Babamı istiyorum

M. Fahri UTKAN

Önce aşağıdaki kısa fakat bence çok çok ibretli hikayeyi okumanızı istiyorum

“Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.
Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi.
Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek
istiyorsan 20 lira" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 lira borç
verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya
benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi.
Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.
Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder." diye düşündü. Aradan bir saat
geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını
düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"...
Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı...
Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi...
"Al bakalım, istediğin 10 lira. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm.
Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi...
Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler babacığım"... Hemen yastığının altından
diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.
Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?...
Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı
ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; "İşte 20 lira...
Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?..."

Evet , hikayeyi okudunuz. Ne düşünüyorsunuz bilmiyorum.
Fakat etrafınıza bir bakın. Bu tür baba – çocuk veya anne – çocuk manzaraları görüyorsunuzdur mutlaka.
İşte sırf dünya için (ne yazık ki, bazen sırf ahiret için çalışanlarda da görülüyor , maalesef) çalışmalar sonunda gelinen nokta.
Yukarıdaki baba yerinde olsaydınız , ne hissederdiniz?
Başınızı ellerinizin arasına alıp nerede hata yaptığınızı mı , yoksa zamane çocuklarının fazla ukala olduğunu mu düşünürdünüz?
Bence birinci sorunun cevabını araştırmak ve düşünmek gerekiyor.

Anne ve babası çalışan , sırf dünyevi kaygılar içinde yetiştirilmeye (!) çalışılan çocuklar daima problemli olmakta ve bu problemlerini de hayat boyu yanlarında taşımaktadırlar.
Anne-baba çalışmak zorunda bile olsalar mutlaka belli bir saatlerini çocuklarına ayırmalıdırlar.
Bu zaman ayırma laf olsun torba dolsun babında olmamalıdır.
Bütün işlerinden ve düşüncelerinde azade olarak çocuğu karşısına alıp onun yaptıklarını , bazı olaylar hakkında düşüncelerini vs. anlatmasını istemeli ve onu dikkatli bir şekilde gerçekten muhatap kabul ederek dinlemelidir.
Böylece hem çocuk, insan yerine konulmanın-sayılmanın zevkini tadacak hem de bazı şeyler hakkında düşüncelerini ifade ederken aynı zamanda kendini anlatmış olacaktır.

Eğer bu davranışlarda bulunmaz ve çocuklarımızı boş bırakırsak, ya yukarıdaki hikayede olduğu gibi ancak resmi-formal bir davranış sonucu onlarla konuşabiliriz. Veya onu da yapamazsak artık o çocuklar bizim elimizden çıkmış veya sokağın ya da televizyonun esiri olmuşlardır kesinlikle.

Onun için daha doğumundan başlayarak (belki de doğumundan önce) her iki kanattan (hem dünyevi hem de uhrevi) eğitimleri bizzat ilgilenerek vermeye çalışmalıyız(vermeliyiz).

Bazen anne-baba öyle bir hizmet aşkı içinde olmaktadırlar ki, çevresine hizmet ederken evlerinde de hizmet edilecek çocukları olduğunu iş işten geçtikten sonra anlamaktadırlar, maalesef.
Hizmetlerde düşünülecek muhatapların ilklerinden en birincisi bence en yakınımızdaki aile fertler, tabiî ki çocuklarımız olmalıdır. Onlar nasıl olsa öğrenir deyip ipin ucunu bırakırsak, "…daha sonra Hıristiyan birinin Müslümanlığa geçmesi gibi" zor olacaktır. 

O halde parolamız "Beşikten mezara ilim" olmalı ve bu yolda ne kadar zamanımızı harcarsak o kadar faydalı ve verimli sonuçlar almamız bedihidir.
Sizlere ve de bizlere kolay gelsin.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.