Basın susturulmak isteniyor

Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker'in, İlhan Cihaner'in 'görevi kötüye kullanmak' ve 'evrakta sahtecilik' suçlamasıyla yargılandığı davada aldığı kararlar hukukçu ve gazetecilerin tepkisini çekti.

Hukukçular, Daire'nin, Cihaner'in 'Ergenekon terör örgütü üyesi olmak' suçlamasıyla yargılandığı dava dosyasını, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nden 'ivedi' şekilde özel kurye ile istemesinin hukuki olmadığını anlatıyor. Ayrıca, ses kayıtları ortada dururken, Daire'nin bunu haber yapan gazete ve televizyonlar hakkında suç duyurusunda bulunması 'basını susturma girişimi' olarak yorumlanıyor. Hukukçular Derneği eski Başkanı Kamil Uğur Yaralı, "Ses kaydı yapan yayın organlarına suç duyurusunda bulunmak, gazeteciler üzerinde baskı oluşturmaya çalışmak davanın kamuoyunda sağlıklı bir şekilde cereyan etmesine engel oluyor." diyor. Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek ise, "Özgür medyanın haberleri olmasaydı Türkiye'de hükümeti devirmeye yönelik eylemlerin üzerine gidilmezdi." ifadelerini kullanıyor.

Osman Kaşıkçı (Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı) Gazete hâkimin amiri değil ki davayı etkilesin

"Bizde yargıyı etkileme kavramı çok yanlış anlaşılıyor. Gazete, hâkimin amiri olmadığından o davayı etkilemez. Yargıtay'daki üyelerin konuşması yargıyı daha çok etkiler. Muhteva gözden kaçırılmadan ilgililer hakkında işlem yapılmalı. Bizde tek taraflı işletiliyor. İlhan Cihaner hakkındaki davalar birleştirilmez. Çünkü, kişinin aynı nitelikteki davaları birleştirilir. Burada da yanlış yapılıyor. Bir kişi hırsızlık suçu işlemişse bu suç ayrıdır, başkasına hakaret etmişse bu suç ayrıdır. Cihaner'in görevi kötüye kullanmak suçuyla terör örgütüne üye olma suçları birleştirilemez."

Reşat Petek (Emekli Cumhuriyet Başsavcısı) Basın olmasaydı, cuntacılar hesap vermezdi

"Darbecileri himaye etmek isteyenler, internete düşen ses kayıtlarıyla olayların deşifre olması karşısında suçluluklarını bastırmak için 'bunları kim deşifre etti' mantığıyla harekete geçiyor. Her an hâkim ve savcılar üzerinde baskı kurma konumunda olanlar mı yargılamayı etkiler yoksa basının konumu mu yargılamayı etkiler? Özgür medyanın haberleri olmasaydı Türkiye'de hükümeti devirmeye yönelik eylemlerin üzerine gidilmezdi. 'Kuryeyle hiçbir işlem yapmadan dosyayı gönderin' talimatını ise hukuki bulmuyorum. Diğer mahkemelere baskı yapıldığını gösteriyor. 'Bu Cihaner'i kurtarma operasyonun parçası mı?' soruları ortada duruyor."

Kamil Uğur Yaralı (Eski Hukukçular Derneği Başkanı) Medya, ayak oyunlarına engel oluyor

"Ses kayıtlarının haber değeri taşıdığı muhakkak. Ses kaydını haber yapan yayın organlarına suç duyurusunda bulunmak, gazeteciler üzerinde baskı oluşturmaya çalışmak davanın kamuoyunda sağlıklı bir şekilde cereyan etmesine engel oluyor. Bu mesele gündemden düşürülürse birileri birtakım ayak oyunlarıyla bu davaların gidişatını engelleme konusunda çok daha rahat davranacaktır. Esas suç gözden kaçırılıyor. Temel suç, terör örgütü üyesi olmak. Diğer suçlar terör örgütü olma suçunu perdelemek için."

Necati Ceylan (Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı) Yargı, bağımsızlığını koruyamıyor

"İlhan Cihaner'in görevi suistimalle ilgili davası Yargıtay'ın görev alanına girer. Bu doğrudur. Ancak, talep ettiği dosya tamamen farklı, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin alanına giren suçtur. Onun talebi, Yargıtay üyelerinin kendi aralarındaki konuşma doğru ise bu bir kurtarma operasyonu olarak değerlendirilecektir. Eğer Yargıtay üyeleri arasında böyle konuşmalar varsa bunun araştırılması lazım. Adaleti dağıtacak bir kurum üzerinde şaibe vardır. Esas soruşturma bu olay üzerine yapılacakken, basına niye sen bunu gündeme getirdin demesi de yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumadığını gösteriyor."

Halit Esendir (Medya Etik Konseyi Başkanı) Demokrasi adına utanç verici

"Yargıtay'ın, ses kayıtlarının içeriğiyle ilgilenmesi gerekirken, kirli tezgâhı ortaya çıkartan ses kayıtlarını yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde olduğu gibi 'Kaos' ve 'Balyoz' darbe planlarını kimin yaptığıyla değil de belgelerin nasıl sızdırıldığıyla ilgilenmesine benziyor. Maalesef bu uygulamalar ve yaptırımlar, Türkiye demokrasisi açısından bir utançtır. Yargıtay'ın bu davranışıyla medya üzerinde siyasi bir baskı oluşturduğu görülüyor. Hükümetin bu hukuksuzluğa dur demesi için acilen yasal düzenleme yapması gerekiyor. Ses kayıtlarında adı geçen Yargıtay üyeleri hakkında soruşturma açılması da yüksek yargının birincil vazifesi olmalıdır."

Hasan Celal Güzel (Gazeteci-yazar) Yargı artık taraf olmuştur

"Yargıtay'ın ses kayıtlarında ismi geçen savcılar hakkında soruşturma yapması gerekirken enerjisini başka şeylere harcaması son derece üzücü. Bu, yargının taraflı davrandığının somut bir örneğini oluşturuyor. Ortada yargının bağımsızlığını zedeleyen bir ses kaydı var. Medyaya baskı yaparak basın özgürlüğüne müdahale ediliyor, gerçeği ortaya çıkaran gazete ve televizyonları etkisi altına almaya çalışıyor. Yargıtay giderek hukukun tarafsızlığından uzaklaşıyor ve siyasallaşarak asıl amacından sapıyor."
Zaman
 

Güncel Haberleri