Resul Cengiz'in haberi;
Sebebi ise köye yapılması düşünülen ancak inşası için hiçbir adım atılmayan Sami Soydam-Sandalcık Barajı. Sözde proje yüzünden köylü arazi alamıyor, satamıyor, evini tamir edemiyor hatta meyve bile dikemiyor. Vatandaşlar, “Artık baraj inşaatı başlasın ya da proje iptal edilsin.” diyor.
Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Suçatı köyüne 70 yıldır ‘baraj yapılacak’ diye içme suyu verilmiyor. Adı bile ‘suların birleştiği yer’ anlamına gelen Suçatı zor günler geçiriyor. Köylü, kendi imkânlarıyla yüksek kesimlerde bulunan mağaralardaki birikintilerden, kazdıkları kuyu veya artezyenlerden su bulmaya çalışıyor.
Su şebekesi olmayan köyde Suçatılılar, ilginç yöntemlerle ihtiyaçlarını gideriyor. 13 mahalleli, parçalı bir yapıya sahip olan yaklaşık bin nüfuslu köyün yerleştiği tepenin yamaçları birkaç metre kazıldığında su çıkıyor. Bu suları köylüler, kendi imkânlarıyla orman içerinde toprak üstünden geçirdikleri borularla yine kendi yaptıkları depolarda topluyor. Su daha sonra plastik gazoz şişeleri ve yağ bidonlarından yapılan dağıtım şebekesiyle ayrılarak yüzeyden borularla her eve ulaştırılmaya çalışılıyor. Su boruları, Dalaman Çayı üstünden ağaçlara bağlanarak, elektrik tellerine benzer şekilde karşı tarafa geçiriliyor. Bütün bunlara rağmen gelen su sağlıklı değil. Musluktan akan suyun bulanık olduğu çıplak gözle bile görülüyor. Köyün mağduriyeti sadece susuzlukla sınırlı değil. ‘Baraj inşa edilecek’ diye köyün yolları yapılmıyor. Bozuk yollarda cankurtaran bile saatte 20 kilometreden fazla hız yapamıyor. Vatandaşlar, Dalaman Çayı’ndan kendi yaptıkları ilkel köprülerle geçmeye çalışıyor. Kış aylarında her yıl birkaç köprü de sel sebebiyle yıkılıyor.
‘GAP BİTTİ, BİZİM BARAJ BAŞLAMADI’
Köyün 18 yıllık muhtarı Alaattin Dinçer, su şebekesi için verdiği dilekçelere karşılık, köyün baraj programı altında olduğunu, boşuna masraf yapılmaması gerektiği cevabını aldığını belirtiyor. Barajın Yolçatı, Sandalcık ve Karaismailler köylerini de ilgilendirdiğini ifade eden Selahattin Dinçer de yaşanan mağduriyeti şu sözlerle anlatıyor: “Baraj olacak diye bütün hizmetlerden mahrumuz. Hatta evlerin, arazilerin metrekaresi, meyvelerimizin adedi sayıldı. ‘Bundan sonra herhangi bir inşaat yaparsanız, meyve dikerseniz parasını alamazsınız.’ dediler. Bu dört köyün vatandaşı evini tamir edemiyor. Arazileri alamıyor, satamıyor, meyve dikemiyor. Artık ya başlaması ya da vazgeçilmesi lazım. Baraj başlasa, halk parasını alsa istediği yere gidecek. Para alamayınca kimse dışarıya gidemiyor. GAP bizden 25 yıl sonra programa alındı. Şimdi elektrik üretiyor ama bizim baraj hâlâ yapılamıyor.”
Zaman