Avrupa'da 25 bin, Türkiye'de 300 bin müteahhit var

Ülkemizde binlerce insanı ilgilendiren Kentsel Dönüşüm Projeleri, tüm hızıyla devam ediyor.

Erkam Emre'nin haberi;

Belediyelerin kilit rol oynadığı bu dev çalışma, kamuoyu tarafından sadece bina yıkılıp yenisini yapmak gibi algılanıyor.Peki büyük bütçelerin konuştuğu bu uzun soluklu proje, dünyada nasıl yapılıyor? İşte önemli bir süreçten geçen şehirlerimiz için alternatif şehircilik uygulamaları...
Kentsel Dönüşüm Projesi'ne yönelik hukuki süreç geçtiğimiz aylarda çıkarılan kanunla kolaylaştırıldı. Bu düzenleme şehirlerimizin kanayan yarası durumundaki mahalle ve semtlerin hızlı bir şekilde restorasyonunu sağlayacak.

Özel teşebbüsün de desteğiyle devam ettirilen 'Kentsel Dönüşüm Projesi' maalesef tam manasıyla uygulanamıyor. Zira kamuoyunda bu proje sadece bina yıkmak ve yenilerini yapmak olarak algılanıyor. Halbuki altyapı, yollar, geçitler, köprü, rekreasyon alanlı ve tüm işleyişiyle bir bütün olan Kentsel Dönüşüm Projesi bu algıdan dolayı akim kalıyor. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz ay Samsun'da yaşanan sel felaketi sonucunda Toplu Konut İdaresi'nin yeni yaptığı konutlar sel sularına teslim oldu. Dere yatağına yapılan modern görünümlü binalar çamur deryasına dönüştü ve sel sularında 11 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bu konuda II. Dünya Savaşı'nın ardından harabeye dönen Avrupa kentleri ve tsunami felaketiyle haritadan silinen Japon şehirlerinden alınacak büyük dersler var.

Bugün dünyada mimari, altyapı ve şehircilik denince söz sahibi olan bu ülkeler hakkında bilgi edindik. Buralarda mimar, inşaat mühendisi ve şehir planlaması uzmanı vatandaşlarımızdan dinlediğimiz alternatif çözüm yolları, ülkemizdeki Kentsel Dönüşüm Projesi sürecine alternatifler sunuyor.

Uzmanlar, bir kentin dönüştürülmesi ve iyileştirilmesinde yapılacak ilk hamlenin mutlaka altyapıya yönelik olması gerekliliğinde hemfikir. Kalitesiz altyapı ve iyi planlanmamış projeler, ileride can kayıpları da dahil olmak üzere büyük bedeller ödenmesine neden olabiliyor. Bu tür aksaklıkların giderilebilmesi için kentlerimize uzun vadeli, sağlam altyapıların kazandırılması gerekiyor.

Afet yönetiminin ilk dersi tedbir almak

Japonya'da inşaat mühendisliği alanında araştırmalarda bulunmuş Yrd. Doç. Ceyhun Özçelik şu açıklamaları yapıyor: "Afet yönetiminin birinci dersi, afetlerden sonra yürütülecek birtakım çalışmalar değildir, afet öncesi alınacak tedbirler ve hazırlıkların, afet sırasında uygulanacak esasların ve afet sonrası yapılacak her türlü çalışmaların bütünüdür." Bu tanım, yalnızca afetle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili kamu kurumlarını değil, belediyeleri, eğitim kurumlarını, üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını, kısacası toplumun tüm kesimini içeren bir eylem planını gerektiriyor. Bunların tamamını Japonya gibi bir deprem ülkesinde görmemiz mümkün."

İngiltere'de ise şehirlerin ömrünü yüzyıllık 'Master Plan'lar belirliyor. Yıllar içerisinde değişen sosyo-kültürel ve demografik normları göz önünde bulundurarak oluşturulan kentler için olası problemlere karşı çok önceden çözümler üretiliyor. Paris'in bugün bile konuşulan altyapısı ve yeraltı ulaşımının temelleri 19. yüzyılda geçirdiği geniş restorasyon çalışması var. Bu projelerin uzun yıllar aksaklık gösterilmeden sürdürülmesinde farklı hükümetlere rağmen aynı politika üzerinde mutabık kalınması.

Zaman

Ekonomi Haberleri