Askerler bile biz Mele'lerden yardım istiyor

"Mela Feyzi" olarak tanınan din görevlisi Feyzi Güzelsoy, Mele ve Seyda makamlarını RisaleHaber'e anlattı

Röportaj: Kemal Benek-Risale Haber

Türkiye'de iyi şeyler olmaya devam ediyor. Diyanet İşleri bünyesinde Türkiye'nin dört bir tarafında ilmiyle birlikte kanaat önderi konumunda bulunanlar belirli bir eğitim ve sınavdan sonra resmi olarak çalışmaya devam edecek.
Medyaya 'mele' projesi olarak yansıyan çalışma devlet-millet barışının sağlanmasında önemli bir adım olacak. "Molla, Mele veya Mela" olarak adlandırılan, "Seydalık" tabiri de kullanılan bu eğitim sistemini "Mela Feyzi" olarak tanınan din görevlisi Feyzi 'ya sorduk.

ÖMER BİN ABDÜLAZİZ DE AYNI YÖNTEMİ TATBİK ETTİ

Diyanet'in kanaat önderleriyle ilgili projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Ömer Bin Abdulaziz'den bir misal getireyim, ondan sonra bu hakikat daha iyi anlaşılır. Ömer bin Abdulaziz, hadisleri toplamak istemiş. O zaman alimler, hocalar, mollalar, seydalar herbirisi dağınık olarak bir yerde bulunuyormuş. Ömer Bin Abdulaziz onları maaşa bağlıyor, istihdam ediyor. Artık derd-i maişet ile geçim derdi ile meşgul olmasınlar, herkes hadisleri toplamakla meşgul olsun demişler. Çünkü hadis toplamak kolay bir iş değil. Seferler var uzun yollara hicret var. Ta o hadisi getirsinler, kimden rivayet edilmiş tespit etsinler. Ömer Bin Abdulaziz bu işi başlatmıştır. Yani imamları istihdam etmiş. O zaman ismi molla değildi başka birşeydi. Yalnız karakter itibariyle, mahiyet itibariyle onlar da alim, hadis ilminde mahir, mütehassıs uzman olan zatlardı. Onların sayesinde hadis ilmi bizim elimize ulaşmıştır.

OSMANLI 600 SENE AYAKTA BU SAYEDE DURDU

Günümüze gelirsek...

Osmanlıdan da bahsedeyim kısaca. Osmanlı eski tedrisat-ı ulum denilen Arapça, edebiyat derslerini alimlere vermiş. O zaman mantık ilminde, sarf ilminde ve bir çok ilimde müdakkik alimler Osmanlı bünyesinde yetişmişler. Ümmetin imdadına koşmuşlar. Yani uzun zaman Osmanlıyı, belki diyebiliriz ki 600 seneye kadar hakimiyetini sürdürmüşse de işte veraset-i nübüvvete mazhar olan alimlerin verdiği ehemmiyet sayesinde olmuştur...

Osmanlı o alimleri istihdam edip maaşa mı bağlamış?

Üniversitelerde çalışıp hizmet etmişler. Yani o şekilde ehemmiyet verilmiştir. Eski tedrisat-ı ulum, eğitim zaten Cumhuriyet devrinde kaldırılmıştır. Bu tedrisatın kaldırılmasından sonra Türkiye onun çok zararlarını gördü. Bir atasözü vardır 'zararın neresinden dönersen kardır.' Türkiye artık oraya dönüş yapmak istiyor ve bu proje çok hayırlı birşeydir.

MELE OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?

Biri Mela olmak isterse ne yapması lazım? Nasıl bir eğitimden geçiyor?

Silsile-i tahsile geçen kitaplar var. Mesela 12 ilmi tazammun ediyor. 12 ilmi kapsuyor silsile-i tahsile geçen kitaplar. Bediüzzaman Said Nursi de dahi bunlardan bahsediyor. Bir de onlar Molla Cami'ye kadar okuyanlar ekseriyetle ünvanını alıyorlar. Yani Molla Cami'ye kadar okuyanlar "fakih" ünvanıyla meşhurdurlar. Molla Camiye girdikten sonra ve Molla Cami'yi okuduktan sonra "Molla-Mela" ünvanını alıyorlar. 12 ilimde mahir olan, icazet alan ve fetva makamında olan zatlara da Seyda diyorlar.

Seyda olmak en üst bir makam mıdır?

Seyda çok üst bir makamdır. Eskiden Bediüzzaman'a "Molla Said-i Meşhur" ünvanı verilmş. Sonra "Seyda" diye hitap etmişler.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ŞARKTAKİ MEDRESELERE MİNNETTARDIR

Peki bunun eğitimini verenler kimler? Her isteyen bu kitapları okuyarak bu sıfatlara sahip olabilir mi?

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde çok baskılar vardı. O dönemlerde kaçak olarak verilirdi. O ağır şartlar içerisinde hocalar, imamlar yetiştirilmiştir. Şu anda diyebilirim ki Türkiye'nin doğusunda, batısında bulunan çok mühim alimler ya şarkta mezun olmuşlar veya şarktaki alimlerden, seydalardan ilim almışlar. Yani Türkiye Cumhuriyeti şarktaki medreselere minnettardır. Türkiye'yi ayakta tutan ve Türkiye'nin emniyet ve asayişini muhafaza eden bu kurumlardır. Eskiden Türkiye Cumhuriyeti bunu bilmiyordu ama şu anda net anlıyor. Şimdi Diyanet Başkanlığımız ve siyasetin başındaki kişiler yavaş yavaş bu gibi hakikatleri anlamaya başlamışlar. Eğer onlar samimi yaklaşırlarsa biz onları tebrik ediyoruz.

İMAM-I ŞAFİİ VE İMAM-I HANEFİ GELSE İMAMLIK EHLİYETİ ALAMAZ

Molla ve Seyda olanlar sonra ne yapıyorlar? Öğrenci mi yetiştiriyorlar veya camiler de mi görev alıyorlar?

Şimdi şöyle. Mesela birisi 15 sene medrese okuyor. Fakat Türkiye Cumhuriyetinin resmi eğitim sistemine vakıf olmadığı için o adam imam bile olamamıştır. Bu da bir talihsizliktir. Medrese ilmine karşı bir darbedir. Ben biraz ağır konuşuyorum ki net anlaşılsın.

Yani şimdi İmam-ı Şafii ve İmam-ı Hanefi Türkiye Cumhuriyeti'ne gelse bu şartlar içerisinde imamlık ehliyetini alamazlar. Müezzin bile olamazlar. Bu bir talihsizliktir. Ama şimdi sanki bu hakikatler anlaşılıyor.

RESMİ MAAŞ İÇİN BİR DE İMAM HATİP OKUNUYOR

Molla ve Seydalar nasıl geçiniyor? Ondan biraz bahseder misiniz?

Ben de onlardan birisiyim. 20 yaşıma kadar medrese okudum. Okulun kapısını bile açmadım, mektep bile okumadım. Askere gittim. Döndükten sonra ilkokuldan başladım. Kazım Karabekir ilkokulundan mezun oldum. Sonra ortaokula hariçten müracaat ettim. Ortaokuldan mezun olduktan sonra, Diyarbakır İmam Hatip Lisesine müracaat ettim ve İmam Hatip Lisesinden mezun oldum. Uzun bir çalışma oldu. Ne kadar medresede okumuş isem bu sefer de mektep ilimleri ile uğraşmak zorunda kaldım. Nihayet mezun oldum ve ancak imam olabildim. Yani medreselerde okuduğumuz ilim bizi imam edemedi, yapamadı. Ancak biz gittik İngilizce, Fransızca kitapları başka ilimleri okuduk, onların sayesinde imam olduk.

RESMİ OKUL OKUMAYANLAR HALKIN DESTEĞİYLE GEÇİNİYOR

Sizin gibi İmam Hatip mezunu olamayanlar ne yapıyor?

İmam hatip mezunu olmayanlar gidiyor bir yerde imamlık yapıyor. Ona zekat veriyorlar veyahut da ücret veriyorlar. Bu şekilde yüzlerce, binlerce imam var. Dışarıda kalmadılar. Dışarıda kaldıklarında başka yerlere gidebilirler, başka güzergahlarda çalışabilirler. Bu şekilde başıboş bırakılırsa bunun çok zararları görülür.

YÜZBAŞI KAVGANIN DURMASI İÇİN BENDEN YARDIM İSTEDİ

Özellikle doğuda bir kavga ve karmaşa durumunda Mollaların, Seydaların ne gibi etkisi oluyor?

Emin olunuz, ben kendi köyümde imam iken silahlı olarak belki 50 defa birbirleriyle sataşmış, kavga etmiş tarafları yarım saat içerisinde karakola gitmeden onların barış ve sulhlarını temin etmişimdir. Hatta bir sefer Diyarbakır'da jandarma alay komutanlığında bir yüzbaşı bizden yardım istemiştir. İki kabilenin arasında barışı sağlamak için bizi araya sokmuştur. Şu anda şarkta eski hocaların ruhları çok var. Ama eğer o ruh azalmış ise ve o itibar eskisi gibi değilse o da onlara verilen itibarsızlık yüzündendir. Devlet tarafından hiç destek verilmemiştir. Onlar itibarı alamamış, aynı zamanda devletin siyasi politikasından kaynaklanabilir yani

DEVLET DESTEK VERİRSE YİNE SAİD NURSİ'LER MEVLANA HALİD'LER YETİŞİR

Medreseler devam ediyor değil mi?

Şarktaki medreseler canlanıp yine harekete geçmişler. Şimdi yüzlerce alimleri, seydaları yine yetiştirip Türkiye'nin ve İslam aleminin imdadına gönderecekler diye kanaat ediyoruz. Şu anda çok güzel bir hal var, Türkiye'nin gidişatı iyidir. Devlet sağlam el atarsa ve ciddi olarak eski tedrisatın yapılmasına da hizmet edilirse yine Said Nursi'ler, Mevlana Halid'ler gibi kahraman çok zatlar çıkacaklar ve Türkiye'yi kesin olarak kurtarmaya vesile olacaklar diye kanaat ediyoruz.

TERÖRÜ BİTİRMEK İÇİN DEMOKRATİK HAKLAR DA VERİLMESİ

Terör olaylarının azalmasında Mollaların, Seydaların etkisi nedir?

Şimdi bu hadise şöyle; terör bir kenarda vardır, bir kenarda da Kürtlerin demokratik ve meşru hakları vardır. İşte onlar terörden ziyade Kürtlerin bazı demokratik hakları arkasında kalıyorlar. Yani bu mesele sadece hocaları istihdam etmek, sadece vazife vermekle benim kanaatime göre ancak yüzde 20-30 kaide sağlayabilir. Onun dışında geçmez. Ancak bu hakikate tam bir teshir, tam bir ilaç, tam bir tedavi olabilmesi için mutlaka devlet şefkatkarane elini Kürtlere uzatarak demokratik hakları vermek mecburiyetindedir. Aksi halde o şeyhler, imamları o hadiseden tamamiyle çekmek çok zordur.

www.RisaleHaber.com 

Röportaj Haberleri