Geçen ay İstanbul’da düzenlenen “Yetenek ve Zekâ Zirvesi”nde bir bilim insanının gündeme getirdiği üstün yetenekli bireylerle ilgili çarpıcı bir tespit çok dikkatimi çekmişti. İnsan ilişkilerinde ve hayata bakışta sadece zekanın yeterli olmadığı bunun yanında duygusal zekanın gereği üzerinde duran konuşmacı “Kişi zeki ve çalışkan oluyor, bilgisayar mühendisi oluyor, hackerlik yapıyor; kimyacı olmuş, sentetik uyuşturucu yapıyor; hekim olmuş yenidoğan çetesi kurup daha bebek yaşta olan çocukları istismar ediyor, onların hayatlarıyla oynuyor, demek ki zeki ve çalışkan olmak yetmiyor, insanlara bunların yanı sıra erdem ahlakını öğretmek gerekiyor.” Diyordu. Konuya ülkemizde cereyan eden son hadiseler doğrultusunda baktığımızda bu fikirler hiç de yabana atılır cinsten değil ve bahsi geçen bu düşüncelere katılmamak mümkün değil doğrusu.
Bu cümleler bana Kanuni’nin bir medrese kitabesinde geçen sözlerini hatırlattı. İstanbul Şehzadebaşı Camii avlusunda bulunan - şu an Suffa Vakfı Genel merkez Binası ve Gençlik Merkezi olarak kullanılan- Maktul Mustafa Paşa Medresesi’nin kitabesinde Kanuni Sultan Süleyman, şu ifadelerle bu güzel eseri geleceğin büyük insanlarına ithaf etmiş, demiş ki bu kitabede “Yaptırdığım bu medresemi memleketimin ÜSTÜN FAZİLETLİ ve ÜSTÜN KABİLİYETLİ talebelerine vakfettim.” Kitabede geçen üstün faziletli ve üstün kabiliyetli ifadeleri dikkatle seçilmiş, yerinde ve isabetli sözler sanırım. Yukarıda bahsi geçtiği üzere sadece üstün yetenekli olmak yetmiyor, bu üstün yeteneği insanların yararına faydalı kılacak üstün fazilet duygularıyla donanmak, insanların, çevrenin, dünyanın zararına meydan vermeyecek işlerde kullanmak ve bu kabiliyetlerle işleri yapmak gerekiyor sanırız.
Yazımın başında bahsettiğin bu bilim insanımızın bu ilgi çekici, can alıcı, günümüz toplumsal konularının, temel sorunlarının da başında yer alan konulardan biri olan ve benim de hemen her satırına imzamı atabileceğim konuşmasının devamı ise şöyle: ”Şu an bu erdem ahlakını en çok doğuda Çin’de, Japonya’da görmemiz mümkün. Erdem ahlakı buralarda 4-6 yaş arasındaki çocuklarda uygulanıyor. Şimdilerde bu Mısır’da başlamış. Ancak küresel sistem erdem ahlakını umursamıyor, önemsemiyor. İnsanı homo “ekonomüs” olarak görüyor yani insan ekonomik bir varlıktır diyor, rasyonel aktör akıldır diyor. Çıkarına uygun olana iyi, çıkarına uygun olmayana kötüdür diyor. Bu küresel sisteme göre insanın hoşuna giden iyidir, hoşuna gitmeyen kötüdür diye bir yaşam felsefesi bize sunuyor halbuki Kahneman ve arkadaşlarının ortaya koyduğu insan homo “ekonomüs” değil homo “psikolokus” denilen düşünce sisteminde rasyonel aktör akıl değil daha önemli olan duygulardır deniyor, sadece akıl değil duygular da vardır deniliyor. Bu nedenle mantıksal zekâsı, akademik zekâsı yüksek olup da sosyal ve duygusal zekasını geliştiremeyen kişiler, çoğunlukla toplum için problem haline gelebiliyor.”
Kısaca maalesef zeki, kabiliyet her zaman, her konuda insana yeterli gelmiyor. Önemli olan bu üstün zekayı, üstün duygu ve ideallerle yoğurup yüksek ahlakla pişirip iman ve Kur’an hakikatleriyle ışıklandırıp insanlığın hizmetine sunabilmektir.