Hava sıcaklıklarının birden değişmesine bağlı ani ısı değişikliklerinin hastalıklara yol açmaması için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, bağışıklık sisteminin kuvvetlemesi ve hastalıklara karşı vücudun dirençli olabilmesi için bol oksijenli havanın faydalı olduğunu, bunun için açık havada spor yapılması, pozitif olunması, bol yeşillik yenilmesi, stres ve yorgunluktan uzak durulması, her gece 7-9 saat uyku alınmasına özen gösterilmesi, işlenmiş hazır gıdalardan, kafein, alkol ve sigaradan uzak durulması, bunların yerine tam gıdalar, ekinezya ve ginseng gibi bitkisel çaylar ile taze meyve ve sebze sularının tüketilmesi gerektiği tavsiyesinde bulundu.
İç Hastalıkları uzmanı Dr. Faik Akvardar ani ısı değişiklikleri ve kış şartlarında, muhtemel hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bağışıklık sistemini (immun sistem), vücudu zararlı mikroplar ve hastalıklardan koruyan bir savunma mekanizması olarak tanımlayan Akvardar, bağışıklık sisteminin çevrede bulunan ve vücuda potansiyel olarak zarar verebilecek bakteri, mantar, parazit ve virüs gibi birçok organizmaya karşı korumakla yükümlü olduğunu belirtti. Akvardar, vücudun bu organizmalara karşı direncine ‘’bağışıklık’’ adı verildiğini ifade ederek, ‘’Bağışıklık sisteminin ana özelliği, yabancı istilacıları yok ederken, vücudun sağlıklı dokularının zarar görmesini de engelleyebilmesidir’’ dedi.
İnsan vücudunun, çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına uğradığını ve bu organizmaların vücuda girebilmek için uğraştığını anlatan Akvardar, şöyle devam etti: ‘’Sağlıklı bir vücut, karşılaştığı hastalık etkenleriyle ve yabancı maddelerle çoğunlukla bize hissettirmeden baş eder. Biz sıcak bastı ya da terledik veya esen rüzgar yüzünden ürperdik zannederiz, fakat o esnada vücudumuzda büyük bir mücadele veriliyor olabilir. Bağışıklık sistemimizin mikroplarla girdiği bu savaşı kaybettiğimizde de ‘hasta’ oluruz. Bağışıklık sisteminin görevi de sırasıyla, öncelikle bu organizmaların vücuda girmelerini engellemek veya vücuda girdikleri yerde yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür, ancak bazı şartlarda (uykusuz kalındığında, dengeli beslenildiğinde, organ nakli veya kemoterapi gibi tedavilerde) bağışıklık sistemi yardıma gereksinim duyabilir. Bağışıklık sisteminin temel ögeleri, akyuvarlar, timus bezi, kemik iliği, lenf sistemi, hormonlar ve bazı proteinlerdir. Sistemin bu ögeleri, birlikte ve birbirini tamamlayacak şekilde çalışır.’’
DAHA SIK HASTALIĞA YAKALANMA RİSKİ
Akvardar, bağışıklık sisteminin güçlü olmasının göstergesinin ‘’az hastalanmak’’ olduğunu belirterek, söz konusu sistemin zayıf olması durumunda vücudun enfeksiyonlara daha sık yakalandığını söyledi. Fırsatçı enfeksiyonların etkisinin en sık ciltte görüldüğünü ifade eden Akvardar, grip, halsizlik ve yorgunluk gibi durumlarla karşılaşıldığını dile getirdi. Bağışıklık sisteminin zayıf olmasının hastalıklara yakalanmak açısından bir risk olduğunu vurgulayan Akvardar, ‘’Bu risk, erken dönemde hastalıklara çabuk yakalanma ve daha ilerleyen durumlarda ise vücutta kanser oluşumuna bile sebep olabilir’’ uyarısında bulundu.
Yeni Asya