Bayram insanlığın derin insani yolculuğudur

Hani trafikte geçiş üstünlüğü olan araçlar vardır. Diğerleri yol verir, onlar da geçip giderler.

Dr. İlhami Fındıkçı'nın yazısı - Davranış Bilimleri Uzmanı

Hani trafikte geçiş üstünlüğü olan araçlar vardır. Diğerleri yol verir, onlar da geçip giderler. Belli ki önemli bir yük taşırlar.

Tabiattaki her şey, ona yüklediğimiz değer oranında hayatımızda önemlidir. Bütün dağlar dağdır da mesela ama bir tanesinin adı bile irkilmemiz için yeterlidir. Bal arısı da insan yiyen yırtıcı sürüngen de hayvandır. Ama hayatımızdaki yerleri ve algıları bambaşkadır.

Hayatın kaynağı olan zaman da böyledir. Saatler, günler, aylar, yıllar, objektif zaman aralığı olarak kendi içinde aynıdır. Ama bazı zamanlar özeldir, başkaca bir önem, kıymetli bir yük taşırlar ve aynen trafikteki gibi geçiş üstünlüğüne sahiptirler. Bayramlar, zaman çizgisi üzerindeki hayatımızda geçiş üstünlüğü olan özel zamanlardır. Dolayısıyla bu özel zamanlara hakkını vermek, bir anlamda insani derinliğimizin kalitesini gösterir.

Neşe, huzur, mutluluk belki de en önemlisi birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği, dini ve milli bayramların, günümüz insanı için vazgeçilmez bir önem taşıdığını hemen hepimiz biliyoruz. Biliyoruz da kaçımızın bunun gereğini yaşam alanına taşıdığı önemli bir sorudur. Diğer bir ifade ile giderek daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda bayram ve onun taşıdığı anlamdan giderek uzaklaştığımızın belki de farkında değiliz. Öyle ki evin dışında geçirilen tatil ile özdeş hale getirdiğimiz bayram, bayram olmaktan çıkıp trafik gibi maddi kazalarla sınırlı kalmıyor. Zaten aynı evin içinde giderek bağımsız hayatlar süren ve aile olmaktan uzaklaşan bireylerin, tatil mekânlarında birbirlerinden daha da uzaklaşmaları duygusal ve sosyal sorunları da körüklüyor. Elbette ki tatil, hayatın vazgeçilmez bir gerçeği, insanın dinlenme ihtiyacının bir sonucudur. Ama ruh ve duygu dünyamız için bayramların belki de ihtiyaç sıralamasında daha üst düzeyde olduğunu göz ardı etmeyelim.

Bayramı, bayram gibi yaşamak günümüz için daha üst düzeyde bir ihtiyaçtır. Çünkü; yoğun teknoloji, hayatın her alanına sirayet eden hız, başkasını yok sayan bencillik hastalığı, günümüz insanını hızla duygusal bir çoraklığa sürüklüyor. Kendinden uzaklaştırıyor, kendi hapishanesinde yaşadığı bir yalnızlığa itiyor, iç barışını bozuyor, taraf olmaya zorluyor, fanatikleştiriyor ve maalesef önü alınmaz bir şiddetin etken ya da edilgen nesnesi haline getiriyor. O halde bayramın anlamı ve taşıdığı geçiş üstünlüğü ile yeniden buluşmamız bunun için gayret etmemiz, sadece kendi hayatımız bakımından değil, aile ve özellikle toplumsal barış bakımından da çok önemlidir.

Yitirmeye başladığımız insani derinliği yeniden yakalamak, yaşamı ölüm gerçeği ile görmek, hiçlik sınırlarına erişebilmektir bayram. Bir yaşlının elindeki sıcaklığı, bir yetimin gözlerindeki nemi yakalamak, insandaki insanı görmektir bayram. Güneş misali her gün bıkmadan usanmadan yeniden doğmak ve ısıtmaktır varlığı ve eşyayı. Yani ki kendini bilme yolculuğunda mesafe almak ve hayatı bayrama çevirmektir bayram. Kopup geldiğimiz ruhlar âleminden bu yana içinde olduğumuz arayışı, özümüzü yitirmeden inadına insan kalmak suretiyle kemale erdirmenin fırsatıdır bayramlar.

Hani Mevlânâ'nın enfes benzetmelerindeki gemiyi hatırlarsınız. Açık denizdeki gemi için su önemlidir, değerlidir ve çok suya ihtiyaç vardır. Çünkü geminin yüzerek yoluna devam etmesi için bu gereklidir. Ancak gemi bir biçimde delinmiş ve içine su giriyorsa suyun taşıdığı anlam ve değer değişir. Varlık âlemine bir değer katmak, bir şeyler vermek, üretmek için gelen insan, sadece alıyor ve tüketiyorsa insani derinlik yolculuğundaki delikler de çoğalıyor demektir. Bayram, insanı insana uzaklaştıran bu kara deliklerle baş etmenin en güzel cevabı için yeni fırsatlar sunar.

Bayram; toplanmak, birlik, beraberlik ve teslimiyettir. Bu birlik; tende, fikirde ve duyguda ayrı ayrı gelişen ve yükselen bir ihtiyacın gereğidir. Bayram, ayrılığın dayanılmaz psikolojik endişesi ve azabından, topluluğun rahmeti ve bereketine yolculuktur. Bayram, başkasının istek ve ihtiyaçlarını, kendimizinkinden önce görme ve gereğini yapma erdemidir. Toplumsal birlik ve beraberliği söz ve söylemin ötesine taşımanın, birlikte yaşamanın gerektirdiği hoşgörüyü, ısrarla gösterebilme, davranışlarına yansıtabilme başarısıdır. Dünya toplumlarına dili, dini, rengi ne olursa olsun öncelikle insan gerçeği ile bakabilme ve ihtiyaç sahibine kucak açabilmenin ruhani hazzıdır. İmtihanlar sarmalı olan hayatın içindeki bir imtihanı başarı ile geçmenin mütevazı coşkusuna, başkalarını da ortak etmektir. Nihayet bayram, bizim insanlara ve insanlığa sunduğumuz hizmetin, bize yapılan hizmeti fersah fersah geçtiği bir insani derinlik yolculuğudur.

Sonuç olarak, bayramı bilmek ve ona kavuşmuş olmak gerekli ancak yeterli değildir. Asıl olan, bayramın bizden beklediklerini aksiyona dönüştürmektir. Asıl olan bayrama hakkını vermek, tüm hücreleriyle yaşamak ve bayramla birlikte bayrama dönüşen bireyler olmak, bayramlaşmaktır.

Zaman

Güncel Haberleri