Medyada yer alan 'fişleme' iddialarını EMASYA Protokolü çerçevesinde yapılan rutin bir iş olarak tanımlayan Doğan, kamuoyuna yansıyan seminer konuşmalarını kabul etmişti. Ancak Doğan'ın meşru dediği ses kayıtlarının dökümündeki ayrıntılar Anayasa ve kanunların açıkça ihlal edildiğini gösteriyor.
Türkiye'yi dehşete düşüren Balyoz darbe planının mimarı, dönemin 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, 5-7 Mart 2003 tarihlerinde gerçekleşen semineri tamamen "meşru" olarak niteledi. Medyada yer alan "fişleme" iddialarını EMASYA Protokolü çerçevesinde yapılan rutin bir iş olarak tanımlayan Doğan, kamuoyuna yansıyan seminer konuşmalarını ise kabul etti. Ancak Doğan'ın meşru dediği ses kayıtlarının dökümünde, öyle ayrıntılar var ki, 28 Şubat kararlarıyla yargı önünde orduya meşruiyet kazandırdığı iddia edilen düzenlemeleri dahi aşmayı hedefliyor. Rutin "Harp Oyunu" olduğu ileri sürülen seminerde, Doğan'ın başında bulunduğu 1. Ordu'nun İstanbul'da sıkıyönetim ilân etme girişimleri yer alıyor. "Harp Oyunu Semineri" olduğu söylenen ses kayıtlarında Anayasa, kanunlara ve hukuka aykırı birçok husus bulunuyor. Örneğin şiddet ve cebir kullanarak TBMM ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs hem Anayasa'ya hem Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddeleri kapsamında ceza gerektiren suçlar. Belediye başkanlarından valilere ve devletin birçok birimine ilişkin fişleme kayıtlarıyla ilgili suç, kişisel verilerin hukuka aykırı saklanması kapsamında değerlendiriliyor.
Ses kayıtlarına yansıyan ilginç taktikler de var. Örneğin halkın psikolojisini etkilemek için tankların çıkartılarak orduda darbe hazırlığı görüntüsü verilmek isteniyor. Çetin Doğan, ses kayıtlarında açık bir şekilde 'ordunun boş durmadığının bilinmesinin iyi olduğunu' ifade ediyor. Doğan'ın bu sözlerini teyit eden bilgi ve belgeler daha önce Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerine girmişti. Ergenekon sanığı Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın günlüklerinde MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile İlhan Selçuk'un da katıldığı 30 Mayıs 2003 tarihli görüşmede 'Genç subaylar' tedirgin manşeti konuşuluyor. Balbay'ın notlarına göre Atasagun, "Cumhuriyet'in manşeti çok etkili oldu. Bu haber başka yerde çıksa başka değerde olur, bir de sizin imzanız var... Kaynağınız ne bilmiyorum; ama önemli olmalı... Eğer mektuplarsa bize de geliyor. İstanbul'dan I. Ordu'dan geliyor. Oraya baksan I. Ordu'da her şey hazır, ihtilale hazırlanıyorlar." diyor. Ses kayıtlarında Doğan'ın adının "Sıkıyönetim Komutanı" olarak geçmesinden, 12 Eylül darbesinin model alınacak olmasına, plan uygulanırken EMASYA Protokolü'nün dahi yetersiz olduğundan, Yunanistan'la düşük yoğunluklu savaş planlarına kadar çok sayıda iddiayı ve bir çok suç unsurunu da barındırıyor.
Seminer konuşmaları sırasında, darbenin icrasına yönelik olduğu anlaşılan bölümlerde Balyoz'un iki safhada vurulacağı görülüyor. 15. Kolordu Harekât ve Eğitim Şube müdürü olan Yalçın soyadlı albayın yaptığı sunumun birinci aşamasında birliklerin organize edilmesi ve gerekli görülen yerlere takviye yapılması öngörülüyor. İkinci aşamayı, darbeye karşı muhtemel tehdit değerlendirmesi yapılan kişilerin gözaltına alınması oluşturuyor. Albay Yalçın'ın sunumunda, "Cezaevleri kapasite ve doluluk oranları tespit edilecek, gözaltına alınan ve tutuklananların emniyetli bir şekilde muhafazası için gerekli planlama yapılacaktır. 52. Zırhlı Tugay komutanlığı'nca Hasdal Kışlası'nda, 2. Tugay Komutanlığı'nca Maltepe kışlasında 1. Piyade Tugay Komutanlığı'nca Sakarya Kışlası'nda ceza ve tutuk evi açılacaktır." ifadeleri dikkat çekiyor.
2003 darbe planların da, tankların halkın psikolojisine etkisi tartışıldı ve "Şafak Operasyonu" gece saat 03.00'ta işleme sokulurken tankların da sokaklarda yürütülmesi hesaplandı. Dönemin 2. Kolordu Komutanı Engin Alan'ın yaptığı sunumda, darbenin icrası sırasında sokakların kontrol altına alınması adına yapılacak çalışmalara yer veriliyor. O esnada duvara yansıyan sunumlarda tankın halk psikolojisi üzerine etkileri gösterilip Korgeneral Alan, zırhlı tümenin yeterli olmayacağını anlatırken Fatih ilçesinin nüfusunun 1 buçuk milyon olduğuna vurgu yapıyor. 1995'teki Gazi Olayları'ndan örnek veren Alan, tümenin Fatih'te kaybolup gideceğini aktarıyor.
Güdülecek ve görevden alınacak belediye başkanları
Harp Oyunu olduğu iddia edilen seminerdeki en can alıcı cümleler, İstanbul'daki belediye başkanlarının tasfiye edilmesine yönelik planlardı. Bu planlar, o zamanın güncel belediye başkanlarının isimleri kullanılarak yapılmıştı. Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın belediyelerle ilgili yaptığı konuşma dikkat çekiciydi: "Belli yerlerdeki efendim belediye, büyükşehir belediye başkanlığı dâhil, büyükşehir belediye başkanlığının ötesinde küçük hani normal bağlı belediye başkanlıkları örgütleri var. Bunların bir bölümü irticacı, gerici ve değerlendirmeler içerisinde de ne yapıldı tümen komutanınız bunların da problem yaratacağını söyledi. (...) Mesela diyelim ki Pendik Belediye Başkanı, Yakacık Belediye Başkanı, Ümraniye Belediye Başkanı yahut şuradaki buradaki belirli mahallerde yönetimi bütünüyle buradaki halkın ihtiyaçları ve bilmem bir de askeri yönetimin doğrudan doğruya olması gereken Şişli Belediye Başkanı demiyorum belli yerlerdeki bütün faaliyetleri hizmetleri kontrol etme fiilen orda görevlendirme gibi bir düşünceniz yok bu şeye göre. Eskileri kontrollü olarak güdeceksiniz."
Balyoz Darbe Planı'na son şeklinin verileceği toplantı olduğu iddia edilen seminerde, Orgeneral Çetin Doğan sık sık emniyet güçlerinden önce askerlerin müdahale edebilmesi gerektiğini vurguluyor. Doğan, icra planlarının sunumunu yapan Tuğgeneral Yurdaer Olcan'a EMASYA'nın yeterli olup olmayacağını soruyor. Dönemin 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Ergin Saygun da yaptığı değerlendirmede, "Komutanım sonuç olarak içinde bulunulan durum EMASYA'nın çok ötesinde özel tedbirlerin alınmasını gerektiren bir boyuta ulaşmıştır. Bu bağlamda iç tehdit unsurlarının Türkiye'nin içinde bulunduğu mevcut ortamdan istifade ile ortak amaçlarına ulaşıncaya kadar ülke çapında eylemlerini işbirliği içinde yürütecekleri ve bu eylemlerini insan hakları şemsiyesi altında savunup dış desteklerini devam ettirmeye çalışacakları değerlendirilmektedir." ifadelerini kullanıyor.
Seminerin bir bölümünde 3. Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Ömer Küçükkılıç'ın sunumu esnasında alışveriş merkezleriyle ilgili planlar da gösterilmiş. Albay Küçükkılıç, sıkıyönetim komutan yardımcılarının büyük alışveriş merkezlerini kontrol etmeleri gerektiğini, alışveriş imkânlarının kullanılabileceğini vurguluyor. Bunlar arasında Carrefour ve Capitol gibi merkezler yer alıyor.
Planda anlatılanlar 80'lerde yaşandı
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu: Planda anlatılanların önemli bir kısmı aslında 80 darbesinden sonra yaşandı. Güneydoğu'nun içinde bulunduğu durumun temel kaynağı 80 sonrası, yani bu zihniyetin uygulamalarıdır. Bunların araştırılması ve suçluların adalet önüne çıkarılması lazım. Bunların Türkiye ve Güneydoğu'nun geri kalması için çaba gösterdiklerini görüyoruz. Bunlar planlı birtakım eylemler. Kendiliğinden gelişen şeyler değil. Birilerin topluma yön vermek, kendi çıkarları için çalıştığı ortada. Bunlara hesap sorulması gerekiyor. Türkiye'de birilerine hesap sorulamadığı, birilerinin kendini kanunların yerine koyduğu sürece güzel şeyleri görmek mümkün değil.
Bu zihniyetin kökünden değişmesi gerekiyor
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Şubesi Başkanı Sezgin Tanrıkulu: Eylem planını düzenleyenlerin Kürtleri bu ülkenin yurttaşı olarak görmedikleri çok açık. Eylem planında ortaya çıkan faaliyetler bugüne kadar bil fiil uygulanmıştır. Bu uygulamaların bir kısmı hâlâ devam ediyor. Bu zihniyetin köklü bir şekilde değişmesi gerekiyor. Bu zihniyet Güneydoğu'daki olumlu gelişmelerin her zaman önünde oldu. Bu gördüklerimiz aslında onların birbirleriyle yaşadığı hesaplaşma sonucu ortaya çıkanlar.
Etik ve hukuki değil kabul edilemez
CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: Ben bu planı ordumuzun yapacağı kanaatinde değilim, ama ortaya çıkan belgelerden, bunların yapılmış olduğunu anlıyoruz. Bu plandaki eylemlerin, bugün itibarıyla yapılabileceğine de inanmıyorum. Bugün gelinen noktada Türkiye'de demokrasi, insan hakları gibi kazanımlar oturmuş durumda. Bu planlar etik ve hukuki değildir. İçeriğine bakıldığında kimilerini yeşil, kırmızı, taraf, kimilerini dost, düşman unsurlar olarak ayırıyorlar. Bu kabul edilebilir değildir.
12 Eylül'de binlerce insan birbirine kırdırıldı
Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi: Balyoz, düşmanların bile bu ülke için yapamayacağı nitelikte bir plan. Plan, bazılarının, kişisel iktidarları için, ülkeyi parçalanmaya, bölünmeye, şiddet ortamına götürebilecek düzeyde, ihanet derecesinde olduğunu gösteriyor. Tek tesellimiz planın başarıya ulaşmamasıdır. Türkiye bugüne kadar darbelerden çok çekti. Cuntacılar, toplumu birbirine düşürerek darbeye zemin hazırlamaya çalışıyor. Darbeye teşebbüs açık bir şekilde suçtur. 80 öncesi 12 Eylül darbesinin hazırlanması için binlerce insan birbirine kırdırıldı. Türkiye'de askerî darbeler artık gündemden çıkarılmalıdır.
Çok acımasız ve canice bir plan
Denge Hukukçular Derneği Başkanı Erhan Şahin: Bu kadar fazla darbe planının olması Türkiye için vahim bir durum. Normal bir ülkede bırakın bu kadar darbe planının ortaya saçılmasını, bir teki bile açığa çıkmış olsa yer yerinden oynar. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak darbe haberlerini okumak içimizi acıtıyor. Bununla beraber gözbebeğimiz, övünç kaynağımız TSK içinden haddini bilmez birtakım kişilerin çıkmış olması bizim için derin bir yara. Hukukun üstünlüğünden, sağlam ve sağlıklı bir demokrasiden başka sığınacak bir liman yok. Doğruluğunu ve sorumluların kimler olduğunu ortaya çıkarmak ve gerekli cezayı vermek yargının görevi. Ülkenin kaderi, yarınların aydınlık ve güzel olması hukukçuların elinde.
Zaman