Bediüzzaman nasıl bir gazete istiyordu? (V)

Kadir AYTAR

Gazetenin Yayın Politikası:

3-Şu’ûn-ı muhtelife (Çeşitli İşler)

Şu’ûn: İşler, olaylar, vak'alar, hadiseler anlamlarına gelmektedir. Meşrû ve şer’î dairedeki bütün işler ve gelişmeler, muhtelif işlerin dairesine girebilir. Kültür ve sanat etkinliklerini de birlikte düşünmek gerekir.

Bediüzzaman’ın muhtelif işlerden kastı; insanlığa faydası olacak, hem dünya, hem de ahret saadetini temin edecek hikmetli ve faydalı, ayrıca toplumun maddi ve manevi kalkınmasını temin edecek işlerdir.

Batı medeniyeti, maddeten terakki etmiş olmasına rağmen, manen tefessüh etmiş olduğundan, İslam toplumları için iyi bir örnek değildir. Bu nedenle Bediüzzaman Batı medeniyetini ikiye ayırır. Toptancı bir düşünce yerine, faydalı kısımları alıp faydasız kısımları reddedetme yoluna tutar, seçici davranır.

a) Sosyal Problemlerin Çözümüne Yönelik Bir Yayıncılık

Toplumdaki geniş sosyal olayların, işlerin ve etkinliklerin incelenmesi, tahlil edilmesi ve sıkı bir analize tabi tutularak sosyal faydalara dönüştürülmesi gerekir. Bilgi ve görgünün, birlik ve beraberliğin, kaynaşma ve yardımlaşmanın bir toplum için önemi çok büyüktür. Haccın bunun için iyi bir fırsat ve zemin olduğu açıktır. Hac esnasındaki tanışma-bilişme, fikir birliği, yardımlaşma ve ortak çalışma bunun bel kemiğini oluşturur. Âlî maksatlara da iyi bir zemin hazırlar.

Param parça olmuş ve birbirlerini düşman zannederek öldürmüş İslam toplumlarının içler acısı durumlarını göz önüne alacak olursak yukarıda zikrettiğimiz esasların ne kadar önemli olduğu daha da iyi anlaşılacaktır.

b) Fıtri Meyelanları Uyandıran Bir Yayıncılık

Fıtri meyelanın karşı konulmaz bir gücü vardır.  Bu gücü toplumun kalkınması yolunda kullanmak gerekir. Bediüzzaman; imanın mahiyetindeki harika şehametle, İslamın izzetindeki şecaat ve İslam kardeşliğinin uyanışıyla hakikat güneşinin doğacağına inanır. (1) Sanat, ticaret, ittifak, teşrik-i mesai, iştirak-i âmâl gibi gelişim unsurları ile bölünmüşlüğü, cehaleti, fakirliği yenmeye ve İslam toplumlarını aydınlatarak dünyada söz sahibi yapmaya çalışır.

“İslam milletleri mazlumdur.” Diyen Bediüzzaman; şeriatı, şahsi garaz ve intikam fikri ile lekedar etmeden, hayat kaynağı yapan milletlerin eskiye nazaran bin derece daha yükseleceklerini kesin bir dille müjdeler. (2)

İşler, sefahatin terki, maarif, milli muhabbet, kalplerin birliği ve âdetullah kanunlarına uygun hareket gibi temel unsurların da desteği ile gelişir. Aksi halde bütün çalışmalar boşa gidecektir. Bediüzzaman, Bu memleket insanlarının tekemmülat makinesinin buharının diyanet olduğunu söyleyerek, İslam milletlerini şeriat kanunu trenine ve şer’i meşveret burağına fikren bindirerek medeni milletler ile omuz omuza müsabaka ettirir, balonla uçurarak layık oldukları mevkiye getirmenin çabası içine girer. (3)

c) İ’la-yı kelimetullahı Esas Alan Bir Yayıncılık

İ’la-yı kelimetullah için çalışmak her Müslümana farzdır. Bu zaman da bunun en büyük sebebinin maddeten terakki etmek olduğunu söyleyen Bediüzzaman; “Ecnebiler fenler ve sanayi silahıyla bizi manevi baskı altında eziyorlar. Biz de aynı silahlarla i’la-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil, fakr ve fikir ayrılıklarına karşı cihad edeceğiz.”  (4) der. Onun programında ümitsizlikliğe ve nemelazımcılığa asla yer yoktur. Çünkü bunlar bütün kemalata manidir. (5)

Sonuç olarak; meşru ve makul olmak şartı ile bir gazetede her türlü faydalı bilgiyi veya haberi vermek, halkı kaynağından ve doğru olarak bilgilendirmek, aydınlanmalarını ve şuurlanmalarını temin etmek elbette gelecekte çok güzel neticeler verecektir.

Kainatın boşluk kabul etmediği hepimizce malumdur. Halk doğru bilgilendirilmez ve marifet sahibi edilmezse, başkaları tarafından çok rahat aldatılabilir. Toplumun bütün katmanlarını kardeş sayıp onların ihtiyaçlarını karşılayan çok geniş muhtevalı bir gazetenin, birkaç mahalli ve evrensel dilde yayınlanması hizmet aşkıyla yanıp tutuşanların arayıp da bulamayacağı bir şey olmalıdır.

Kaynaklar:
1-Nursi, Bediüzzaman, Sünuhat, s: 71, 72, 73, Y.A.N.
2-Nursi, Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, s: 47, Y.A.N.
3-A.g.e., Hürriyete Hitab, s: 48; Yaşasın Şeriat-ı Muhammedi (a.s.m.), s: 51
4-A.g.e., Hakikat, s: 52
5-A.g.e., s: 68

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.