-Aile Danışmanı-
İçinizden “Evlilik öcüleri mi?! Onlar da kim?!” diyorsunuzdur herhalde. Gelin bir bakalım, hakikaten de korkutmak değil mi yaptıkları?
Zamanında evlenmiş ama evini ev bellememiş…
Birisini sevmiş ama emek etmemiş…
Ev kurmuş ama ev işlerini eziyet bilmiş…
Ana babasına anne baba demiş ama hürmet etmeyi külfet zannetmiş…
Çocuk sahibi olmuş ama çocuğunu ayak bağı hissetmiş…
Eşinin ve ailesinin kusurlu yanlarını hoş değil boş görmüş…
Biz olamamış, sizin taraf-bizim taraf kılıçlarını kuşanmış…
Dört duvar mahremiyetini öğrenememiş, cümbür cemaat yapmaya çalıştığı şeyi evlilik sanmış…
İktisat etmeyi zilletle karıştırmış, her halinden şikayet, şekva akmış arkadaşlarınız oldu mu hiç?
Şimdi bir düşünün lütfen, bu gibi kimselerin ağzından evlilik ile ilgili olumlu manada her hangi bir tavsiye veya teşvik duymayı bekler misiniz? Evlenmeyi düşünen birisi olarak bu gibi bir arkadaşınız olduğunu kabul edelim ve sohbet ortamında sürekli evliliğinden yakındığını, şikayet ettiğini… Sizde nasıl bir tesiri kalır bu sohbetin? Böyle bir konuşmanın neye hizmet ettiğini, hakikati ne kadar yansıttığını, dinimize ve de “Evleniniz ve çoğalınız. Ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim” buyuran Peygamberimizin (asm) sünnetine ne kadar muvafık düştüğünü muhakeme edin ve çok dikkat edin lütfen belki de hiç farkında olmadan bu gibi telkinlere maruz kalıyor olabilirsiniz. Tabi ki kimse evliliğin kusursuz ve zahmetsiz bir şey olduğunu vadetmiyor. Ancak kişi; çözüm becerisi ve müsbet hareket kabiliyeti ile evliliğini aşka, evini yuvaya, yuvasını da cennete çevirebilir. Tıpkı çözüm becerisi gelişmemiş, menfi hareket alışkanlıkları ile evliliğini ızdıraba, evini de cehennem misali bir zindana çeviren diğerleri gibi. Bu ifadeler belki bazılarınıza abartılı gelebilir ancak seans odasında çalışırken neler duyduğumuzu, nelere şahit olduğumuzu bir bilseniz desem çok sıradan bir laf etmiş olur muyum? Her neyse…
Sevgili bekar kardeşlerim; sizden evlilik öcülerinden uzak durmanızı rica ediyorum. Gerçek bir evliliği dinleyeceğiniz;
Evlenmiş ve evini yeni çatısı bellemiş…
Birisini sevmiş ve elinden geleni iftiharla yapmış…
Ev kurmuş ve evinin işlerini zevk kabul etmiş…
Ana babasını anası babası bilmiş ve hürmetle sevmiş…
Yavrusunu nazenin bir emanet, aziz bir misafir kabul etmiş…
Eşinin ve ailesinin hatalarını kadife bohçalara sarıp, sırmalı sandığına gömmüş…
Evliliğini, kocaman bir aileye çevirmiş…
Evinin mahremini kilitli kapılar arkasında örtüp saklamış…
İktisat etmeyi izzetiyle yaşamak bilmiş, her halinden şükür ve memnuniyet akmış dostlarınız, arkadaşlarınız olsun.