Bayram Yüksel Ağabey ve ‘öğrenci evleri’ modelinin tarihçesi

Dursun SİVRİ

Bayram Yüksel ağabey, Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatında yanında bulunan saff-ı evvel ihlas deryası talebelerindendir.  Risale-i Nur hizmeti nasıl yapılacağı dersini çok sıkı bir disiplinden geçerek ve yaşayarak öğrenmiştir. Hayatında da harfiyen tatbik edilmesini temin etmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilali Bediüzzaman’ın vefatından iki ay sonra vuku bulur. İhtilalciler demokratlarla birlikte Nurcular üzerinde amansız bir takip, hapis zulüm başlatırlar. Üstadın yanında hizmetinde bulunan talebeleri, Zübeyir, Tahiri, Ceylan, Sungur, Bayram, Hüsnü ağabeylerin her biri bir yerlere dağılırlar. Bayram ağabey de Nazilli’ye Mustafa Öztürk ağabeyin çiftliğine traktör sürmek gibi işlerle uğraşır. Bir ara Zübeyir abi de gelir “Hizmet Rehberini” birlikte hazırlarlar. Bir süre sonra Bayram Ağabey Mustafa Osman ağabeyin daveti üzerine Karabük’e gider. Bir camcı esnafın yanında yanında çalışır. Karabük’e bir mahkeme vesilesiyle uğrayan Av. Bekir Berk ağabey Bayram abiye, “Senin ne işin var burada Ankara’ya hizmetin başında bulun?” der. Ankara’ya geçer.

Ankara’nın Ulus Hacı bayram semtindeki meşhur 27 numaralı dershanesinde hizmete başlar. İki katlı bir ev. Üst katında ev sahibesi bir hanım ikamet eder. Alt kat yani zemin toplamda 40 metrekare kadar bir alan. Salon olarak kullanılan alan 20 metrekare kadar.

Üniversitede okuyan talebelerin kaldıkları dersane uygulamaları Ankara’da başlatır.  Dersane sayıları artar.

Yüksek tahsil yıllarında (1976 -1980) Bayram Abinin Ankara’da bulunduğu dönemde ben de Ankara’da dershanede talebe evinde kalırken Ulus 27’ye gelip gidiyorduk. Bayram abi ile müşerref olmak, dersinde, sohbetlerinde bulunmak nasip oldu elhamdülillah.

1977’de Ankara’dan ayrıldı Isparta’ya yerleşti.

Dershane modeli hatırası

İhsan Atasoy’un nurun kahramanları serisinden çıkan kitaplarından “İhlas ve sadakat abidesi Bayram Yüksel ve Ali Uçar” adlı kitabının 113. Sayfasından bir paragraf;

Şevki Doğan anlatıyor;

“Ankara’da ilk talebe hizmetlerini başlatan Bayram Ağabeydir. O zaman İstanbul hariç üniversite hizmetleri ilk Ankara’da başlamıştı. Fethullah Gülen Hocaefendi İzmir’de vaizdi. Memleketi olan Erzurum’dan bir dönüşünde Ankara’ya uğramıştı. Bayram abinin yanına uğrar. Henüz talebe hizmeti başlamamıştı. Bayram ağabey kendisine dershaneleri gezdirip, talebe hizmetlerinin nasıl yapıldığını anlatmıştı.

‘Bunlar sabahleyin okula gider, yeni birisiyle tanışır, derse getirirler. Burada çay içer ders yapar, ikramda bulunurlar. Sonra isterlerse burada kalabileceklerini söylerler. Böylece kalanlar çoğalır yeni dershaneler açılır’ dedi. Hocaefendi ile yemek yedik ve yaptığımız hizmetleri anlattık. Çok memnun oldu ve kendilerinin de İzmir’de böyle bir hizmeti başlatacaklarını söyledi

Bir iki ay sonra İzmir’den üç minibüsle geldiler. İçlerinde Abdullah Aymaz da vardı. Ders ve hizmet tarzını yerinde gezip gördüler. Daha sonra Ankara’dan İzmir’e bir otobüs dolusu kardeşle Ankara’dan İzmir’e gittik…”

Öğrenci evleri meselesi gündeme gelince bu vesile ile örnek bir model olarak dikkat çekmek istedim.

Evet bu öğrenci evleri meselesi hükümetin çözebileceği bir mesele değildir. Yıllardır uygulanmakta, tecrübe edilmiş, bırakın Türkiye çapında küresel ölçekte, dünyanın her köşesinde sayılarının tespit edilemeyeceği kadar dershaneler dolup boşalmaktadır. Harıl harıl hizmet gerçekleşmektedir.

Türkiye’nin demografik yapısı, genetik kodları, sosyolojik psikolojik paradigmasında gelinen şu manzara bu dershanelerin eseridir.

Fertlerden başlayan, ince işçilikle, yeniden bir insan inşa hareketidir. Acilci siyasi düşüncedekiler, bu metodu pasif bulmuşlar, kitlesel ve siyasi araçlarla neticeye ulaşacaklarını hesap etmişler. Bu hesaplar tutmayınca nurcuların dedikleri yere gelmişler. Mevcut iktidarın başarısının sırrı yine arka planda bu evler olduğunu yüzeyden bakanlar göremezler.

Bu model, “sırren teneverat” sırrıdır. Sessiz, külfetsiz, muazzam bir müessesedir.  Milyonlar bu basit ama o kadar etkili hayat eğitiminin yapıldığı yerden geçmiştir. Türkiye’de sayıları bilinmiyor. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteriyor.

Peki bu evlerde sistem nasıl işliyor?

Bir dairede 5 veya 6 üniversite öğrencisi ikamet eder. Kızlar ve erkekler asla bir arada olmaz. Ayrı mekanlardır. Normal bir daire, günlük, normal hayat standartlarının ihtiyacı olan beyaz eşya, mobilya ve tefrişatı ile donanımlıdır.

Yemek temizlik gibi temel gereklilikler anlaşılarak nöbetleşe yapılır. Masraflar için ortak bir bütçe oluşturulur. Harcamalar ortak bütçeden yapılır. Tertip temizlik, misafir ağırlama gibi işler için görev bölümü yapılır.

Yaşama biçimi ve tarzı belirli değerler ve prensipler üzerine kuruludur.

Yemekler beraber yenilir. Birlikte her akşam sohbet edilir. Hususi ve ortak Risale-i Nur kitapları okunur. İlmihal bilgileri de öğrenilir. Cemaatle beş vakit namaz kılınır. Müzakereler, sohbetler yapılır. Her türlü soru ve sorun tartışılır cevapları aranır bulunur.

Herkes ayrıca kendi okul derslerine çalışacak masa gibi çalışma ortamı sağlanmıştır. Hayatın her anı ve dilimi sünnete uygun olması konusunda hassasiyet vardır. Yeni dahil olanlara uygun bir dille anlatılır.

Sefahat ve eğlencelerin, kötü alışkanlıkların girmediği bir steril ortamdır. Argo kullanılmaz.

Günlük hayatın her saniyesi Sünneti Seniyyeye göre tanımlanır, yaşanır.

Çok yönlü hayat eğitim alınır. Dostluk, arkadaşlık, kardeşlik hukukunun, iletişim sürecinin, vefa, yardımlaşma, dayanışma pratiklerinin en güzel örneklerinin uygulandığı yerlerdir.

Bugün toplumsal paradigmanın, hak ve hürriyetlerin, insani ve ahlaki değerlerin pozitif anlamda güçlü bir yapıya dönüşmesinde bu evlerin payı vardır. Toplumun unsurları yapı taşları olan fertlerin, aklına, ruhuna, kalbine nüfuz eden, sağlam inanç ve değerlerin sosyal bir doku haline gelmesine vesile olmuştur.

Sivil toplum kuruluşu, siyasi organizasyonlar, kitle faaliyetleri ile hızlı dönüşüm planlaması yöntemini benimseyenler eninde sonunda bu modele muhtaç kalacaklardır, kalmışlardır.

Öğrenci evlerindeki uygunsuzluğa mevcut mevzuata göre hükümet hiçbir şey yapamaz.

Bu işler tepeden inme dayatma ile olmaz. Gönüller üzerine, gönüllülük esasına dayanmalıdır.

Öte yandan bir de öz eleştiri yapmamız lazım. Hizmet gruplarının öğrenci evlerini zamanın ihtiyaçları ve gereklerine göre yeniden ele almak şartları iyileştirmek ve cazip hale getirmek gerekiyor. O düzenlemeler nasıl olmalı ayrıca bir yazı konusu olacak gibi…

Bu evlerin cazip hale gelmesi için hizmet grupları yeni yaklaşımlar geliştirmeli.

Devlet, hükümet benzeri yerlerde cemaatlerden görüş almalı. Nasıl bir yöntem uygulanabilir, hukuki sınırlar içinde gönüllülük esasına nasıl dayandırılır. Toplumda olumlu algı oluşturulması, aileler, gençler birlikte karar vermeleri nasıl temin edilir kafa yorulmalı.

Çok şükür diyorum. Çok şanslı olduğumu beyan ederim. Kendim aynı sistemden maddi ve manevi çok istifade ettim. İki çocuğum üniversitede okurken aynı yerlerde kaldılar. Endişe yaşamadan tahsillerinin hem de hayat eğitimlerini aldılar. Herkese tavsiye ediyorum. Eminim ki, bütün anne babalar çocukları için böyle steril ortamı arzu ediyorlardır.

Öğrenci evleri meselesi krizin fırsata dönüşebilecek şekilde gündeme gelmiştir. İlgililere ve sorumlulara duyurulur.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.