Azgın bir azınlık Said Nursi'nin talebelerine iftira atıyor

Bediüzzaman Said Nursi ve talebelerine iftira atan ve kendilerinin de Risale-i Nur okuduğunu iddia eden azgın bir azınlığa tepkiler devam ediyor

Nur cemaatlerinden bir grup Nur talebesinin kaleme aldığı açıklamada, “Yıllar önce çekilmiş, bir cihetle mahrem sayılabilecek videoları tekrar tekrar gündeme getirip bazı hususları serrişte ederek Bediüzzaman Said Nursî'nin bazı talebeleri aleyhinde yazan, iftira atan, hakaretlerde bulunanlara karşı reddiyede bulunma lüzumu hasıl olmuştur” ifadeleri yer aldı.

Açıklama şöyle:

Bediüzzaman ve Talebeleri bu vatan, millet ve İslâmiyet için çok cefalar çekmiş, fedakârlıkta bulunmuş, büyük gayretler göstermiş, haktan taviz vermeden hizmet etmişlerdir.

Bir asrı aşkın süredir, en karanlık ve en dehşetli dönemlerde kefenlerini boyunlarında taşıyarak iman ve Kur’ân hizmetine hayatlarını vakfeden kahraman ve fedakâr bir neslin mümessillerine —hâşâ, yüz bin defa hâşâ— “ajan”, “gladyo” gibi alçakça iftiralar atmak ve şenî hakaretlerde bulunmak; ancak kökü dışarıda, dalları ve budakları bu memlekete sızmış bir zındıka güruhunun işi olabilir!

DÜN KARAKOLLARLA TEHDİT EDENLERİN ZİHNİYETİNİ TAŞIYAN BİR GÜRUH, BUGÜN FARKLI SURETLERDE

Evet, “Allah” demenin dahi suç sayıldığı; Bediüzzaman Said Nursî gibi bir Zât’ın etrafında bulunmanın değil, selâm vermenin bile karakollarda işkence sebebi olduğu bir devirde; sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen o fedakâr, cefakâr, kahraman “Ağabeyler”e ve onların kahraman avukatına karşı minnet, şükran ve duadan başka ne söylenebilir? Onları hayırla yâd etmeyen, şeytanların oyuncağı olmaktan kurtulabilir mi?

Bediüzzaman Hazretleri’nin talebeleri, varisleri ve vekilleri; O’nun şefkatli derslerinin muhatapları olarak hiçbir makam, ikbal ve istikbal beklentisi taşımadan bu İslam Davasına gönül vermişlerdir. Bu hakikat apaçık ortadayken; aradan bir asır geçtikten sonra, dün karakollarla tehdit edenlerin zihniyetini taşıyan bir güruh, bugün farklı suretlerde farklı bir sahada saldırmakta ve iftiraları dillendirmektedir.

Bazı hususları maddeler hâlinde kısaca ele alarak, kamuoyunun nazarına arzetmek isteriz:

Evvelâ: Üstâd Bediüzzaman'ın talebelerinden Bekir Berk, Mehmed Fırıncı, Mehmet Emin Birinci ağabeyler gibi kimseleri Özel Harp Dairesi (ÖHD) ile ilişkilendirmek, "Kontrgerilla" ya da "Gladyo" olarak bilinen karanlık yapılar ile iltisaklı göstermek, tamamıyla düzmecedir. Hiçbir aslı astarı yoktur.

Bu iftiraları dile getirenler elle tutulur, gözle görülür, sahîh hiçbir delil sunamamaktadırlar. Âyette meâlen denildiği üzere: "Eğer (iddianızda) doğru kimseler iseniz, delilinizi getirin!" (Bakara, 2/111).

Darbeci bir subayın daktilo ile yazdığı sahte bir pusulayı 60 sene sonra ortaya atan ve geçmişi de komitecilik ve dinsizliğe destek ile malul bu kimseler hastalık zafiyeti ve sekeratta olan kimseleri kendi yönlendirmeleri ile konuşturarak, su-i kasd ve su-i niyetlerini ortaya koymaktalar.

Sâniyen: Bekir Berk Ağabey'e Üstâd Bediüzzaman "Sen benim Abdurrahman'ım gibisin." diye iltifat etmiştir. (Bkz. Nakleden: Mehmed Emin Birinci, Son Şahitler - 4, s. 413) Ve Bediüzzaman, Bekir Berk Ağabey'e üç sefer tekrar ile, "Ben seni vekil tayin ettim." diyerek avukatlığını yapması hususunda vekâlet vermiştir. (Bkz. Nakleden: Ali Demirel, Son Şahitler - 3, s. 262)

Bekir Berk, hayatı boyunca bütün Türkiye'de, Kur'ân ve İman dâvâsını mahkemelerde müdâfaa eden bir kahraman olarak tescillenmiş, yakın tarihin hâfızasına ismi kazınmıştır.

Zübeyir Gündüzalp'ın "Bu devirde kefeni boynunda bir İslâm fedâisi olmak lâzım." (Doktor Mehmet Akay'ın Kaleminden Manevi Reçeteler, s. 43) ifadelerine tam mazhar olup mahkemede hâkimin "Neye güveniyorsun Bekir Bey!" hitabına karşı çantasından kefenini çıkarıp gür bir sesle: "İşte buna güveniyorum!" diyen bir zâttır, Bekir Berk Ağabey.

Müslüman, dâvâ adamı ve dâvâsı uğruna bedel ödemeyi göze alan Avukat Bekir Berk'e ancak İslâm düşmanları karşı çıkar.

Esasen, Bekir Berk Ağabey rahmetliye atılan iki iftira da onun yüzlerce davada gösterdiği fedakarca kahramanlık sayesinde Risalelerin serbestleşerek vatan sathına yayılmasına vesile olmuş olmasıdır...

Gizli Dinsizlerin hücum ettikleri, aslında Nur Hizmetidir yani İslamiyeti, Şeriatı tebliğ ve tesis hizmetidir...

Salisen: İman ve neşriyat hizmetlerindeki gayret ve çalışkanlığı sebebiyle Üstadımızın iltifatlarına mazhar olan Mehmed Fırıncı Ağabey'in aleyhinde olanlar; karanlık, derin odaklardan başkası değildir. İslâm düşmanları ile dirsek teması olan fitne şebekeleri, vazifelerini yapmakta ve iftiralarına devam etmektedirler.

Râbian: İstanbul'da Risale-i Nur hizmetleri ile alâkadar olan Mehmet Emin Birinci Ağabey, hayatı boyunca hizmetlerde bulunmuş ve birçok insana da vesile olmuştur. Hususî hayatındaki takvasına yüzlerce insanın şahid olduğu bu mübarek ağabeyimize Gladyo demek için Şeytanın tilmizi olmak iktiza eder.

RİSALE-İ NUR HİZMETİ, ŞEFFAF İSLÂMÎ BİR HİZMETTİR

Hâmisen: Üstte isimlerini saydığımız başta Bekir Berk, Mehmed Fırıncı ve Mehmet Emin Birinci ağabeyler hakkındaki çirkin iftiralar asılsızdır. Bu iftiralar üzerinden "Nurcuların Genelkurmay'ın adamı" olduğu iddiası ile "Askerî istihbarata çalıştığı" şeklindeki ifadeler, hakikatten tamamen uzaktır.

Nur Talebeleri, müstakîmâne hizmet eden bu vatanın vatanperver evlatlarıdır. Risale-i Nur hizmeti, hiçbir dış odak, gizli servis ve karanlık güçle teması olmayan tamamen şeffaf İslâmî bir hizmettir.

Osman Yüksel Serdengeçti'nin "Said Nur ve Talebeleri" yazısının sonunda dediği gibi:

"Şimdi Türkiye'de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: Said Nur ve Talebeleri. Bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırtısı, nutku, alayişi, nümayişi yoktur. Bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, imanlı, inanlı kalabalığıdır." (Tarihçe-i Hayat, s. 632)

Elhâsıl: Bediüzzaman'ın iftiraya uğrayan talebelerini tanıyan ve bilen herkesin varacağı kanaatle söyleyecekleri; 'Böyle dâvâ adamları basit, bayağı ve dünyevî şeylere tenezzül etmezler.' demek olur.

Risale-i Nur eserlerine, Nur Talebelerine ve hizmetine leke düşürmek isteyenler tarih boyunca olmuştur. Çamur atanlar tarih olmuş, Risale-i Nur hizmeti ise fevc fevc artarak devam etmiş, tarih yazmıştır.

Hakikat güneş gibidir, üflemekle sönmez. Bu hakikat kahramanları ise her biri Anadolu’nun ufulü olmayan güneşleridirler!

"Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saff, 61/8) âyetine iman eden kimseler olarak yılmadan, tekâsül göstermeden Kur'ân'a ve imana hizmetle milletimizi, bilhassa da genç nesillerimizi küfrün ahlâksızca taarruzlarına karşı korumaya devam edeceğiz.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Nur Talebeleri Haberleri