‘Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil’

Bahri YAĞMUR

Çok değil bundan üç beş ay öncesi 23 Nisan 2026 tarihli bu site üzerinden yayınlanan o elim olay sonrası kaleme aldığım “Ne Bekliyordunuz? Rüzgâr Eken Fırtına Biçer… Beterlerinden Sakının!” adlı yazımda şimdilerde yaşanan şiddet olaylarına değinmiş ve konunun vahameti üzerinde bir defa daha durmuş, bir kez daha bu tür vahşet olaylarının, saldırıların yaşanmaması temennileri ve bu tür olaylardan ilgililerin dersler çıkarılması dilekleriyle yazımı bitirmiştim.

Ne yazık ki yazım yayınlandıktan çok değil, üç beş ay geçtikten sonra bu defa Manisa’da yine bir okul saldırısı olayıyla karşı karşıya geldik. Eğitim konusunda kafa yoran, okuyan, araştıran, çeşitli platformlarda düşüncelerini paylaşan, bu konuda çalışmalar yapan, bilgi ve tecrübelerini, önerilerini meraklılarıyla paylaşmaya gayret eden ve ilköğretim çağında da iki kız çocuğu olan bir baba olarak bu son olayı daha bir endişeli karşılamanın yanında, düşüncelerimin ve yazılarımdaki mesajlarımın ilgili yerlere hakkıyla ulaşmamasının hayal kırıklığını yaşadım.

“Evet beyler ne bekliyordunuz? Ektiğiniz rüzgarlar karşınıza böyle fırtınalar şeklinde çıkacak elbette, kimilerinin yuvaları yıkılacak, kimilerinin canları yanacak, kimileri de canlarından olacak… On yıllardır bağıra çağıra tükenen nefeslerimiz size bir türlü yetemedi, derdimizi, meramımızı bir türlü anlatamadık size, soluğumuz tükendi... Olmaz dedik, sadece bu seküler, Batılı eğitimle gönüllere, kalplere, vicdanlara girilmez. Avrupa’nın kokmuş, kokuşmuş medeniyet tasavvuruyla bu necip milletin ruhundaki ulvi manalar bağdaştırılamaz. Kalplere Allah korkusu girmeden, iman, Kur’an dersleri verilmeden insani tekâmül olmaz dedik ancak sesimizi, sözümüzü dinletemedik bir türlü.”

Evet yukarıda yer alan cümleler son zamanlarda sıklıkla ülke gündemimizi meşgul eden çoğunlukla yavrularımızın vahşice katledildiği silahlı feci okul saldırıları sonunda kaleme aldığım yazımdan alınmış sadece bir paragraf… Bu ve benzeri olaylar ne yazık ki geçen hafta Manisa’da yaşanan elim olayda olduğu gibi hala çeşitli şehirlerde irili ufaklı şekilleriyle muhtelif zamanlarda yaşanmakta…

Oysa yine bir yazımızda bu tür olayların kolluk kuvvetleriyle halledilemeyecek meseleler olduğu, bu tür hadiselere meydan verecek durumların ortaya çıkmadan, daha önceden gençlere iman ve Kur’an terbiyesi verilerek önlenebileceği gerçeğinin her nedense ilgili makamlarca göz ardı edildiği, bataklıktaki sineklerle mücadele edilerek asıl ufunetli batağın kendisinin ıslahına çalışılması gereği üzerinde durmuş ve Bediüzzaman Hazretleri’nin şu sözlerini hatırlatma gereği duymuştuk:

"Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlub, cür'etkâr, akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret imanını kaybetseler ve Cehennem azabını tahattur etmezlerse; hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zaîf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Bazı bir dakika lezzeti için bir mes'ud hanenin saadetini mahveder ve bu gibi hapiste dört-beş sene azab çeker, canavar bir hayvan hükmüne geçer. Eğer iman-ı âhiret onun imdadına gelse, çabuk aklını başına alır. "Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim, fakat Cehennem gibi bir zindanı bulunan bir Padişah-ı Zülcelal'in melaikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum. Ben de onlar gibi ihtiyar ve zaîf olacağım." diye birden, zulmen tecavüz etmek istediği adamlara karşı bir şefkat, bir hürmet hissetmeye başlar." (Şualar–220)

“İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevâlarını tecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve hayat-ı içtimaiyenin hüsn-ü cereyanını temin eden, yalnız Cehennem fikridir. Yoksa, Cehennem endişesi olmazsa, “El-hükmü li’l-galib” kaidesiyle, o sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zayıflara, âcizlere, dünyayı cehenneme çevireceklerdi ve yüksek insaniyeti gayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi.”

Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın -ki son zamanlarda uyuşturucu ve organize suç örgütlerine vurdukları darbelerle kamuoyunda çalışmaları takdirle karşılanan- saygıdeğer yetkili ve çalışanlarına gençlerimizi tecavüzden, zulümden, katilden alıkoyacak ve olumsuz olayların gerçekleşme öncesi alınabilecek tedbirler çerçevesinde onlara ahiret akidesi, Allah korkusu, Cehennem itabı gibi konularda Risale-i Nur hakikatlerinin tedrisi gereğini ve derslerde talimini on yıllardır eğitimle uğraşan, binlerce zihne, gönle iman ve Kur’an hakikatleriyle bu yasakçıları koymaya gayret eden bir eğitimci; yazdığı kitap ve yazılarıyla bir yazar; katıldığı söyleşi, kongre ve oturumlarda gençleri bu anlamda uyarmayı her şeyden önce bir insanlık ve vatan borcu olarak gören aydınlardan sadece biri olarak ve bu münevverleri temsilen bir defa daha, bu manaları yeniden hatırlatmayı; kendim ve benim ile aynı duygu ve düşünceleri paylaşan eğitimci meslektaşlarım adına bir vazife olarak görüyorum.

Sosyal medyaya İçişleri Bakanımızın sözü olarak yansıyan; “Her çocuğun başına bir polis koyamayız, çocuklarınızı takip edin, evdeki silahlarınızı ulaşılamayacak yerlere koyun… Okul güvenliği sadece polisiye tedbirlerden ibaret değildir. En başta ailelere düşen görevler var. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediklerini, okuldan çıktıktan sonra nerelere gittiklerini ve internette hangi sitelere girdiklerini takip etmeliler.” sözüne can u gönülden katılarak Risale-i Nur hakikatlerinde geçtiği gibi biz de deriz ki: "İman kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakçı bıraktığından, fena meyelânlar histen, nefisten çıktıkça ‘yasaktır’ der, tard eder, kaçırır."

Her suç polisiye tedbirlerle bertaraf edilemez önemli olan suç meydana gelmeden önlem almaktadır ki bu tedbir ancak iman ve Kur’an dairesindeki terbiyeyle olabilir.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.