‘Arap Baharı yeni Türkiyeler yaratacaksa felaket’

Aziz ÜSTEL

Barack Obama’ya karşı ABD Başkan aday adayları arasında, aptallığı ve cehaleti sınır tanımayan, Bayan Michelle Bachmann, önceki gün Arap Baharı’nın değerlendirirken “Obama ABD’nin güçsüzlüğünü sergileyerek Arap Baharı’na çanak tuttu!” dedi ve ayakta alkışlandı Cumhuriyetçi parti yandaşlarınca. Bachmann gibi cahillerle dalga geçmek kolay, ancak Batı’da “İslam Gezegeni Korkusu” diye bir hastalığın varlığını da vurgulamak gerek. Bu korku 1992’de İslam Kurtuluş Cephesi’nin seçim kazanması sonucu Cezayir Ordusu’nun darbe yapmasıyla başlar. ABD ve yandaşları, Cezayir ordusu, demokrasiyi katlederken kılını kıpırdatmadı. Sonuç? Yer altına giren İslam Kurtuluş Cephesi radikalleşmeyi seçti demokrasi yerine.

Arap Baharı’na karşı çıkan sadece kökten dinci siyasiler değil. Liberaller de var içlerinde. Korkunun nedeni, diktatörler giderse, halkoyuyla gelecekler İslam devletleri kurar Mısır’da, Tunus’da, Libya’da ve de Suriye’de. Batı’lı liberaller, İslam’dan sadece nefret etmiyor korkuyorlar da. Sarkozy yandaşlarının Yemen’le ilgili “Aprés Ali Abdullah Saleh le deluge İslamisme” yani Ali Abdullah sonrası Yemen, İslam seline kapılacak lafı, bilinçsizliğin ve korkunun nasıl dağları beklediğini kanıtlıyor. Ancak Arap Baharı’nı başlatanların gerçekten demokrasi istediğini görmezden geliyorlar. The Economist dergisinin belirttiği şu görüş, “İnançlı siyasilerin kurduğu, on yılı aşkın bir süredir girdiği her seçimi kazanan, Türkiye’de demokrasiden bir milim bile şaşmaksızın yönetimi elinde bulunduran AK Parti’nin bile hala gizli, İslamcı bir gündemi olduğunu savunan ciddi sayıda, kendilerini liberal olarak tanımlayanlar var (Batı’da)” çok doğru. Bu tam bir soğuk savaş mantığı. Kimi komünistler gibi, İslamcılar da demokrasiden söz ederek saf liberalleri kandırıyor sersemliği. “Araplar” adlı kitabında gazeteci Peter Mansfield şöyle demişti ta 1985 yılında: “Batılı kurum ve fikirlerden yararlansalar da, İslam dünyasında kurulacak yeni demokrasiler, Arap ve İslam kimliklerini de bir köşeye atmayacaklardır. Demokrasi illa da Batı kurum ve inançlarını içermek zorunda değildir.” Bakınız, inançsızlık bürokrasi diktatörlüğü ve yolsuzluğun anasıdır. İnançsız bir toplumda ekonomik reform yapmak da mümkün değildir, bireysel özgürlüklerden söz etmek de, demokrasiye bağlı kalmak da!

Star

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.