Balyoz hükümetinde ismi geçenler isyan etti

Çetin Doğan cuntasının darbeden sonra kurmayı planladığı 'milli mutabakat hükümeti'nde görev vermeyi düşündüğü isimler, darbecilerle birlikte anılmaktan rahatsız.

Eski Meclis başkanlarından Köksal Toptan, adının böyle bir listede yer almasını kabullenemediğini belirtirken, Hikmet Çetin ihtilallerden çok zarar gördüğünü ifade etti. Özal'ın mesai arkadaşlarından Işın Çelebi, "Şaşırmak kelimesi az kalır. Hatta deli saçması bile az kalıyor." yorumunu yaptı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Balyoz Darbe Planı'ndaki hükümette isminin geçmesine sert tepki gösterdi. Hisarcıklıoğlu, darbeyi vatana ihanet olarak kabul ettiğini belirterek, "İhanete teşebbüs edenlerin yanında olmam, olamam. Bu çamur benim üzerime yapışmaz." dedi.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Taraf gazetesinde yayımlanan haberler üzerine düzenlediği basın toplantısında, 'Balyoz Harekât Planı'nı ilk kez basından duyduğunu aktardı. Darbe planı hazırladığı söylenen şahısları tanımadığını aktaran Hisarcıklıoğlu, demokrasi karşıtı planlara ismini karıştıranlardan şikâyetçi oldu.

Ailesinin 1960 ihtilali, 1971 muhtırası ve 1980 askerî darbesi ve 28 Şubat sürecinde ciddi zarar gördüğünü kaydeden Hisarcıkloğlu, "İsteyen istediği kadar demokrasi dışı hayaller kurabilir, hezeyanlarda bulunabilir. Ama benim, içinde milletimizin yer almadığı hiçbir hayalim olmadı. Demokrasi karşıtı hiçbir hareketin, içinde, önünde, arkasında, hatta dedikodusunda bile yer almadım. Hayatım boyunca Allah'a çok şükür, ne zulmeden oldum, ne de zalimlerden merhamet isteyen oldum. Sadece adaletin yanında oldum." diye konuştu. TOBB Başkanı, planda yerden yere vurulan Avrupa Birliği (AB), yabancı sermaye, özel üniversite ve özelleştirmeye karşı olmadığını vurgularken, sözlerini şöyle tamamladı: "Darbe tezgahları ne kadar namussuzluk ise haysiyet cellatlığı da o kadar namussuzluktur. İkisi de zulümdür. Zulüm ile abat olunmaz. Benim adımı bu fitneye karıştıranlara hakkımı helal etmiyorum."

Böyle bir kabinede ne işim var?

Köksal Toptan (Eski Meclis Başkanı): Oraya yakıştırılmayı kabullenemiyorum. Benim ömrüm, ailemin ömrü darbelerle mücadeleyle geçti. Hayatımın hiçbir döneminde böyle bir fotoğrafta olmadım. Olmayı ne geçmişime, ne ahlakıma, ne siyaset anlayışıma ne de kendime yakıştırırım. Beni tarım bakanı yapmışlar, ben Meclis başkanı oldum. O listeye baktım, merak ettim, kimsenin şahsına diyeceğim bir şey yok da, öyle bir kabinede ne işim var benim. Fevkalade incindim.

Ben ihtilallerden çok çektim

Hikmet Çetin (Eski Meclis Başkanı): Demokrasilerde bu tür planlara yer yok. Bu, normal bir durum değil. Benim böyle bir şeyle ilgim yok. Nasıl değerlendireyim? Yani başka isimler de yazılabilirdi. Senin de ismini yazarsa ne diyecektin? Ben Afganistan'daydım o dönemde. Ben ihtilallerden büyük zarar görmüş bir kişiyim. Ben her şeyin demokrasi içinde çözülmesine inanan bir insanım. Sorunlar varsa onların da demokrasi içinde çözülmesi sağlandığı zaman demokratikleşmiş oluruz. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil.

En doğru kararı yargı verecek

Necmettin Karaduman (Encümen-i Daniş Başkanı): Bunlar mesnedi olmayan haberler. Gazetelerde yazılanlar bir iddia niteliğindedir. İddialar kanıtlanmadıkça doğru kabul edilemez. Yargı sonuçta bir karara varacak. En doğru kararı yargı verecek. Onu beklemek gerekir. ('Peki darbe gerçekleşmiş ve size de kabinede görev teklif edilmiş olsa kabul edecek miydiniz?' sorusu üzerine) Bu sualleri sormak doğru değil. Bu iddialar karşısında gülüyorum. Darbe falan olacak şey mi? Darbe iddiası toplumun yararına değil.

Deli saçmasının daniskası

Işın Çelebi (Eski ANAP'lı bakan): Ben demokrasinin ve sivilleşmenin bayraktarlığını ve öncülüğünü yapmış rahmetli Özal ile birlikte siyaset yapan demokrat insanlardan biriyim. Neye göre yapıyorlar, ben görünce şoke oldum. Bu durumu tarif edecek kelime bulamıyorum. Bu nedenle bunu deli saçmasının daniskası olarak görüyorum. Böyle rezil bir durum olamaz. Demokratikleşmeye, sivilleşmeye bu kadar inanan bir insanım, canım çok sıkılıyor. Şaşırmak kelimesi az kalır. Hatta deli saçması bile az kalıyor.

Hemşehrim bana kıyak geçmiş

Eyüp Aşık (Eski ANAP'lı bakan): Çetin Doğan'ın da Trabzonlu olduğunu gazetelerden öğrendim. Kendisi ile tanışmıyorum ama hemşehrim bana kıyak geçmiş herhalde. İddialara inanmıyorum, ciddiye almıyorum. Bunlar askeri ve emniyet istihbarat birimleri arasındaki çekişmelerin ürünü. Şimdi bu çekişmeye yargı da dahil oldu. Bana turizm bakanlığını vermişler güya. Yani benim turizmle ne ilgim var? Nasıl bir ilgi kurulmuş anlayamıyorum.

İddialar hayal mahsulü

Mehmet Nuri Yılmaz (Eski Diyanet İşleri Başkanı): Bunun üzerine bir şey bir fikir beyan etmeye gerek yok. Hayal mahsulü bir şey Hayal üzerine fikir beyan edilmez. İlk defa bir arkadaşım aradı ve gazeteden okudum. Bildiğim herhangi bir şey yok. Darbeyi kimse arzu etmez. Görevden ayrıldıktan sonra köşemize çekildik. Böyle bir şeylerden haberdar değildim. İlk defa böyle bir şey duydum. Olmayan ve olmayacak bir şey. Ciddiye bile almadım ben. Ne darbe olsun ne de ben bakan olayım. Darbeyi kim arzu eder?

Cunta, Adalet'i Seyfi Oktay'a Eğitim'i Gürüz'e teslim edecekti

AK Parti'nin iktidara gelmesinin hemen ardından hazırlanan Balyoz darbe planında, yönetime el koyduktan sonra kurulacak yine hükümet de yer alıyor. Milli Mutabakat Hükümeti adı verilen kabinede yer alacak isimler tek tek belirlenmiş. Buna göre o dönemde başbakan olan Abdullah Gül'ün yerine düşünülen isim TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu. Cunta kabinesinde üç başbakan yardımcılığı öngörülmüş. Eski bakanlardan Hikmet Çetin ve Yıldırım Aktuna ile Ergenekon soruşturması sürecinde deşifre olan Encümen-i Daniş'in Başkanı Necmettin Karaduman, Hisarcıklıoğ'lunun yardımcılıklarını yapacaktı. İçişleri Bakanlığı'na Demirel hükümetlerinde yer alan İsmet Sezgin uygun görülmüş. Adalet Bakanlığı, Bakanlık'ta daha önce görev yapan ve kadrolaşmasıyla ünlü CHP'li Seyfi Oktay'a, Milli Eğitim Bakanlığı 28 Şubat cuntasının talimatıyla katsayı adaletsizliğini hayata geçiren eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz'e emanet edilecekti.

AK Partili eski Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın adı planda Tarım Bakanı olarak geçiyor. İstanbul Üniversitesi'ni yasakçı uygulamalarıyla adeta bir kışlaya çeviren eski Rektör Kemal Alemdaroğlu ve 'sıkı ulusalcı' Süheyl Batum Devlet Bakanı, Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Kemal Yavuz, Milli Savunma Bakanı olacaktı. Bülent Ecevit başbakanlığında, 28 Mayıs 1999 ile 18 Kasım 2002 arasında görev yapan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinde yer alan Hüsamettin Özkan, İsmail Cem, İstemihan Talay, Rüştü Kâzım Yücelen gibi isimler de "darbe" kabinesinde adı geçen isimler arasında. Kabinedeki kadın bakanlar da dikkat çekiyor: Türkân Saylan ve Nur Serter.

Aralık 2002'de eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan başkanlığındaki ekibin, Balyoz Darbe Planı'nın başarıya ulaşmasından sonra Ankara'da işbaşına getirmek istediği bakanlar kurulunun tam listesi şöyle:

Rıfat Hisarcıklıoğlu (Başbakan). Hikmet Çetin (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı), Yıldırım Aktuna (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı), Necmettin Karaduman (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı), Süheyl Batum (Devlet Bakanı), Mehmet Moğultay (Devlet Bakanı), Mehmet Nuri Yılmaz (Devlet Bakanı). Türkân Saylan (Devlet Bakanı), Mehmet Seyfi Oktay (Adalet Bakanı), Kemal Yavuz (Milli Savunma Bakanı), İsmet Sezgin (İçişleri Bakanı), İsmail Cem (Dışişleri Bakanı), Zekeriya Temizel (Maliye Bakanı), Kemal Gürüz (Milli Eğitim Bakanı), Ömer İzgi (Bayındırlık ve İskan Bakanı), Kemal Alemdaroğlu (Sağlık Bakanı), Işın Çelebi (Ulaştırma Bakanı), Koksal Toptan (Tarım ve Köyişleri Bakanı), Bayram Meral (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı), Hüsamettin Özkan (Sanayi ve Ticaret Bakanı), Rüştü Kâzım Yücelen (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı), İstemihan Talay (Kültür Bakanı), Eyüp Aşık (Turizm Bakanı), Hikmet Uluğbay (Orman Bakanı), Nur Serter (Çevre Bakanı)

Belgeleri Taraf'a 1. Ordu'da görevli bir subay ulaştırmış

Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, 'Balyoz' kod adlı darbe planının kaynağıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Altan, 'Genelkurmay'ın yalanı' başlığıyla kaleme aldığı yazıda Genelkurmay'ı da sert ifadelerle eleştirdi. İşte o köşe yazısından bazı bölümler: "Birinci Ordu'da 'dış tehditler' konulu seminerde bir 'darbe planı' hazırlandı, bunun belgelerini yayımlıyoruz. Bu belgeleri bize o dönemde 1. Ordu'da görev yapmış bir subay ulaştırdı. Bizim yayımladığımız belgelerin orijinal metinlerinin hazırlandığı 'bilgisayarların' kimlere ait olduğunu gösteren bilgisayar bilgileri de o CD'lerde kayıtlı. Biz bu belgeleri ve CD'leri savcılığa da teslim ettik. Emirlerin üstünde 'tarihleri, numaraları, emri verenlerin imzaları' var.

(...) (Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a hitaben) Akla ve vicdana aykırı işleri planlayan insanları neden orgeneralliğe kadar yükseltiyor ve bu eylemlere daha sonra sahip çıkabiliyorsunuz? Neden gerçekleri saklıyorsunuz? Bu kadar ciddi bir olayı 'hemen soruşturmak' için harekete geçeceğinize, bunlara 'iddia' deyip üstünü örtmeye nasıl cüret edebiliyorsunuz? 'Camileri bombalama' görevini veren, görevi tarif eden, timleri oluşturan subayların adları emirlerin altında yer alıyor, emirler de onların 'bilgisayarlarında' yazılmış zaten.

Cami bombalamak, bizim ordunun 'dış tehdide' karşı aldığı bir önlem mi? Yönettiğiniz orduda hazırlanan böyle bir emir hiç mi yüzünüzü kızartmıyor? Bir ordu kendi jetini düşürmeyi planlar mı? Bakın general , sizinle anlaştığımız tek nokta var, o da, bunların 'akla ve vicdana' aykırı olduğu. Size tavsiyem, akılsız ve vicdansız planları sahiplenmeyin. Bu belgeleri kendiniz inceleyin, suçluları ortaya çıkartın. Böylesi, utanç verici yalanlar söylemekten daha iyidir."

Genelkurmay yine belgeyi sızdıranın peşinde

Genelkurmay Başkanlığı, Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nı kimin sızdırdığını bulmak için 1. Ordu'da soruşturma başlatıldığını açıkladı. Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler, "TSK, bu tür bilgi sızdırma olaylarını çok ciddiyetle soruşturuyor. 1. Ordu'da buna benzer bir soruşturma var." dedi.

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ndaki basın bilgilendirme toplantısının ardından Güler, ''Balyoz Güvenlik Harekât Planı'' haberlerine ilişkin soruları cevaplandırdı.

Güler, Genelkurmay'dan yapılan açıklamanın çok açık olduğunu, haberdeki iddiaların 1. Ordu Komutanlığı'ndaki plan seminerinde dış tehdide yönelik yapılmış bir harekât planı olduğunun ifade edildiğini söyledi. Tümgeneral Güler, söz konusu planın isminin Balyoz Güvenlik Harekât Planı olmadığını iddia ederek, şöyle konuştu: "Bu iddiaların ortaya atıldığındaki zamanlamaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'ndaki arama sona eriyor, Anayasa Mahkemesi askere sivil yargı yolunu açan yasayı görüşmek üzere gündeme alıyor ve birdenbire ne olduğu meçhul iddialar ve planlar ortaya çıkıyor. Bugün yazılı medyaya baktığımız zaman da hangi konunun öne çıktığını açıkça görmektesiniz, zaten amaç da bu."
Zaman

Güncel Haberleri