(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin EMİRDAĞ LAHİKASI-2 eserinden bölümler.)
Bismillahirrahmanirrahim
ÜSTADIMIZIN VASİYETNÂMESİ
Hem benim şahsımın, hem Risale‑i Nurun şahs‑ı manevîsinin sermâyesini, kendilerini Risale‑i Nurun hizmetine vakfedenlerin tâyinlerine vermek, hususan nafakasını çıkaramayanlara vermek lâzımdır.
Şimdiye kadar birkaç senedir tâyinatları verilen Nur talebeleri, hâslara mâlûm olmuş. Ben de yanımda şimdi bulunan kardeşlerimi kendime vâris ve benim vazifemi yapmaya çalışmak lâzım. Tesânüdü de tam muhâfaza etsinler.
Evet, bu vasiyetnâmeyi tasdik ediyorum: Said Nursî
***
VASİYETNÂMENİN HÂŞİYESİDİR
Üstadımız âhir ömründe insanların sohbetinden menedildiği cihetle anladı ki:
“Bu zamanda şahsiyet cihetiyle insanlara zarar verecek hâller var. Risale‑i Nurun mesleğindeki âzamî ihlâs için bu hastalık verilmiş. Çünkü bu zamanda şân, şeref perdesi altında riyâkârlık yer aldığından âzamî ihlâs ile bütün bütün enâniyeti terk lâzımdır.
Dostlar uzaktan rûhuma Fâtiha okusunlar, manevî duâ ve ziyaret etsinler. Kabrimin yanına gelmesinler. Fâtiha uzaktan da olsa rûhuma gelir. Risale‑i Nurdaki âzamî ihlâs ile bütün bütün terk‑i enâniyet için buna bir manevî sebep hissediyorum. Kendini Risale‑i Nura vakfetmiş olan yanımda bulunanlardan nöbetle birer adam kabrimin yakınında olup bu mânâyı, lüzumsuz ziyarete gelenlere bildirsinler.”
Said Nursî