Hükümeti devirmek için Sarıkız, Eldiven ve Ayışığı adıyla darbe planları yapmakla suçlanan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'un "Bu sanatkârın adresini alalım, lazım olabilir." dediği Çandar, 'asker ve siyaset' konusunda ilginç açıklamalarda bulundu. Sanatçı, her şeyden önce askerin siyasi görüşlerini açıklamasından yana. "Bir kabzımal grubunu, herhangi bir meseleden ötürü yargılayamıyorsak; askerler de bu ülkenin insanı. Kesinlikle yasaların değişip askerlerin bu ülkede siyasi düşüncelerini açıklayabilecekleri bir hale gelmelerini isterim." diyor. Türkiye'nin yaşadığı siyasal dönüşümlerden askerin de etkilendiğini belirten Çandar, şöyle devam ediyor: "Askerlerin çoluğu çocuğu yok mu? Üzerindeki üniforma nedeniyle, o grubun insani taleplerinin olabileceğini unutmamak gerek. Bu ülkede her türlü siyasal çalkantıdan etkileneceksin, üzerinde asker üniforması olacak, sonra da 'Ben görüşlerimi açıklayamam.' diyeceksin. Böyle bir şey olmaz. TSK'nın İç Hizmet Yönetmeliği de bu konuda değiştirilmeli. Biraz insaflı olmak gerek. Sanatçının mutsuzluğu nasıl herkesin mutsuzluğu anlamına geliyorsa; askerin mutsuzluğu da aynı şekildedir." Çandar, ordunun siyasete aktif biçimde bulaşmasını doğru bulmadığını ifade ederken, 'soysuz biçimde' siyasete alet edilerek toplum gözünde rencide edilmesine de karşı çıktığını vurguluyor.
İsveç'te polisin ve askerin sendikası olduğuna dikkat çeken Çandar, "Burada hükümete karşı mücadele verir. Neden Türkiye'de askerin ve polisin sendikası olmasın? Örgütlenme özgürlükleri olmalı. Bunun militarizm ve darbecilikle bir alakası yok. Birbirimize tahammül edip anlamaya çalışmalıyız." ifadelerini kullanıyor.
CHP ile darbeler arasında bir 'mağduriyet ilişkisi' olduğunu iddia eden türkücü, kendisinin de 12 Mart ve 12 Eylül'de öğrenci olarak bu mağduriyeti yaşadığını aktarıyor. İsmi darbe günlüklerinde yer aldığı için, kendisinin 'darbeci' olarak gösterilmesi yönünde büyük çaba verildiği şikâyetinde bulunuyor. Hemen peşinden, "Halk bir insanla olumlu karar verdi mi, onu olumsuza dönüştürmek çok zordur. Ben bugüne kadar, benim gibi düşünmeyen bir siyaset adamını, sanatçıyı asla benden farklı düşünüyor diye yargılamadım. Anlamaya çalıştım." diye ekliyor.
Hasan Mutlucan, 12 Eylül darbesinin ardından tok sesi ile radyo ve televizyonun vazgeçilmezi olmuştu. Cuntacılar tarafından halka karşı özellikle kullanılmıştı. Sonraki yıllarda da sesi her duyulduğunda ´Eyvah darbe mi var?´ esprisi yapılıyordu.
Zaman