Merve Sena Kılıç'ın haberi:
Asma Afsaruddin yüzlerce makaleye ve akademik çalışmaya, onlarca kitaba sahip; pre-modern ve modern İslam dini ve siyasi düşünce, Kur'an ve Hadis, İslam entelektüel tarihi, çağdaş İslam hareketi, cinsiyet sorunları üzerine çalışan bir profesör. Bangladeş'te doğar, liseyi bitirdikten sonra ailesiyle birlikte Amerika'da Maryland'a göç ederler. Oraya yerleştikten sonra hemen Oberlin College'da siyaset bilimi okuyan Afsaruddin, Arapça'dan çok etkilenince John Hopkins Üniversitesi'nde Arap dili edebiyatı ve İslam çalışmaları üzerine doktora yapmaya karar verir. Akademik çalışma hayatına ilk olarak Harvard Üniversitesi'nde Yakın Doğu dilleri ve Medeniyeti üzerine ders vererek başlar. Üç yıl orada eğitim verir. Ardından on üç yıl University of Notre Dame'da çalışır, sonrasında Indiana Üniversitesi'nden profesörlüğünü alır. Daha çok erkek dilinin hâkim olduğu İslam tarihi konusunda çalışırken bir yandan da bu durumu anlayamayan ve kabullenemeyen Müslümanlara karşı savaş verir. Taberi Tefsiri'nden, eski kaynaklarla yeni kaynakların karşılaştırmalı okumalarından çok faydalanan Afsaruddin, dünyayı daha yaşanılır kılmak için eğitimin olmazsa olmazlardan olduğunu düşünüyor. Türkiye'ye ilk kez bir araştırma için 1998'de gelen Afsaruddin, Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de tanışma fırsatı yakaladığını belirtiyor. Türkiye'de on yıl öncesine göre insanların kendilerini ve inançlarını ifade etmede daha rahat olduklarını ve sağlık alanında çok büyük değişiklerin kaydedildiğini vurguluyor. Beş sivil toplum kuruluşu tarafından İslam'a hizmet eden kişilere verilen Dost İslam Hizmet ödülüne bu yıl 'First Muslim' kitabından dolayı layık görülen Afsaruddin ile kadının Batı ve Doğu toplumlarındaki yerini, kitabını ve Batı'da yükselen Müslüman nüfusunu konuştuk.
İSLAM'I YANLIŞ TANITTILAR
Çocukken Kur'an okurken çok etkilendiğini söyleyen Afsaruddin, üniversitede Arapça dersleri almaya başlayınca bu dille arasında bir sevgi bağı oluştuğunu anlamış ve İslam bilimleri üzerine çalışmaya karar vermiş. Çok zorlansa da Arapça'yı kısa zamanda öğrenmiş. Bir de tabi Amerika'da, İslam'a ve Müslümanlar'a karşı bilgisizliğin, yanlış anlamanın ve Müslümanlar'a karşı kaba tavırların kendisini özellikle bu alanda çalışmaya ittiğini söylüyor. Ve bu alanda çalıştıkça ve derinleştikçe İslam'a olan inancının pekiştiğini, bu alandaki çalışmalarının da gündelik hayatını yönlendirdiğini ifade ediyor. İslam'ın kendisini disiplinize ettiğinin altını çiziyor ve ekliyor: 'İslam'a haksız yere yöneltilen eleştirilere, İslam hakkında yanlış bilinenlere daha anlamlı cevaplar verdim. Amerika'da medya İslam hakkında çok fazla içeriği yanlış yayınlar yapıyor. Televizyon ve Hollywood filmlerinin hizmetleri büyük. Eskiden İslam ve Müslümanlar denilince televizyonlarda İran gösterilirdi. Tek Müslüman temsilinin İran olduğu sanılırdı. Bunun doğru olmadığını araştıran, okuyan, biraz merak eden Batılılar çok net anladılar.'
AVRUPA DAHA MÜSLÜMAN
İslam'ın artık sanıldığı gibi sadece Orta Doğu'ya ait bir din olmadığını Batı'nın kabul ettiğini vurgulayan Afsaruddin, 11 Eylül olayından sonra Müslümanlar'a karşı negatif bir tutum sergilenmiş olsa da, İslam'ı daha iyi anlamaya yönelik arayışların da arttığını söylüyor. Afsaruddin, 'Amerika'da şuan sekiz milyon Müslüman yaşıyor. Çoğunluğu Afrikalı Müslümanlar oluşturuyor. Her eyalette Müslüman nüfus var ama özellikle Maryland, New York, Detroit, New Jersey, Ohio, Michigan, California eyaletlerinde Müslüman nüfus fazla. Los Angeles'ta çok fazla İranlı Müslüman yaşıyor' diyor. Bunun yanında Avrupa'da İslamiyet'i seçenlerin yani dönüş yapanların Amerika'ya göre daha fazla olduğunu belirten Afsaruddin, 'Sonradan dönüş yapanların en genel sebebinin kafalarındaki sorulara hayatın içinde cevap bulamamış olmaları. Sürekli bir arayış içindeler. Tatminsizlik de var. Hayatlarını bütünüyle düzene sokacak bir yol arıyorlar. İslam bütünüyle bir yaşam biçimi. Burada İslam imdatlarına yetişiyor' diyor ve ekliyor: 'Gözlemlediğim kadarıyla sonradan dönüş yapanlar ilk zamanlar İslamiyet'i daha bireysel yaşıyorlar. Zamanla özümsüyorlar. Fakat sonradan ilk Müslümanlar gibi yaşıyor, insanları İslam'a davet ediyor ve iyi bir Müslüman oluyorlar. Özellikle Avrupa ve Amerika'da daha özgür bir ortam olması insanların daha bilinçli hareket etmesine sebep oluyor.'
ABD'de Müslüman artıyor
Prof. Asma Afsaruddin Bangladeş'te halkın çoğunluğunun Müslüman olduğunu, Amerika'da ise Müslümanlar'ın azınlıkta kalmasına rağmen Amerika'da yaşamanın Bangladeş'e göre daha güzel olduğunu söylüyor. Her türlü inanca saygının esas alındığını, gündelik hayatta zorluklar yaşansa da, farklılıkların merak uyandırdığını ve çabuk kabul edildiğini ekliyor. Afsaruddin, 'Eskiye nazaran Amerika'da camiler daha fazla var. Müslümanlar yerleştikleri yerlerde ilk önce cami inşa ediyorlar. Çünkü cami bulunduğu yeri dönüştürüyor. Bu yüzden Amerika'da cami olan yerlerde İslam'a dönüşler daha fazla' diyor. Kadının toplumdaki rolü konusunda ise Doğu'daki Müslüman ülkeler ile Batı'da çok farklılıklar olduğunu söylüyor ve kadının eğitimi arttıkça toplum içinde varlığının daha çabuk benimsendiğini vurguluyor ve ekliyor: 'Eğitim almış ve ekonomik bağımsızlığı olan kadın doğru olan için daha çok savaş veriyor. Bu Suudi Arabistan ile Mısır arasında bile değişiyor.'
Dost hizmet Ödülü'nü aldı
'Dost' İslâm'a Hizmet Ödülleri, Hakîkat-i Muhammediyye ve o hakîkati idrak eden Hz. Muhammed (s.a.s.) dostlarına vefâ göstermek amacıyla, her sene beş sivil toplum kuruluşu tarafından, İslâm'a hizmet eden kişilere veriliyor. Her sene belirlenen tema çerçevesinde yurt içi ve yurt dışından bu konularda eser vermiş ve hizmet etmiş akademisyen, yazar, araştırmacı ve sanatçılar arasından Peygamber ahlâkıyla yaşayıp, vermiş oldukları eserlerde de Peygamber'e hizmeti ön plana almış olan kişiler seçiliyor. Bu sene de yurt dışı ödülü 'First Muslims' adlı kitabı vesilesiyle Prof. Asma Afsaruddin'e verildi.
Yeni Şafak