Başbağlar katliamının tek amacı, Alevî-Sünnî çatışması

Başbağlar mağdur avukatlarından Cüneyt Toraman, Madımak olaylarından 3 gün sonra meydana gelen saldırının tek hedefinin 'Alevî-Sünnî' çatışması çıkarmak olduğunu anlatıyor.

Toraman, "Başbağlar, Madımak'ın intikamı gibi lanse edildi. Ancak gerçek hiç de öyle değildi." diyor.

Başbağlar davası sırasında mağdurların avukatlığını üstlenen Cüneyt Toraman, katliamın kesinlikle Sivas'ın misillemesi olmadığını anlatıyor. Baskının uzun süreli bir çalışmanın ürünü olduğunu, köye gelenlerin ellerinde önceden hazırlanmış bir ölüm listesi bulunduğunu anlatıyor. Toraman, saldırganların, listeye göre insanları meydana topladıklarını söylüyor. Toraman'ın ifadelerine göre, saldırganlar köyde kimde silah olduğuna kadar her konuda bilgi sahibiydi. Sivas ve Başbağlar'ın, Türkiye'de Alevi-Sünni çatışması ortaya çıkartmak isteyenlerin bir tezgâhı olduğunu aktaran Toraman, olayların halkın bir anlık refleksiyle ortaya çıkmadığını vurguluyor. Başbağlar davasında yargının sınıfta kaldığını dile getiren Toraman, ortada tutuklu bulunan veya yargılanan sanık olmadığı halde güvenlik gerekçesiyle İzmir'e taşınan davanın birileri tarafından kontrol edildiğini iddia ediyor.

Mahkeme üyelerinin, mağdurlara, sanık muamelesi yaptığını ve mahkeme başkanı tarafından müdahil avukat arkadaşının bakışları beğenilmediği için salondan çıkartıldığını aktarıyor. Birilerinin bilinçli olarak katliamı PKK yapmış gibi gösterdiğini aktaran Toraman, PKK'nın Alevilerin intikamı için köy bastığını hiç duymadıklarını anlatıyor. Olaydan on gün sonra olaya karışan saldırganların yakalandığını ve jandarmadaki ifadelerinde saldırıda bulunduklarını itiraf ettiklerini hatırlatıyor. Saldırganların mahkeme sürecinde baskıyla ifadelerini değiştirdiklerini belirtiyor. Eski Başbağlar Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, olayla ilgili dava sürecinde yargının kötü bir sınav verdiğini belirtiyor. Erzincan'dan İzmir'deki davaya zor şartlar altında toplayarak götürdükleri köylülerin hâkimler tarafından sürekli azarlandığını anlatıyor. Duruşmada olayın sanıkları ile mağdurların yüzleştirilmediğini ve baskında olduğu iddia edilen yüz kişiden sadece iki kişinin ceza aldığını söylüyor. Dikkaya, "Katliamda kullanılan mermi kovanlarının balistik incelemesi yapılmadı. Olaydan hemen sonra yanan evler dozerlerle dümdüz edildi. Hiçbir delil kalmadı." diyor.

Mehmet Ali Dikkaya, saldırganların köylülerin evlerindeki eşyalardan bile önceden haberdar olduklarını söylüyor. Katliamda öldürülen bir köylüye saldırganın birinin, "Evindeki dürbününü çıkart sana artık lazım olmayacak." dediğini belirtiyor.
Zaman
 

Güncel Haberleri