Bangladeş'te mülteci sorunu büyüyor

Budist saldırılarından Bangladeş'e kaçan Burmalı Müslümanlar, bu kez de resmi göçmen kabul edilmeme problemiyle karşı karşıya...

Burmalı (Myanmarlı) Müslüman göçmenler üstü açık teknelerde günlerce süren yolculuktan sonra tamamen tükenmiş olarak Bangladeş'e ulaşıyorlar. Bazıları ağlıyor, bazıları da ellerini kaldırıp dua ediyor. Çok geçmeden Bangladeş Sahil Güvenliği'nin eşlik ettiği teknelere doluşup şiddetin hâlâ hüküm sürdüğü Burma'ya yeniden açılacaklar.Müslümanlara yönelik Budist saldırıları son haftalarda Myanmarlı Müslümanları mülteci olarak Bangladeş'e sığınmaya zorladı. Fakat Bangladeş yönetimi Myanmarlıları resmi göçmen statüsünde kabul etmediği için ülkelerine geri dönmek zorunda kalıyorlar.

Burma'daki Rohingya bölgesi halkı için vatanları kabul edebilecekleri bir yer yok. Çünkü Myanmar yönetimi 1982'de Rohingyalıların vatanlarını ellerinden alan bir yasa çıkardı. 1991'den itibaren alevlenen -bazısı devlet desteğindeki- şiddet olayları 250 binden fazla Rohingyalıyı Bangladeş'e göç etmek zorunda bıraktı. Rohingyalılar sağlık ve eğitim hizmetlerinin olmadığı, pislik içindeki geçici mülteci kamplarında yaşadılar.

Göç ettiği Bangladeş'ten 2005'te Myanmar'a geri dönen 70 yaşındaki Nazır Hüseyin, hem Myanmar hem de Bangladeş yönetiminin Rohingya sorununa yanlış baktığını söylüyor:''Myanmar yönetimi bizim Bangladeşli olduğumuzu iddia ediyor. Halbuki bizim yegane vatanımız Arakan'dır. Bangladeş yönetimi de bizi yasadışı göçmenler ilan ediyor. Halbuki biz Bangladeş'e kaçak yollarla çalışmak için gitmiş değiliz. Biz Bangladeş'e kendimizi ve ailelerimizi korumak için gittik.''Bangladeşli tarihçi Abdulaziz'e göre ise Arakan Müslümanları sekizinci yüzyılda bölgeye gelişinden beri mevcut. Bugün ise Myanmar hükümetinin uyguladığı Arakan projesine göre, Rohingyalılar hayatları ve evliliklerinde katı kısıtlamalara, tutuklamalara, hak gasplarına, zorunlu çalışmaya ve topraklarının hukuksuz olarak kamulaştırılmasına maruz kalıyorlar.

Bangladeş'in başkenti Dakka'daki yönetim, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin, Bangladeş'e 1992'den beri gerçekleşen göçmen akınını kayıt altına almasına izin vermiyor. Bu durum, 30 bin Rohingyalının mülteci statüsü kazanamadığı anlamına geliyor. Bazı tahminlere göre 200 binden fazla Rohingyalı resmi olarak yasadışı göçmenler kabul ediliyor ve Dünya Gıda Programı'nın tedarik ettiği yardımları almaya hak kazanamıyorlar. Aynı şekilde benzer kuruluşların sağlık ve eğitim hizmetlerinin göçmenlere ulaşması da mümkün olmuyor.Bangladeş hükümeti ise bölgede başka göçmenlere yönelik bir çekim merkezi ortaya çıkarmamak için bu tür hizmetleri asgari seviyede tutuyor.

Bangladeş yönetimi aynı politikanın sonucu olarak mültecilerin yaşadığı bölgelerdeki sağlık ve eğitim projelerini Bangladeş halkına fayda sağlayacak olsa bile geri çeviriyor. Geçen yıl Dakka yönetimi Birleşmiş Milletler bağlantılı bir girişimin 33 milyon dolarlık eğitim ve sağlık projesini kabul etmedi.
Hükümet aynı şekilde göçmenlerin başka ülkelere yerleştirilmesi programını da durdurdu. Programa göre 900 Rohingyalı hayatlarına üçüncü ülkelerde devam etme kararı almıştı. Bu göçmenlerin çoğu Avustralya, İngiltere ve Kanada'ya gitti.

Resmi mülteci kamplarında bile hayat adeta bir işkence. Fakat bu kamplardaki imkanlar diğerlerine göre yine de daha iyi. Mesela resmi kamplardaki Rohingyalı çocuklar beşinci sınıfa kadar eğitim görebiliyorlar.
Pek çok yetkili ise Bangladeş'e göç eden Rohingyalılara resmi mülteci statüsünün tanınmasının, ülkeye daha çok mülteci çekeceği ve böylece mülteci sorununun daha da ağırlaşacağı görüşünde.

Dünya Bülteni

Güncel Haberleri