Başlıktan dolayı aklınıza erkek anneleri gelmesin. Bazı gelin hanımların anneleri ile anlaşmaya çalışacağız. Malum, zamanla beraber birçok şey gibi değerler de oldukça hızlı değişiyor. Her gün başka başka yeniliklere gözümüzü açıyoruz. Her yeni şeyin güzel olmadığını ve olmayacağını bilerek… Bu hızlı değişim birçoğumuzun başını dönderiyor olacak ki, bazen bazılarımız doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanıyoruz. Bunlardan birisi hakkında konuşalım hadi.
Birçoğumuz denk gelmişizdir herhalde. Düğün günü gelin hanım baba evinden ayrılırken damat beye kayınvalidesi tarafından yapılan uyarıcı konuşmalardan bahsedeceğim. Son zamanlarda sık sık benzer videolar karşımıza çıkmaya başlar oldu. Başta sadece masum bir duygusal konuşma gibi görünen bu hamleleri ile gelin hanımların anneleri, belki kendi dönemlerindeki sıkıntıların da sevkiyle gelişen bir koruma içgüdüsü gösteriyorlar ki; bu davranışlarının herhangi bir şeyi korumadığının veya herhangi bir güzelliği imar etmediğinin farkında değiller maalesef. Bu ayrıştırıcı, yıkıcı dil ve içerik ile yapılan konuşmalarıyla, daha işlerin en başında iken en kötüden bahsederek huzura zarar veriyorlar bir kere. İyi niyetlerinden şüphemiz yok elbette, kızlarına desteklerini göstermek ve “evladıma sahip çıkan bir anneyim” mesajını vermek istediklerini görebiliyoruz pek tabi. Ancak tek görünen bu değil.
Böyle kıymetli bir günde, ömür boyu sürmesi ümit edilen bir birlikteliğin besmelesinde adeta parmak sallarcasına aba altından sopa göstermek damat bey ve ailesi için o anın heyecanı ile fark edilmese de oldukça kırıcı ve rencide edici bir tavırdır. Üstelik güveni de zedeleyebilir. Zira güven ve sadakat sadece bilinen manası ile değil, problemlerin üstesinden gelme becerisinde de eşlerin birbirlerinde görmeye muhtaç oldukları ve hep de olacakları değerlerdir. Annesi tarafından bu gibi sözlerle uğurlanan kadının, yarın muhtemel bir sıkıntı halinde sorunu çözmeye ne kadar gayret edeceği konusu erkek için artık şüpheli olacaktır. Sorunsuz ve tümseksiz bir ilişki de mümkün olmayacağına göre ihtimal o ki; erkek bir süreliğine sorun çıkmasın diye uğraşarak günlerini geçirip bir süre sonra da ne olacaksa olsun yorgunluğu yaşayabilir. Yani neresinden tutarsak tutalım sonuç pek iç açıcı olmayacaktır. Hepsi bir yana, her halimizin dua olduğunu da hatırlayarak, en kötü ihtimali en güzel anda dillendirmenin ortamın manevi havasını bozmasından ve dua hükmüne geçmesinden de çekinmek gerekir. Vuku bulmamış kötü hadiseleri kelama dökmek akılları bulandıracağı gibi kalplerde de hoş duygular oluşturmayacağını bilmeliyiz. Hangimiz en güzel ânımızda “en kötüsü” senaryosunu duymak isteriz ve duyunca da iyi hissederiz ki?
Oysa Resulullah Efendimiz (asm) kızını evlendirirken ona:
“Allah sizin dağınık işlerinizi toplasın! Nikâhınızı mübarek kılsın! İkinizden güzel ve pek çok nesil çıkarsın! Allah'ım! Bu evliliği ikisi hakkında da mübarek kıl!” diye dua ederek uğurlamıştı. Böyle bir Peygamberin (asm) “Kızıma zarar verirsen dağı taşı inletirim, kızımın acı çekmesini istemiyorum, alkol, kadın, kumar vs…” gibi devam eden bir konuşma ile ne kadar kötülük ve çirkinlik varsa dualara layık bu kıymetli anda ardarda sıralayan… veya “Bir damla göz yaşı dökersen işte evinin anahtarı!” deyip baba evinin anahtarını kızının eline tutuşturan ümmeti mi oluyoruz?
Gerçek şu ki; evliliğin hususen ilk yıllarında gençler, birbirlerini yeni tanımaya başladığı ve bir yandan da tüm bu yeniliklere alışmaya çalıştığı o günlerde elbette zaman zaman göz yaşı dökebilirler. Elbette kırgınlıklar, beklentiler, hayal kırıklıkları olabilir. Elbette üzüldükleri günler olacak. Tüm bu süreçte gençlerin en çok hatırlamaya ihtiyaçları olacağı anne baba nasihatları “İşte anahtarın, gözünden bir damla yaş akarsa buradayız!” değil tabi ki.
“Yavrucuğum; bazı huylarınız birbirinize uymayabilir, kızmadan kırılmadan yumuşakça anlaşmaya çalış. Metanetini koru. Acele ve öfkeyle kararlar verme. Sabırsızlık gösterme. Hoşgörü ile düşünsün zihnin. Hürmette kusur etme. Araya soğukluk sokma. Baba evindeki gördüklerinle mukayese etme. Resulullah’ın (asm) yuvası örneğin olsun. İyi muhakeme et. Sıkıntını hemen kimseye anlatma, önce kocanla çözmeye çalış. Çözemezsen ortalığa dökme, ehline danışıp hallet. Sakın kocanın ayıbını açık etme. Kimsenin kötülemesine müsaade verme. Mahremini kimsenin sohbetine çerez yapma.” olsa daha doğru bir analık etmiş olmaz mıyız?
Mutlaka damat beye de bir çift söz etmeliyim derseniz şunu deneyebilirsiniz:
“Kızım sana Allah’ın emanetidir. Resulullah Efendimizin (asm) duası üzerinizden eksik olmasın. Allah dağınık işlerinizi toplasın.”
İşte düğün evine yakışır bir ikramlık…
Her şeye rağmen imtihan bu ya; çözülmez işler, hallolmaz sıkıntılar isabet etti. O da o zaman konuşulur, bir hâl çaresine bakılır. Acele etmeyin. Bediüzzaman Hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmanü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme, bu saati düşün.”