Balkondan locaya...

Hikmet HOCAOĞLU

Adam'ın 72 çocuğu, evinin de geniş bir salonu vardı. (72'mi evet 72, olamaz mı?) Çocukların oyun ve eğitimi için birçok görevli kişi çalışıyordu. Varlıklı sayılabilecek baba, evlatlarının iyi yetişmesi için her şeyi yapardı…

Ne var ki; kardeşlerin hepsi bir arada eşit paylaşmıyor, ne oyuna doyuyor, ne de iyi bir eğitim alamıyordu. 

Görevli eğitimcilerden bazı âbiler, bir fikirle balkonu açtılar ve kardeşlerin bir kısmı oraya geçtiler. Balkondakiler artık çok daha iyi şartlarda yetişiyordu, ancak beraberinde bu iş çok masraflıydı, balkonu ısıtmak, oraya yemek taşımak, orayı temizletmek, orada görevli hocalar Vs. Aynı evin içinde, uç noktada iki cenah olmuştu. Salonda zaten tüm masraflar yapılırken, balkonda daha fazla masrafın yapılması, balkondan yetişenlerin başarısı ile katlanabilir olmuştu. Bunu gören komşuları da çocuklarına böyle balkonlar istediler. 

Böylece salonlarda kalan kalabalıklar, görevli âbilerin âciz bırakılması sonucunda, iyi yetişemediler. Edindikleri sertifika ya da diplomalar gelecek hayatlarında onları başka bir kalabalığa atmaktan öteye gitmeyecekti

Adam bu durumdan memnun değildi, ne de olsa Balkondakiler de salondakiler de aynı babanın evlatları idi. Bunun tersini savunacak kişinin aklı sorgulanabilirdi. Hem bir evde iki ocak yanması, aynı hava sahasında iki ayrı atmosfer, iki ayrı yaşam standardı, hiç bir kültürün değer yargılarıyla açıklanamıyordu. Baba bir yandan sorgularken, ev halkındaki huzursuzluk almış yürütmüştü. 

Her kafadan bir ses çıkıyor, kimileri "balkon kapansın", kimileri (balkondan memnun çocuklar, balkon sayesinde evine rızık götüren görevliler) "olmaz!" diye veryansın ediyordu. Günlerce çalkalandı ev, tartışmalar aldı yürüdü. 

Adamın sevmeyenleri kıs kıs gülüyor, sevenleri üzülüyordu. Birinin bir çözüm bulması gerekiyordu. Oysa öne sürülen fikirler hep eksik kalıyordu. 
Bu çerçeveye en güzel bakabilen, tüm evi locadan seyredebilen birinin en hakkaniyetli yaklaşım ile suları dindirmesi mümkündü. 

Zaten işin aslında; kimse balkon kapansın istemiyordu ve aynı zamanda kimse çocuğunu balkona göndermek istemiyordu! (Ekstra masraflarla...) 
Sonunda evin dedesi, " Balkonu salona taşıyalım! " dedi. 
Bu reform niteliğindeki cümleyi, böylece söylemedi elbette, "balkonların kapanmasını konuşmayalım, balkonların açılmasını, yani açılma sebeplerini konuşalım. Balkonları değil oluşma sebeplerini ortadan kaldıralım " dedi. Ne de güzel dedi. 
(İşte biz; bir vatanda, 72 milletten oluşan bir aile değil miyiz?)

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.