Beklenen Elçi (asm)

Misafir Kalem

“Gerçek şu ki! Allah’ı ve Ahiret Günü’nü ve O’nu her daim anan kimseler için; Allah’ın Elçisi, güzel bir örnek teşkil eder.” (Ahzab Sûresi, 21. Ayet)

Şiir: Abdulvahap Yorumlayan

BEKLENEN ELÇİ (asm)

Gün, şafak ile rahmete boğuldu,

Rahman’i (cc) işaretler ne? Soruldu...

“Ben, annemin rüyasıyım…”, buyurdu,

Hazreti Amine(ra), yetimini doyurdu;

Babaanne tornunun, ismini duyurdu,

Beklenen Elçi: Hazreti Muhammed (asm) oldu.

“Halime, ... bu çocuk (asm) korunmuş bir varlık.”

O günden sonra görmedi; Halime(ra) darlık.

İyiyle kötüyü ayıran, şuurlu varlık(asm);

Cennete bakan, cehennemi söndüren ağırlık(asm).

Kalbini yardıran Allah (cc); temizletti,

Şeyma, o anı; annesine iletti,

O’nun(asm) teşrifi; o beldeye rahmetti,

Fahri Âlem’i(asm), Rabb’i (cc) terbiye etti;

Resul(asm), “Her yeni eskir…” annesinden(ra) duydu,

Rabb’i(cc), yetimin kalbini(asm), nurla doldurdu…

Haham, Son Elçi: “Hazreti Ahmed”i(asm) buldu,

O(asm), hakikat ve güzelliğe mekân oldu.

O(asm), doğmadan; yolu Eski Ahit’te çizildi.

Gökteki, yerdeki mucizeleri görünce irkildi;

Bahira, O’nu (asm) görünce; şüpheleri silindi.

O(asm), Allah’ın (cc) rahmetinden bir iksirdi.

Gençliği güzel ahlakıyla ün buldu,

“Emin” lakabı, davasına kılıf oldu;

Şüpheciler, şüphelerinde boğuldu,

O’na(asm), Kâbe’de hakemlik sunuldu.

Heykelleri, imanıyla zıt buldu,

“Sizi yaratan kim? ”, diyerek sordu,

Allah’ın sanatından; delil sundu,

Sanatkârına, secdede bulundu,

Yılmadan, davasında sabit durdu.

Hürriyete susamış gönüllerin son umudu,

O müjdeciyi (asm); köleyle kız çocukları duydu,

“Cennet, anaların ayağının altında(dır).”, buyurdu;

O(asm), Adl’in (cc) Güneşi(asm), kalplerdeki yerini buldu.

Üstümüze, karanlığı dağıtan Ay(asm) doğdu;

Müminler de, Hazreti Mustafa’ya(asm)vuruldu,

İman; Allah’ın önerdiği, “örnek”li(asm) yoldu,

İslam; güzel hasletler, erdemler, güller yurdu;

“Cemil(cc)” olanın Gül’üyle(asm) güzellikler doldu.

Ümmi (asm)! Kuran’ı, ediplerin önüne koydu...

Şairler susunca, şiirler raflara kondu;

Yüce Kelam; belağatıyla meydan okudu…

“İşittik ve itaat ettik”; örnekli yoldu,

Öldürülen çocuklar; zalimlere soruldu,

Zorla evlenen; nikâhsız olduğunu duydu,

Resul’ü öldürmeye giden; imanla doldu,

İşleyen akıllar; Kuran’ın manasına vuruldu; …

Aranan ilah da; Ayetel Kürsi’yle son buldu…

(Hz.) Cebrail(as), hükümdarlıkla kulluğu sundu;

Muallim-i Ekmel de(asm), kullukla doğruldu;

Kibirden, kinden, şirkten, şehvetten korundu;

Davasına bedel; şirkli din öne kondu;

Putçu, tekliflerini sıralayıp sundu…

O(asm)! Ay’la Güneşi sıralayıp… dik durdu,

Dünya; Rahman’a(cc) kavuşturan bir oyundu.

O’nun(asm), secdede başına işkembe kondu,

Bu işkencede; kızına(ra), sabır buyurdu;

Kötülüğe karşı iyilik, tek düsturdu,

O(asm), Rahman’ın(cc), güzide Hazreti Mahmud’u(asm) .

“Bir avuç toprakla onları durdurdu”;

“Avucunda ki kumlar, tophane yurdu.”

“Dokunuşuyla dertliler şifa buldu”,

Eliyle ağzı(asm); Rahman’dan (cc)sırla doldu;

Resul’le(asm) hayata bakan; “Hayy’ı(cc)” buldu.

Mekke’de, (Hz) Hubeyb’in(ra) son isteği de soruldu;…

“Veda selamı”; ta! Medine’den karşılık buldu;

Nebiy-yi Alişan ise(asm), ağlayarak doğruldu,

(Hz) Hubeyb’in (ra) şahadeti, salâtta zirve oldu.

Zekâtı sınamak için; ödenen deve ücreti,

Değerli yüklerle kervancıya kattı emaneti,

Zekâtı verilen deve ile kurtulan serveti;

Gerçeği arayanların, Resul’lü(asm) bileti.

Mağaraya, örümcek ağı mühür oldu,

İçinde, güvercinler kuluçkaya kondu,

Cehalet; sonu acı olan bir oyundu,

O(asm), hicretle “İslam Devleti”ni kurdu.

Şahadet parmağı, ayı ikiye böldü,

O an insanlar; şirkten, hidayete döndü,

O’na(asm), husumetle uzanan diller söndü,

Doğruluk; her zaman, şaşılmayan tek yöndü,

Irkçı İblis; yeminle yalanla övündü;

Varisleri, ahirzaman şerriyle döndü;

Dünya, onların elinde; kandan bir göldü,

Gönlünü paklayan, Mehdi ile bir güldü.

O(asm), Mescidi Aksa’dan, Miraç’a yürüdü,

Güzelliğiyle Allah (cc) , kuluna göründü,

Allah’ın (cc) kudretinde; müjdeleri gördü,

Nebiy-i Muhterem’de(asm), iltifatla döndü,

“Müminin miracı(dır.) namaz”, beşe bölündü,

Resulüllah(asm), yetmiş üç fırkayıda gördü,

“Sır Kâtibi” de, sırlarla evine döndü…

Mümin, “Güzel Örnek”teki Önderi (asm) övdü.

Allahsızlar da, nefisleri için öldü;

Deccal, piyonlarını sevip, övdü;

“Kur’an’da namaz yok!” salâtsız öldü…

Ağaca; “…gel !” Peygamberin(sam) komutu,

Ağaç; emrin gereğinde bulundu.

Ağaca, “Ben, kimim ?” diyerek sordu,

O’na(asm), “Allah’ın Elçisi’sin(asm).”duyurdu;

Bedevi, hayretinden secdeye durdu;

O(asm), “Yalnız Allah’a secde et! …” buyurdu.

O(asm), Kuran’ı; cinne, insana okudu;

Sevgisini, her daim Rabb’ine(cc) sundu;

Köleyle kızların gönlüne, Gün(asm) doğdu;

Ezilen, üzülen Derman’ını(asm) buldu;

Her hak sahibinin, hakkını korudu;

Hakk’a(cc) tutkunluğu; gönlümü doyurdu,

Can cümlesine; ahiret, nokta oldu,

Yetimle yoksulu giydirip, doyurdu,

Sorularım, Resul’le(asm) “Kayyum”u(cc) buldu;

O(asm); adaletin, sevginin gerçek yurdu.

İlginç olaylar olmuş, kurtta konuşmuştu…

Sürüyü; kurda emanet edip, yolu tutmuştu,

O’nu(asm) gören; kurda ikramda bulunmuştu,

Çoban, hidayetle Sahibi’ni(cc); bulmuştu.

Dinimin adı: Barış, gönüllerdeki de barıştı;

Kılıç şıkırtıları, ok vızıltısına karıştı,

Elini oka uzatan Talha(ra); nefsiyle yarıştı,

Hazreti Talha’nın(ra) kazancı; Peygamberî(asm) alkıştı.

Parmaklardan akan suyu içen ordu;

Tekbirlerle! Savaş meydanı doldurdu,

O gün, düşmanı canevinden vurdu;

O(asm), mucizelerle beslenen şuurdu…

Cennet; güzel hasetlilerin umudu!

Münafıklar, nefisleriyle kudurdu!…

Cehennem; kinin, kibrin, kirin son yurdu!

Hazreti Cabir(ra), yemek hazırlığında bulundu;

Biri diğerini, ötekini korku öldürdü,

Annede, ölüleri sakladı; hüznü söndürdü.

Baba, ölmüş çocukları ile sınava döndü;

Peygamber (asm), Allah’ın (cc) izniyle hayata döndürdü…

Resulüllah’ın(asm) teşrifi; iltifatlı onurdu,

Rabb(cc), açılan avuçları, bereketle doldurdu;

Yüzlercesinin gönlünü, midesini doyurdu,

Allah (cc), mucizeleriyle kullarını yoğurdu.

“İçki, kötülüklerin anasıdır.”, irade babası;

Tedbir, tevekkülün iki yönlü yuvası,

Şeytan, iradesine hâkim olmayanın ovası,

Gerçeğe susayana ulaşır, Resul’ün(asm) duası.

Deve, sahibini şikâyette bulundu,

Devciye, yaptığı işkence soruldu,

Hayvan haklarına bile, şartlar koşuldu…

Mazlumlar, Resulüllah’ı (asm) arayıp, buldu…

Nebiy-yi Zişan (asm), elçileriyle konuştu;

Onlar, bilmedikleri dillere; vakıf olmuştu,

İrşadın altı elçisi, yeniden doğmuştu,

O(asm), mucizelere sırdaş olmuştu.

O(asm), muhabbet havzasının havası, sütüydü;

Nice buzlar eridi, kütükler ise yüzdü,

“Hala! Şu yüzde, yalan yok!” denilen tek yüzdü,

Resul’ün (asm) yolu meşakkatli, ama pek düzdü.

Habeş Kralı Necaşi(ra) ölüp, Rabb’ine (cc) kavuştu;

Resul(asm), gıyabi cenaze namazına durmuştu,

Ölümünü; insanlar, haftalar sonra duymuştu,

Resul (asm), uzağı yakın kılan; Allah’ı(cc) bulmuştu.

Arap Adası, Hazreti Ahmed’in(asm) yurdu,

Hakk’a (cc) yönelenler; batılı silip, kovdu.

Kuran; tevhit kalesini yükselten surdu,

Resul’e (asm); “Mucizatül Kur’an” şahit oldu,

Mümin, Resulüllah’ın ahlakıyla doldu.

Münafık, taşlaşan kalbinde heykel buldu.

Yemek olarak getirilen keçi konuştu:

“Ben, zehirliyim”. O (asm) duymuştu.

O, O’nu (asm) sınava tabi tutmuştu,

Konuşan Delil(asm), takipçisini bulmuştu.

O(asm), köpek ve yavrularını görünce; orduyu durdurdu,

Merhametinde; köpeğin yavruları da yerini buldu;

Hukukullahın hukukçuluğundan, yaşayarak ders sundu,

Kör olmayan gönüllerde; Resulüllah’da(asm), yerini buldu.

Resul(asm), Kur’an’a sımsıkı sarılıp, uydu,

Kur’an’da; “Resul’e(asm) itaat”ı şart koydu,

Küfrün dikenleri, bir bir yıkılıp, soldu,

Müminler, Rehber-i Ekber’le (asm) irşat oldu;

Resulüllah’ın(asm) sünneti, hikmetli yoldu,

Hazreti Fatma(ra), hikmeti sürdüren soydu…

O(asm), “Ben, Rabb’ime kavuşacağım.”, buyurdu;

Hazreti Fatma(ra), hüzünlenip, ağlıyordu.

“Bana(asm), önce sen(ra) kavuşacaksın.”, buyurdu,

Hazreti Fatma (ra), sevincinden uçuyordu....

“Her takva sahibi; Ehl-i Beyt(imdendir.)”e dönüştü,

Köle de(S.Farisi ra), Ehl-i Beyt payesini bölüştü.

İki Cihanın Güneşi (asm) , helalleşip göçtü;

Allah (cc) , acıyı verip; evladını da(ra) ölçtü;

İki kanadı, hüzünle sevinç, O (ra)’da göçtü,

Kur’an’ın bayraktarlığı; Ehl-i Beyt’e düştü!

“Buda:”Ben, Rahmet’tin habercisiyim .” haberiydi,

Hz. İsa (as) , Hz. Musa (as) aynı haberin tasdikçisiydi.

Allah (cc) , O’nu (asm) ; Âdem’in (as) affına vasıta etti,

O (asm) , her asra uğrayan trenin; Rahmet (asm) bileti.

“İyilikler, yine iyi şeyler doğurur .”

Güzel ahlakta; O’nun(asm), imzası bulunur.

Karıncanın dahi; hakkı, hayatı korunur,

“Her hayrın başında, Bismillah bulunur .”

“Zina edenin yüzünden; Allah(cc), nurunu alır.”

Nurun alındığı yer, zifiri karanlık kalır.

Casus, nefsine göre ayetleri kesip, alır;

Resul’e(asm) uyun ayetleriyle çelişip, kalır.

Allah’ın emriyle; Yaver-i Ekrem’e(asm) varılır;

Hazreti Muhammedsiz(asm) din de; İslam’dan ayrılır.

“Sema(uzay), dalgasız denizdir.”, O(asm), farklı deniz;

O (asm) denizin boyutlarına, hayret ederiz;

Nice müjdelerinin tek tek çıktığını biliriz,

21. Asır’da da, tekrar keşfedilen Efendi’miz(asm) .

Hak, yaşayanlara göre taksim olmaz,

Öldürülenin hakkı da, yerde kalmaz,

“kısas”tan uzaklaşanlar, adil olmaz;

Hakkı, kuvvette bilenin gülü olmaz,

Cehennem; ağlatan, öldürenle dolmaz.

Velhasıl! “İstişare eden; pişman olmaz .”

Cevamiu’l-kelim’in(asm) de, dengi olmaz.

Cehalet cephesinden bakanın, taşları bitmez ki;

Edepsizlerin edibi, O’nu(asm), tarif edemez ki;

“Tavusun güzelliği, yumurtasında gözükmez ki,

Kırıntılara bakan! O muhteşemi(asm) göremez ki. ”

Çalışıp, üretenler gözümüzdür;

Cennet, inananlardan dürüstündür.

“Veren el, alan elden üstündür .”;

Hep! Vermek için çalışanlar; “Öncü”müzdür.

“Aranızda senetleşin.” yaşama vurulan ölçüydü;

Kalemin, kâğıdın yokluğunda; O(asm), izlenen öncüydü;

Medenilerin, Medine’den Dünya’ya nurlu göçüydü,

O (sam); emeği ve alın terini yükselten, son sözcüydü.

“Kudret kaleminin mürekkebi oldu,”

Resul’le (asm); üstünlük yarışı son buldu,

Hür olan köle, liderliğe soyundu,

Mustafalar’ın Piriyle(asm); kul olundu.

“Arayan mevlasını, azan da belasını bulur.”;

İyilik Allah’tan (cc); kötülük te nefisle yoğrulur.

“İman” açıklanmayınca, imansızlıkta durulur;

“Yaprağın hareketi” bile; “ol” ile icra olur,

“Faiz, fuhuş yaygınlaştıkça; yer sarsıntısı olur .”

Kimi candan, canandan; kimi ise, Rabb’inden(cc) olur.

“Esmalar” için; tohum toprağa düşer, ürünü kalır;

Allah’a teslim olanlar; Kur’an ve Sünnet’e sarılır.

Şeytanın erinden, Firavun’un ferdinden; O (asm) ayrılır,

Resulüllah’ı(asm) küçümseyen, enaniyetiyle kalır.

O’nu (asm); Cebrail(as), kelimeyi şahadetle tebrik eder,

Kuran: “Allah’ın Elçisi, güzel bir örnek teşkil eder.”

O(asm), Hep Kur’an’a; Kur’an da O’na(asm) uymayı telkin eder.

Şeytanın eri; “Kur’an’da namaz yok!”deyip, teşvik eder;

Resulüllah gibi namaz kılanı ise, tahkir eder,

Tağutzade; nefsinin arzusuna tapıp, tesçil eder.

“İlim; Müslüman’ın yitik malıdır.”:

Hedeflenen; Övülmüş’ün(asm) farkıdır.

Tembellikler, nefsilerin malıdır;

Mücadele, inananın farkıdır.

“Allah’a inandım de; dosdoğru ol!”;

Allah’ın (cc) önerdiği; “örnek”li(asm) yol!

Allah’ın vadiyle akl-ı selim ol,

O Gonca Gül’ün(asm) kokusu ile dol,

Dürüstlükten başka, aranır mı yol?

O inci (asm) ki, “…iki kurbanlığın…”, bir oğlu (asm),

Baba, Abdullah; oğul da, Allah’ın(cc) kulu;

Mal, can ve ırz güvencesi ki; O’nun (asm) yolu,

Ahiret vadi olmazsa; müminin, kırılır kanadı kolu.

Kâinatı örten, Nurani bir(asm) örtüydü;

O’nu (asm), arz görmeseydi; bölünürdü.

Düşün! “Bir bakire kız gibi, örtünürdü .”

Müslümanlar, O’nun (asm) iffetiyle övünürdü.

Namazı, orucu ve adaleti terk etmedi; savaş meydanında,

Nasıl terk ederiz onları? Bolluk, rahatlık, sulhun durağında,

Hep hataları, kusurları başkalarında aradık; nefsin ağında,

Başkalarının değiştirirken; düştük, kırıldık, aklın odağında.

“Akl-ı selim” arar!

İlim ve hikmeti doğuran; helal lokmalı bir dilim;

Allah’a, imanla yönelen; arar örnekli(asm) bir ilim.

Bilgisi kadar adaletten; zulmünü anlayan selim,

Bilmediklerine vakıf olunca; olur, halim selim.

Yaradılışını Resul’le(asm) bulur; çift kanatlı ilim,

Elbisesi yamalı, vicdanı yamasız Son Muallim(asm).

Resulüllah(asm), ağlayan köleyi gördü;

O gün, insanlığın öldüğü bir gündü,

Resul’le(asm); Hakk, batıl ayrılıp, bölündü;

“Esma-i Hüsna” ile övünüp, güldü;

Fakirin, hakkını aldığı bir gündü,

Yaşayan ölüler de dirilip, güldü,

İçkinin, sokağa döküldüğü gündü,

Baskıyla evlenen kız; sevinip, güldü,

İslamoğlu Selman-ı Faris övündü,

Emeğiyle geçinen işçi de güldü,

İyiliğin karşısında müşrik öldü,

Kibirlenen ceset devrilip, gömüldü.

Kalb-i selim, Resulüllah’la övündü,

Bir iz bıraktı ki; asırlar değil, dündü,

Resulsüz(asm) geçen günler; kuruyan güldü!

MUHAMMED MUSTAFA’YDI (asm); O (asm).

Hz. Âdem’in(as), ilk ümidiydi; O(asm) .

Hz. İbrahim’in(as) duasıydı; O(asm) .

Hz. İsa’nın(as) da, müjdesiydi; O(asm) .

Hz. Amine’nin(ra) rüyasıydı; O(asm) .

Hz. Hatice’nin(ra) sevdasıydı; O(asm).

Buda’nın, haberindeki isimdi; O(asm) .

Yoksullara, gülümseyen yüzdü; O(asm).

Alın terini yükselten, özdü; O(asm).

Eğrinin karşısındaki, düzdü; O(asm).

Gönülleri ferahlatan, sözdü; O(asm).

Papaz Bahira’nın, ferasetiydi; O(asm).

Yahudiler’in sorduğu(3. soru), “Ümmi”ydi; O(asm).

“Necran Papazlar”ına, haykırandı; O(asm).

Allah’ın, “Cevamiu’l-kelim”iydi(asm); O(asm).

Dişlerini, misvaklayandı; O(asm).

Güzel ahlakın incisiydi; O(asm).

Aldanmayan, aldatmayandı; O(asm).

Emanetin, emin eliydi; O(asm).

Ağlayan ve ağlatmayandı; O(asm)

Hayrı, Allah’tan(cc), bilendi; O(asm).

Nefsinin önünde, eğilmeyen taçtı; O(asm).

Kendi gölgesine sığınmaktan, hep kaçtı; O(asm).

Putçuların putlarını yıkan, aşktı; O(asm).

Ubudiyet yarışında, çığır aştı; O(asm).

Saadeti de, secdede bulan, baştı; O(asm).

Sülüklerden, sömürücülerden kurtardı; O(asm).

Rüşveti, falcıyı, faizciyi sevmezdi; O(asm).

Ahdi, sözü yalandan dolandan kurtardı; O(asm).

Akılların, gönüllerin muhabbetiydi; O(asm) .

Kan davasının ve ırkçılığın zıddıydı; O(asm).

Kin diyarından, din diyarına getirdi; O(asm).

Edepsizin ve cehaletin düşmanıydı; O(asm).

Dürüstlüğün, nezaketin terazisiydi; O(asm).

“Öfkelenmeyiniz!”; öfkesini yutandı; O(asm).

“Anam ve babam feda olsun.”, denilendi; O(asm).

“İlim, Müslüman’ın yitik malıdır.”; çizdi; O(asm).

“Şu dört şeyi: … Yapmayacaksınız.”; rehberdi; O(asm) .

Mahlûkatın şükürlerini(Miraç) iletendi; O(asm).

“Aldatan, bizden değildir!”; Resulullah’dı; O(asm).

“İki günü eşit olan; ziyandadır.”; Hakk’ın ziyasıydı; O(asm) .

Leşin yendiği bir zamanda, domuzu dahi yemeyendi; O(asm) .

“Temizlik imanın yarısı(dır).”, imanın diğer yarısıydı; O(asm) .

Milletine hizmet eden, efendilerin Efendi’siydi (asm); O(asm) .

Velhasıl! Âlemlerin Rabb’inin(cc) Muhammed Mustafa’sıydı (asm);O(asm).

SON MUALLİM (sam)

Gönlüm saksıdır,

Gülünü arar oldu,

Aklımın merağına,

Gönlüm feda oldu.

Diktiğim muhabbet bayrağına,

Hz. Muhammed (asm) doğdu:

Adaleti, hürriyeti tavizsiz korudu;

Köleyle kızlar, O (asm) sevgiliyi buldu.

O (asm), mazlumların yanında,

Zalimlerin karşısında;

Mazlumları koruyan set oldu.

Ezeli olmayan madde;

İlmin, ispatlanan kolunda.

Evrimciler öldü,

Tesadüfün uğrunda.

Genler keşfedildi:

Matematiksel kodların kodunda,

Kodlayana merak uyandı;

İlmin, "DNA" yurdunda.

"Yaratılış", akılların doruğunda,

Aradıkları, Kuran’ın koynunda.

Şimdi de, Hz. Muhammed (asm) yürüdü,

Kuran’ın yolunda;

Yollar kayboldu,

O sonsuz Nur’unda(cc) …

“Bana ait olmayan sözü söyleyen; Cehennem’de yerini hazırlasın .”

“...Allah’ın Elçisi, güzel bir örnek teşkil eder.”, nedeni sorulur mu?

Hz. Muhammed’in (asm) davranış ve sözleri yabana koyulur mu?

Hz. Muhammed’siz (asm) ; Allah’ın (cc) Kuran’ı tefsir olur mu?

Başlarını, O’nun (asm) merdivenine taş yapanlara, dürüst mü?

Hiç sahabelerin imanından şüphe edilip, soru sorulur mu?

Hz. Muhammed’siz(asm) İslâm Dini; din, kılavuzsuz sunulur mu?

Ahiret’e inanmayana, Allah’ın Resulü’ndeki örneklik ne? Sorulur mu?

Ey Müşfik Sevgili !(asm),

Peygamberliğin; dünya’nın kilidini açar,

Kulluğun; ahiret’in meyvelerini saçar.

Nübüvvetinden(asm), kaçan, ancak enaniyetiyle kaçar.

Rabb’im (cc),“dört marufu”; sizin (asm), sinenizde açar...

Aklım; sınırlılardan, çerçeveye sığmayana(cc) kaçar.

O’na (cc) yönelttiğim secde ki; gönlümdeki gülleri açar.

Ey Müşfik Sevgili !(asm),

Şer rüzgârına karşı; güneş gibi durdun,

Her halükarda durmayı öğrettin bize.

İsyankâra, gerçeği konuştun,

Nefisle mücadele kaldı bize.

Erdemlilerin gülü, sermayesi oldun;

Düşünüp, ders çıkarmak kaldı bize…

“Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”

NAAT-I ŞERİF, “BEKLENEN ELÇİ(ASM)” şiirimin, dua bölümü

رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ ﴿٨٣﴾

وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ ﴿٨٤﴾

وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ ﴿٨٥﴾

وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ ﴿٨٦﴾

وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ ﴿٨٧﴾

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ ﴿٨٨﴾

اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ ﴿٨٩﴾

83: “Rabbim! Bana, ilim ve hikmet ver; beni sâlih kullarının arasına ilhak eyle!”

84: “Bana, gelecek nesiller arasında doğrulukla ve hayırla anılmayı nasip et!”

85: “Beni, içinde ebedî nimetlerin kaynadığı cennetin vârislerinden kıl!”

86: “Baba mı da bağışla; çünkü o yolunu şaşıranlar arasında.”

87: “İnsanların diriltilecekleri gün; beni, rezil rüsvâ eyleme!”

88: “O gün, ne mal fayda verir, ne de evlat.”

89: “Ancak, Allah’ın huzuruna tertemiz bir kalple gelenler kurtulur!”

ياَحَىُّ ياَقَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ اَسْتَغِيسُ لاَ تَكِلْنِ اِلى نَفْسىِ طَرْفَتَ عَيْنٍ وَاَصْلِحْ لِ شَاْنِى كُلِّهِ

“Ey Hayy-ı ve Kayyum olan Allah’ım! Rahmetinle Zat’ının yardımını isteri(m)(z);

Benim (Bizim), bütün işlerimi(zi); hal ve hareketlerimi(zi) düzelt(meni isteriz);

Beni(Bizi), bir göz kırpması kadar bile olsa, nefsim(iz)e bırakma(manı isteriz).”

Ey Rabb’im! Varlığım bir nefes; muhtaçlığım kâinat kadar; haddimizi isteriz.

1.

Ey Rabb’im! Mağfiret ve hidayet ver bize,

Salihlerin duasını koy, kalbimize.

2.

Ey Rabb’im! “İlimi ve hikmeti ver” bize,

Elçine(asm) ulaştır; bırakma nefsimize.

3.

Ey Rabb’im! İhlâsı, takvayı ihsan et bize,

Yıldızların kadar, şükürler ver zihnimize…

4.

Ey Rabb’im! Kuran ile sünnet ile yol ver bize,

Şuurlu mümin olmayı, bahşet ümmetimize.

5.

Ey Rabb’im!” Hakkı hakk; batılı batıl” sezdir bize,

Resul’ünün(asm) ahlakını, yerleştir zihnimize.

6.

Ey Rabb’im! Haramın, helalin yollarını göster bize,

Sırat-ı müstakime ulaştır; bırakma enemize.

7.

Ey Rabb’im! Öfkenin, şehvetin çirkinliğini sezdir bize,

Zikir, fikir, şükür ehlini; rehber eyle her birimize.

8.

Ey Rabb’im! Esma-i Hüsna’nı sevenleri, sevdir bize,

Bir an bile olsa, bırakma, kendi kendi halimize.

9.

Ey Rabb’im! Sabır ile erdem ile hayırlar ver bize,

Bilinçli Müslüman olmayı, ihsan et her birimize.

10.

Ey Rabb’im! Tevekkül ve tefekkür ehli olmayı, bahşet bize,

Besmeleyle helal lokmayla rahmetini ilet gövdemize.

11.

Ey Rabb’im! Aldanmayan, aldatmayan rehberler ver bize,

Hu! Hu! Hu! Söyleyen erenleri kat zürriyetimize.

12.

Ey Rabb’im! İyilikte yarışan, yiğit kardeşler ver bize,

Sünnet-i seniyeye ulaştır; sevdir, yedi ceddimize.

13.

Ey Rabb’im! Tembelliği ve miskinliği uzak kıl bize,

Kulluk şuuruna ulaştır; tekbirler ver fikrimize.

14.

Ey Rabb’im! Kuran’daki hikmetleri, ilham et bize,

Resulüllah’ın(asm) orta yolunu, göster kalbimize.

15.

Ey Rabb’im! Hayırlı işler, davranışlar, huylar ver bize,

Besmele’nin bereketini ihsan et, her birimize.

16.

Ey Rabb’im! Korkaklığı ve cimriliği uzak kıl bize,

Kulluk şuuruyla olgunlaştır; hamdler ver bilgimize.

17.

Ey Rabb’im! Kitabı, önünden verilen “öncü”ler ver bize,

“Bir göz kırpması kadar bile olsa, bırakma nefsimize!”

18.

Ey Rabb’im! Deccaller’in, Süfyanlar’ın şerlerini sezdir bize,

Mehdi’nin cesaretini ve hikmetini ver bedenimize.

19.

Ey Rabb’im! Sevdiklerini sevdir, beğendiklerini beğendir bize,

İhlâsı ve feraseti ilham eyle; Ümmet-i Muhammedimize.

20.

Ey Rabb’im! Günahlardan ve kusurlardan koru bizi,

Salihlerin takvasıyla nurlandır, her birimizi.

21.

Ey Rabb’im! Yalandan ve kibirden koru gözet bizi,

Kuddüs ismi şerifin ile pakla bedenimizi.

22.

Ey Rabb’im! İnsi ve cinni şeytanların şerrinden koru bizi,

En güzel hasletlere ulaştır; Ümmet-i Muhammedimizi.

23.

Ey Rabb’im! “Dalalete düşmekten ve düşürmekten” koru bizi,

Kulluk şuuruyla olgunlaştır; Ümmet-i Muhammedimizi.

24.

Ey Rabb’im!” Zulüm etmekten, zulüme uğramaktan” koru bizi,

Sırat-ı müstakime ulaştır; Ümmet-i Muhammedimizi.

25.

Ey Rabb’im! “Hataya düşmekten ve düşürmekten” esirge bizi,

Zat’ını(cc) anmakla olgunlaştır; Ümmet-i Muhammedimizi.

26.

Ey Rabb’im! “Cahillikten ve cahille karşılaşmaktan” koru bizi,

Salih kullarının hasletiyle yaşat ve haşret ümmetimizi.

27.

Ey Rabb’im! “Pişman olup, özür dileyeceğimiz söz”den koru bizi,

Güzel söz söyleme maharetiyle coştur ve yaşat milletimizi.

28.

Ey Rabb’im! Hakkı işitip, güzel kazanımlarla buluştur bizi,

Çalışan ve üreten; cömert kardeşlerle kuşat her birimizi.

29.

Ey Rabb’im! “Tam Kelimeler”inle kilitle eşimle bizi,

Samed(cc) ismi şerifini tazimle yaşat zihnimizi.

30.

Ey Rabb’im! Eksi ve artı sınav doğrusunda, sevginle koru gözet bizi,

İhlâsla onurlandır; beni, kardeşimi ve evlad ü iyalimizi.

31.

Ey Rabb’im! “Mahşerde; … rezil rüsva olmaktan koru gözet” bizi,

Cemal’in ile nurlandır; beni, anne, baba ve ceddimizi.

32.

Ey Rabb’im! “Sâlih kullarının arasına ilhak eyle!” bizi,

“Subhanallahi ve bihamdihi” zikriyle hoş tut kalbimizi.

33.

Ey Rabb’im! “Naim Cennetin vârislerinden eyle!” bizi,

“Selim bir kalple” donat, yaşa; Ümmet-i Muhammedimizi.

Anladım ki !

Kelimeleri ayıklarken, ayıkladıklarım ayna değil taşmışı,

Niceleri nefsiyle batmış; O’nu(asm) , iradem taşıyamaz batarmış.

Muhatabım, O’nu(asm), kelimelerim ile karşılaştıracak başmış,

O(asm), hal diliyle Kur’an Kerim’den Cennete, hayata bakarmış.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.