Arakanlı Rohingyalar kendini savunamıyor

UHİM Başkanı Ayhan Küçük: "Arakanlı Rohingyalar maruz kaldıkları acımasız politikalara ve katliamlara karşı kendilerini savunma imkanına sahip değil"

-Arakan ve Myanmar;ın, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yanı sıra, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik konumla da küresel aktörlerin ve uluslararası şirketlerin iştahını kabarttığı bir gerçek"
 
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) tarafından hazırlanan Arakan raporunda, bu bölgede yaşanan süreçte, uluslararası medyanın yaklaşımına ve küresel güçlerin planlarına dikkat çekilerek, sürecin arkasında yatan asıl sebeplerin irdelenmesi gerektiği vurgulandı.
 
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) dernek başkanı Ayhan Küçük, düzenlediği basın toplantısıyla "Sömürgeden soykırıma Arakan" raporunu açıkladı.
 
UHİM heyetinin 9-16 Ağustos 2012 tarihleri arasında Myanmar'daki Arakan mülteci kampları ile Bangladeş ve Tayland;daki incelemelerinden hareketle hazırladığı raporda, Arakan'da sistematik bir soykırım uygulandığı tespiti yapıldı.
 
-BM: "Dünyada en fazla zulme uğrayan insanlar"-

 
Ayhan Küçük, dernek adına yaptığı açıklamada, Arakan'da yaşananları "dünya üzerindeki en büyük soykırımlardan biri" olarak niteledi. Küçük, Birleşmiş Milletler'in (BM) de Arakan halkını "Dünyada en fazla zulme uğrayan insanlar" olarak tanımladığı bilgisini verdi.
 
Arakan'da uluslararası medyada yansıtıldığı gibi bir savaş ve mücadele olmadığını belirten Küçük, "Arakanlı Rohingyalar maruz kaldıkları acımasız politikalara ve katliamlara karşı kendilerini savunma imkanına sahip değil" dedi.
 
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin mülteci statüsünde saydığı sınırlı sayıda insanının dışında Bangladeş'te yaklaşık 1,5 milyon kaçak göçmenin bulunduğu bilgisini veren Küçük, dünyanın başka yerlerine dağılmış Arakanlılarla birlikte Rohingya nüfusunun 5 milyon olduğunu söyledi. Küçük, bunun ancak 1,5 milyonunun Arakan'da yaşadığını kaydetti.
 
-Fuhuş ve organ mafyası-
 

Arakan'ın, dünyanın sadece en sorunlu değil, "en yalnız bölgesi" de olduğunu belirten Küçük, eğitim, evlilik, ticaret gibi temel hakları kısıtlanan veya engellenen Arakan Müslümanlarının fuhuş çeteleri ile organ mafyasının da kurbanı olduğunu söyledi. Küçük, Arakan'da 12 ila 16 yaşında bine yakın kız çocuğunun kayıp olduğu bilgisini verdi.
 
Arakan'da yaşananlarda küresel güçlerin rolü olduğuna dikkat çeken Küçük, şunları kaydetti:
 
"Arakan ve Myanmar;ın, yer altı ve yer üstü kaynaklarının yanı sıra, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik konumla da, başta ABD, İngiltere ve Çin olmak üzere, dünya siyasetine yön veren küresel aktörlerin ve uluslararası şirketlerin iştahını kabarttığı bir gerçektir."
 
UHİM olarak Arakan sorununun ulusal ve uluslararası kamuoyunda kapsamlı bir yaklaşımla ele alınması için çalıştıklarını belirten Küçük, hazırladıkları raporda bir dizi acil önlem önerdiklerini söyledi.
 
-Acil önlem önerileri-
 
UHİM raporunda, "Dünya siyasetine yön veren devletlerin Arakan ve Myanmar üzerinden planlar yaptığı" belirtilerek, "Yüzlerce yıldır bir arada yaşayan Müslüman ve Budist unsurların bugün İngiltere;nin başını çektiği bir komployla çatışmanın ortasına atıldığı görülmeli ve bu oyunu bozacak politikalar geliştirilmelidir" denildi.
 
Arakan;da yaşanan sorunun uluslararası platforma taşınması için Türkiye hükümetine girişimde bulunması çağrısı yapılan raporda, BM'in de bu konuda acil bir toplantı yapması talep edildi.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Arakan konusunda acil toplantı yapması istenen raporda, "üye ülkelerin bu konuda bütüncül bir tepkiyle karar alması sağlanmalı" denildi.
 
Türkiye;nin Dışişleri Bakanlığı kanalıyla, bölgede açmış olduğu siyasî ve insanî koridorun devamlılığının sağlanması istenen raporda, "Özellikle TİKA, Kızılay gibi kurumların Myanmar / Arakan bölgesine ilişkin faaliyetleri kalıcı hale getirilmelidir" ifadesi kullanıldı.
 
Arakanlı gençlere Türkiye;de ve dünyanın farklı ülkelerinde eğitim olanağı verilmesi, uluslararası insan hakları örgütleriyle diyaloga geçilmesi, Arakan dışındaki mülteci kamplarının yavaş yavaş kaldırılması gibi taleplerin yer aldığı raporda, Arakan dışına "mülteci akını"nın durdurulması gerektiği vurgulandı. Raporda şöyle denildi:
 
"Myanmar yönetimi Arakan;da uyguladığı politikalarla bölgedeki Müslüman nüfusu tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Mülteci akınının durdurulmasından ve geri dönüşlerin sağlanmasından sonra, mültecilerin bulundukları ülkelerdeki yaşam şartlarının iyileştirilmesi hedeflenmelidir"
 
Raporda ayrıca Budistlerin Nobel Barış Ödülü sahibi dini lideri Dalai Lama Tenzin Kyatso ile yine Nobel Barış Ödülü sahibi Myanmarlı kadın siyasetçi Aung San Suu Kyi'ye Arakan sorunuyla ilgili çağrı yapılması istendi.

Rotahaber

Dünya Haberleri