‘Her şeyin güzeline bak!’

Bahri YAĞMUR

-Fena ve iyi insanlara dair bir ölçü…-

Dinginlikte, sakinlikte nasıl da çıkıyor her şey meydana. Sessizlikte, insanlar mayalarını, kendisini nasıl da belli ediyorlar? Koşuşturmanın, işin gücün hengamesinde göz bebeklerimizden geçen insan silüetleri nasıl da dinginliğin kıskacında başlarını kaldırıp apaçık beliriyor… Ve zaman ne güzel ayrıştırıcı, ne güzel bir müfessir, üstadın dediği gibi kömür elmastan nasıl da ayrılıyor, zamanın akışında… Hasetçiler, gıybetçiler, insan çekemeyenler, arsızlar, namussuzlar...Nasıl da öğütülüp iyilerden, mertlerden, hamiyetperverlerden ayrışıyor zamanın değirmeninde birer birer…

İşe yetişeyim, çocukların okullarına koşayım, şu işi bu işi bitireyim hayhuyları arasında nasıl da unutuyoruz iç dünyaları karanlık etrafımızda bizden olmayan bizi içten içe kemiren, zahiren insan batinen kof mahlukların…

Ancak her şeyin iyisine bak fehvasınca iyiler, güzeller, hayırlılar, insan gibi insan, adam gibi adam olanlar da ışıldıyor bu karanlık yığınlar içerisinden. Bir bakışlarından, sözlerinden, ufak tefek hareketlerinden -bir şey yapmasalar da- sizin için attıkları ufak bir adımdan ruhlarına sinen iyilik, fazilet, erdem kokusundan tanıyorsunuz çoğu zaman onları…

Ruhunuzu, yaşam enerjinizi, umutlarınızı, yarınlarınızı kemiren bu insan kurtçuklarına inat insanlık tarlasındaki bu nadide çiçekler maalesef ne de az, bunları bulmak ne kadar güç bu demlerde…

Her hal ü şartta tabi olmaya çalıştığım büyük üstadın o güzel ölçüleriyle hareket edince ancak bir rahatlık ve sükûnet buluyorum ve bu minvalde bana ışık tutabilecek, önümü aydınlatacak diğer tüm psikolojik, sosyolojik, pedogojik açıklamalar ve açılımlar kifayetsiz kalıyor. Hani 8.sözde geçiyor ya: Ve o yoldaki bahçe ise cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki: خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalp ile gider.”

Ne güzel bir benzetme, ne güzel bir ölçü… Bir toplumun bu cemiyet bahçesinde her türlü, kokuşmuş zer-zavat, her türlü hayırsız otun yanında güzel ve faydalı yemişler ve faydalı nebatatın da bulunması ne güzel... “-hikayedeki kardeşe- güzel ahlâkı ona güzel fikir vermiş; ve güzel fikir ise, ona her şeyin güzel cihetini gösteriyor.” Kaidesiyle insan odur ki o laşe hükmündeki taaffün etmiş bozuk mayalıların yanında gül yüzlerini gösteren ıtırları, reyhanları görsün, bulsun. Güzel ahlaklı olup 8.sözdeki hikâyede dendiği gibi çalılar arasındaki güllere nazar ederek o güzellikleri görüp “Çünkü güzel ahlâkı ona güzel fikir vermiş; ve güzel fikir ise, ona her şeyin güzel cihetini gösteriyor.” Sözüne masadak olsun.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.