Aydın ve Nazilli ağabeyleri panelinden notlar

Himmet UÇ

Dün Nazilli’deydik. Akşam hayatın normal boyutunun dışında olan, gündelik hayatın bulaşık ve kırışık ayrıntısından çıkmış bir dershanede bulduk kendimizi. Bir vakıf Srilanka hizmetleri ile uğraşıyor. Orada yaptıkları hizmetleri anlatıyor. Duvarda hareketli resimlerle bir tiyatro kurgulamış ve onu seyircilerine anlatıyordu. Bediüzzaman’ın tiyatro mektebinde okumuş, ta dünyanın öbür ucunda yaşananları bir tiyatrocu, bir dramaturg gibi anlatıyor, yapılan hizmetleri gösteriyor. İşini ciddi yapan bir aktör gibi filminin sahneleri hakkında konuşuyordu.

Bir ara Adem babamızın indiği bu Srilanka’da bütün dinlerce mukaddes olan, Peygamberimizin (asm) ayağını bastığı yere ve yanardağa benzeyen bir dağın resmini çekmişti. Hayalim gördüklerimin arkasından düşündü, bu cennetten dışarı buyur edilen Havva anamızın anasını ağlattığı peygamber o dağa indikten sonra nereye gitti? Hakkında bilgimiz yok, sadece onun macerasının ana hatlarını biliyorduk. Bediüzzaman‘ın talebeleri tarihin izini sürüyorlar.

Orada teyp Tahir ağabey ile karşılaştım. Gençliğini hayal edebildim, tam dört dörtlük bir beden. Yaşı sekseni aşmış bana bazı hatıralar anlattı. Kafası olmadık bilgilerle ve hatıralarla dolu. Hafızasında yüzyılların en önemli hazinesi dolu. Hazinesinin farkında ama anlatım sanatının ustalığının farkında değil. Bir diyalog tarzı var ki en ölü adamı diriltir. Bediüzzaman’ın heyecan dağıtan metinleri bu ihtiyar gibi görünen delikanlı adamı öyle diri tutmuş ki! Ya Meded Allah!

Aydın ve Nazilli ağabeylerinin ayak izlerini, mücadelelerini yazmak için Nazilli’deydik. Açılış konuşmalarının ilkini Nazilli’nin ilk nurcusu hacı Mustafa’nın torunu yaptı. Daha sonra Nurculuk tarihi ve Nurcuların mücadele tarihini yazmayı ve denetlemeyi kaderin kendine bir hediye olarak yüklediği İsmail Benek konuştu. Nazilli’nin dünyada mazlumu ahirette sultanı Mehmet ağabeyini gadren öldürülmesini anlattı. Onun başına gelenleri bir tiyatro olarak oynamanın kendi kuruluşuna bir vecibe olduğunu söyledi. Daha sonra Belediye başkanı Haluk Alıcık konuştu. Bediüzzaman hakkında harika tesbitleri olan sayın başkan siyasi mülahazaların dışında kaldı ve alkış topladı. Bediüzzaman‘ın öğretisi ve kişiliği ile ilgili dışarıdan bakan bir adam olarak güzel sözler söyledi.

Panele geçildi. Panelistlerin ikisi Ahmet Feyzi abi hakkında kitap yazmış. Biri Hüseyin Yaşar diğeri Himmet Uç. Hüseyin Yaşar “Maidetül Kur’an” yazarını anlattı. Ahmet Feyzi abinin esintilerinden bir demet sundu. Malumatı metrukesinin ölmeden önce bakışını anlattı. Bu ağabeylerin hayatları ile yazdıklarını iftiharla yaptığını söyledi. Heyecanlı ve atak bir şekilde konuştu. İhsan Atasoy Bediüzzaman’ın ilk büyük talebelerinin koşusunu anlattı. Ahmet Feyzi ağabeyin karakterinden, hitabelerinden, heyecanından, kişiliğinden bahsetti. Ondan sonra Himmet Uç, Ahmet Feyzi abinin Nurcu tipinin ötesinde bir Nurcu karakteri olduğunu anlattı.

Risale-i Nur hareketi iki kurban vermiştir. Biri Isparta’da diğeri de Nazilli’de. Isparta’da Binbaşı Asım Bey iki ihanetin ortasında kalmış hiçbirine yanaşmayınca Allah’tan canını almasını istemiş ve mahkeme salonunda şehadet şerbetini içmişti. Bediüzzaman, işler sarpa sarınca bir-iki kurban verip yolumuza devam ederiz yollu konuşur ve olay öyle cereyan eder. Nazilli’de de Terzi Mehmet Ağabey polislerin dayağı ile ahirete azizlerin en azizi olarak göçer. Kurban büyük davaların tıkanma noktalarını açan ilahi bir eylemdir. Kimbilir Nazilli ve Ege bölgesi böyle bir kurbanı istemiştir, zaten karakola giderken Terzi Mehmet Ağabey o niyetle gider gibi.

Nazilli, Nurculuk tarihinde önemli bir yere sahip. Risale Akademi bu tarihin ana hareketlerini, şahıslarını ve mekanlarını kolluyor. Bu toprakları asli mayasına çeviren bir harekettir Bediüzzaman’ın hareketi. Onun dışındaki tarih yazdırılmış tarihtir. Bu ise çözülen imparatorluk arkasından çözülen milletin yeniden dirlik düzenlik kavgasıdır. Perdeler arkasına itilmiş ama bütün gerçekliği ile yaşanmış bir tarihtir. İşte bugün o tarihin sayfaları oluşturuluyor. Zülüm ve tarassut ve ölümlerle yapılmış bir tarihin yazılma  macerası. Otel lobilerinde, lüks artistik kahvelerde, kulüplerde oluşturulan bir rejim nerede berber dükkanları ve terzi dükkanlarında doğan ve büyüyen ve alem şümul olan bir dava nerede?

Nazilli hizmete hem kurbanlar hem kahramanlar hem de hamiler yetiştirmiştir. Hacı Mustafa tam bir hamidir, terzi Mehmet şehittir, Ahmet Feyzi abi ve benzerleri ise kahramanlardır.

Ahmet Feyzi abi etrafını büyülemiş olağanüstü bir karakterdir. Nihat Baykoç “ben hayatımda onun kadar güzel konuşana rastlamadım” der. Merhametkar yönünden dolayı ölümünden sonra yolda oğlunu görenler ağlarlar; “çocuklarımızı onun ekmeği ile büyüttük“ derler. Yaptığı işlerde insanlara ekmek sağlar, bir yandan dimağlarını yapar, bir yandan damaklarını tatmin eder. Ağlayarak namaz kılar, dua eder. Bediüzzaman’a incir ve zeytin gönderir. Bediüzzaman “bu kardeşimize bir Sikke-i Tasdik gönderin gönderdiği bize dokunmasın” der. Üstad “Tahiri ve Ahmet Feyzi hiç sarsılmadılar” der. Bediüzzaman onun Mehdilik konusundaki çalışmaları için “kardeşim söylediklerine aynen katılıyorum“ der.

Çalışmaya başlayınca gecesi gündüzü olmayan biridir. Risale-i Nur’u anlamak isteyen birine “midene haram lokma girerse sen nurları anlayamazsın” der. Hasan Feyzi Abiden hatıralar anlatır Ahmet Feyzi Abi. Hasan Feyzi Abinin babası alim ve fazıl bir zatmış. Oğluna “evladım ben Mehdiyi görmeyeceğim ama o geldiğinde ‘ben mehdi değilim diyecek.’ Bir eliyle başını sıvazlarsa sen onun Mehdi olduğunu anlarsın“ der. Aynen öyle olur. Ahmet Feyzi abi Üstadı rüyada görmüş, daha sonra belagatı öylece artmış ve etkileyici olmuş. “Hiçbir şeyin peşinden körü körüne gitmem, Risaleler anlaşılmak içindir” der. Faruk Güventürk‘e “Sen kahraman Türk ordusunun paşası değil, komünistlerin uşağısın“ der. Kahvelerde sohbet eder, her yerde Bediüzzaman’ı anlatır. Okuyanlara okuduğu paragraftan ne anladığını sorar. Üstad ona “Kardeşim İzmir benim nazarımda çok mühimdir. Çünkü İzmir orta doğu ve balkanlarda masonların merkezidir, masonlar ahlaksızlığı buradan yayar” der.

Ahmet Feyzi Abi “bütün insanlar hesaba çekilecek ancak peygamberler ve şehitler müstesna. Bizim Adnan Menderes de hesaba çekilecek olsa hesabını veremezdi, Allah onu şehit olarak huzuruna aldı böylece hesaptan kurtuldu. Rüyasında ona görünür ve başbakanım diye hitap eder. Ben imanımın gereğini yaptım, ama hali alemi gördünüz” der.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.