibi övemem.’ Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca: ‘Ey Aişe! –Bir rivayette Humeyra!- Resulüllah’ın (s.a.v.) senin hakkını yerine getirmediğini mi zannettin?’ Buyurdu. Ben: ‘Hayır, vallahi ya Resulüllah! Secdeyi uzatmandan dolayı ruhunun kabzedildiğini zannettim’ dedim. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v.): ‘Bu gece hangi gecedir biliyor musun?’ dedi. Ben: ‘Allah ve Resulü daha iyi bilir’ deyince: ‘Bu Şaban’ın 15. Gecesidir. Allah –azze ve celle- Şaban’ın 15. Gecesinde kullarının haline muttali olur, bağışlama dileyenleri bağışlar, yardım dileyenlere yardım eder, kin tutanları oldukları gibi mağfiretinden geri bırakır’ buyurdu.”[10]

Hasan bin Osman bin Ebil As (r.a.), Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Şaban ayının 15. Gecesi olunca bir münadi seslenerek: Yok mu bağışlanmak isteyen? Bağışlayayım. Yok mu bir şey isteyen? Ona istediğini vereyim. Şirk koşmayan ve zina etmeyen herkese istediğini vereyim.” (Kenz’ül Ummal)

Urve (r.a.) den gelen rivayette Aişe (r.a.) anlatıyor: “Şaban ayının 15. Gecesi olunca Allah Resulü (s.a.v.) yanımdan ayrıldı. Allah Resulü’nün, kadınlarından birinin yanına gittiğini zannettim. Hemen kalkıp evde onu aramaya başladım. Ararken ayaklarım ayaklarına dokundu. O, secdeye kapanmış şöyle dua ediyordu: ‘Gizli halim ve hayalim Sana secdeye vardı. Kalbim Sana inandı. Nimetlerle Sana sığınıyorum. Günahlarımı sana açıyorum. Kendime zulmettim, beni bağışla, zira Senden başka bağışlayacak yoktur. Cezandan affına sığınıyorum. Azabından rahmetine sığınıyorum.  Kızgınlığından rızana sığınıyorum. Senden Sana sığınıyorum. Sen kendine övgüler yağdırdığı gibi ben Sana övgüler yağdıramam.’ Hz. Aişe (r.a.) Allah Resulü’nün (s.a.v.) bu hal üzere sabaha kadar durmaksızın namaz kıldığını belirtiyor. Sabah olduğunda ayakları morarmıştı, ayaklarını ovarak şöyle dedim: ‘Anam babam sana feda olsun, Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlamamış mıydı? Allah Teâlâ bunu sana yapmamış mıydı?’ Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Evet ey Aişe! Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?’ Bu gecede ne gibi hayırların var olduğunu bilmek ister misin? Bende: ‘Ne vardır bu gecede?’ diye sorunca, Allah Resulü (s.a.v.): ‘Bu sene doğacak çocukların her biri bu gece yazılır. Bu sene ölecek kimselerin her biri bu gece yazılır. Kulların işlediği ameller bu gece huzura çıkarılır. Kulların rızıkları bu gece indirilir’ buyurdu. Hz. Aişe (r.a.) sordu: ‘Ey Allah’ın Resulü! Öyle ki tüm mahlûkat Allah’ın rahmetiyle cennete girecek öyle mi?’ Allah Resulü (s.a.v.) buna karşılık: ‘Evet herkes Allah’ın rahmetiyle cennete girecektir’ buyurdu. Sordum: ‘Sende mi ey Allah’ın Resulü? Elini başının üstüne koyarak şöyle buyurdu: ‘Evet bende; ancak Allah Teâlâ beni rahmetiyle kuşatmıştır. Bunu üç kez tekrarladı.” (Suyuti, Dürri Mensur: 6/27)

Enes bin Malik (r.a.) anlatıyor: “Allah Resulü (s.a.v.) bir ihtiyaç için beni Hz. Aişe’nin (r.a.) evine gönderdi. O esnada Allah Resulü (s.a.v.) Şaban ayının 15. Gecesinden bahsettiğinden ihtiyacı çabucak alıp geri dönmek için Hz. Aişe’den çabuk olmasını istedim. O da: ‘Ey Enes! Otur, ben sana anlatayım’ dedi ve anlatmaya başladı. O gece Allah Resulü (s.a.v.) benimle beraberdi. Beraberce yattık. Geceleyin uyandığımda yanımda yoktu. Kalkıp diğer hanımlarının odalarını dolaştım, ancak bulamadım. Kendi kendime, belki de Mısırlı hanımı Mariya’nın yanına gitmiştir, dedim. Çıktım, Mescitte yürürken ayağım ayağına değdi. Allah Resulü (s.a.v.) secdeye kapanmış şöyle yalvarıyordu: ‘Gizlim halim ve hayalim Sana secde etti. Kalbim sana inandı. İşte suç işleyen ellerim, ey Azim olan Allah’ım! Günahlarımı ancak Azim olan bağışlar, beni bağışla, sonra kafasını kaldırdı ve: ‘Ey Allah’ım! Bana nankör ve hain olmayan, kötülükten uzak, temiz ve korkan bir kalp ver’ diyerek dua etti. Sonra döndü ve secdeye kapanarak: ‘Sana kardeşim Davud’un söylediğini söylüyorum: ‘Efendim için yüzümü toprağa sürdüm, efendimin şanına yaraşan affetmektir.’ Kafasını kaldırdığında: ‘Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü’ dedim. O da: ‘Ey Humeyra! Bu gecenin Şaban ayının 15 i olduğunu bilmiyor musun? Bu gecede Allah Teâlâ Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri kadar kişiyi cehennemden azat eder. Ancak şu altı grup kişi müstesna: 1) Devamlı içki içen, 2) Ana babasına karşı gelen, 3) Sürekli zina yapan, 4) Kargaşalık çıkaran 5) Yakın dostlarıyla ilişkisini kesen, 6) İftira eden’ buyurdu. Bunun üzerine şöyle sordum: ‘Neden Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri kadar sayıda kimseyi affeder?’ Allah Resulü (s.a.v.): ‘Araplar arasında, Kelb kabilesinden daha fazla koyunu olan yoktur da ondan’, cevabını verdi. (Suyuti, Dürri Mensur: 6/28)[11]

Kesir b. Mürre'nin naklettiğine göre Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah, Şaban'ın on beşinci gecesinde tecelli edip Allah'a şirk koşan ve akrabalık bağlarını koparanlar hariç, tüm yarattıklarını bağışlar." Dediler ki; Allah Resulü (s.a.v.) Şaban ayında oruç tutar ve Ramazan'a hürmeten Ramazan ayma oruçlu girerdi.[12]

Raşid bin Sad’dan rivayetle: “Şaban’ın 15. Gecesi olan Berat gecesinde Allah ölüm meleğine o sene içersinde ruhunu almak istediği bütün canlıları vahiyle bildirir.”[13]

Ebu Hüreyre (r.a) 'dan rivayet edildiğine göre: Resulüllah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur: -"Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi: "Ya Muhammed, başını Sema’ya kaldır. Sordum. -"Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı: -"Bu gece, Allah-u Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğerki bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teâlâ onları bağışlamaz. Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rükû edenlere. İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu". Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu". Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu." Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teâlâ, bu gece, Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."[14]

Denilmiştir ki: Müslümanların yeryüzünde iki bayram günleri olduğu gibi, semadaki meleklerin dahi iki bayram geceleri vardır. Meleklerin bayram geceleri: Berat gecesi ile Kadir Gecesidir. Müslümanların bayram günleri de Ramazan ve Kurban bayramı günleridir. Meleklerin bayramları gece olur; zira onlar gece uyumazlar. Müminlerin bayramı gündüz olur; zira gece uyurlar.[15]

Değerli dostlar! Beraat Kandili’ne kudsiyet kazandıran hususlardan biride Hicretin 2. Yılında Şaban ayının 15. Gününde kıble’nin Kudüs’ten Kabe’ye çevrilmesidir.[16]

Bir başka yazıda buluşmak dileğiyle Berat Kandilinizi kutlar, Kandilin İslam ve İnsanlık alemine huzur, barış ve kardeşlik getirmesini ve mazlum milletlerin hürriyetine vesile olmasını Cenabı Haktan niyaz ederim.

 

[1] . Halit Ünal, Berat Gecesi, İslam Ansiklopedisi c. 5, sh. 475, TDV Yayınları, İstanbul 1992, sh. 475

[2] . Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 1991, sh. 426

[3] . A. g. e, sh. 426

[4] . Ali Küçük, Besair’ül Kur’an, Duhan Suresi, (Darulkitap. Com)                                                                                           

[5] . Hasan Basri Çantay, Kur’an-ı Hakim ve Meali Kerim c. 3, Risale Yayınları, İstanbul 1996, sh. 54-55

[6] . İmam Kurtubi, Camiu Li Ahkam’il Kur’an c. 15, Buruc Yayınları, sh. 562-563 (Darulkitap. com)

[7] . M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili c. 7, Azim-Zaman, sh. 67-70

[8] . İmam Kurtubi, Camiu Li Ahkam’il Kur’an c. 15, Buruc Yayınları, sh. 562-563

[9] . Kalplerin Keşfi, sh. 518-519; İmam Suyuti, Camiüs-Sağir c. 3, Tercüme: İsmail Mutlu vd., Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2002, sh. 953

[10] . İmam Hafız El-Münziri, Tergib ve Terhib c. 2, Tercüme: A. Muhtar Büyükçınar vd. , Huzur Yayınevi, İstanbul 2003, sh. 471-473

[11] . İmam Beyhaki, Fezail-i Evkat, Tercüme: Fikret Şen, Ravza Yayınları, İstanbul 2008, sh. 24-32

[12] . İbni Hacer El-Askalani, Metalib’ul Aliye c. 1, Tercüme: Adem Yerinde, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2006, sh. 466

[13] . Camiüs-Sağir c. 3, sh. 1262

[14] . Abdulkadir Geylani, Gunyet’üt-Talibin, Tercüme: Abdulkadir Akçiçek, Sağlam Kitabevi, İstanbul 1980, sh. 577-578

[15] . A. g. e, sh. 580

[16] . Lütfi Şentürk- Seyfettin Yazıcı, Diyanet Yeni İslam İlmihali, DİB Yayınları, Ankara 1996, sh. 338

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.