Arada kalmış hayatlar

İç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci sayısı her geçen gün artıyor.

Tuğba Mezararkalı'nın haberi:

Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, bu durumun büyük sosyal problemleri de beraberinde getireceği uyarısında bulunuyor. Psikolog Doç. Dr. Serap Özer ise mültecilerin Türkiye’de aidiyet sorunu yaşadığına dikkat çekiyor.

Türkiye’ye gelen Suriyeliler, mülteci kamplarında misafir olarak ağırlanıyor. Mültecilerin bir kısmı ise şehirlerde tuttukları kiralık evlerde barınıyor. Bazıları da Türkiye’deki akrabalarının yanına sağınmış durumda. Kendi işini kuranların yanı sıra düşük ücretlerle kaçak işçi olarak çalışanlar da bir hayli fazla. Bu durumun ilerleyen günlerde Türk işçileri üzerinde de baskı oluşturacağı yorumunu yapan sosyolog Nilüfer Narlı, “Geçmişte yaptığım araştırmalar da gösterdi ki, örneğin işçi pazarlarında Türk işçileri ve yabancı kaçak işçiler arasında zaman zaman kavgalar olurdu. O yüzden mülteci olarak gelenlerin kamplarda kalması, sağlık hizmetlerine ulaşmaları, çocuklarını okula göndermeleri ve zaman içinde bilgi ve becerilerini kaybetmemeleri için farklı kurslara katılmaları çok önemli. Aksi takdirde kaçak işçi olarak çalışmaya başladıkları andan itibaren illegalite içine giriyorlar ve suça bulaşma sorunuyla da karşı kaşıya kalabilirler.” uyarısında bulunuyor.

Narlı’ya göre, sağınmacıların suça bulaşmaması için muhakkak hepsinin mülteci statüsünde olması gerekiyor. Özellikle de çalışma izinlerinin bir an önce çıkartılarak eğitim aldıkları alanlarda çalışabilmelerinin sağlanması gerekiyor. Mülteciler daha çok etnik ve dilsel bağ kurarak ayakta kalmaya çalışıyor. Kürtçe konuşan birisi Türkiye’deki Kürt vatandaşlarla bağlantıya geçiyor ve bu sayede iş bulabiliyor. Suriyeli Türkmenler de dil birliği sayesinde daha rahat yaşayabiliyor. Bu noktada en fazla zorluğu Suriyeli Araplar yaşıyor. Sosyolog Narlı, acilen Türkiye’deki savaş mağdurlarına sosyal destek sağlayacak birimlerin oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin mülteci kriziyle baş edebilmesi için uluslararası fonlardan da destek alması gerektiğini dile getiriyor.

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi Psikolog Doç. Dr. Serap Özer ise mültecilerin yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri için ciddi anlamda psikolojik destek almaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bahçeşehir Üniversitesi ve New York Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Suriyeli Mülteci Çocuklar ve Aileler’ araştırmasının sonuçları da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Gaziantep İslahiye’deki mülteci kampında 314 çocuk üzerinde yapılan araştırmaya göre bu çocukların yüzde 35’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor. Yüzde 49’u ise yüksek düzeyde depresyonda. Bu durum, çocukların çizdiği resimlere de yansıyor. İnsan çizimlerinden yüzde 16’sında gözyaşı, yüzde 15’inde silah ve kan var.

Kamp dışında şehirlerde yaşayan mültecilerin durumuna da değinen psikolog Özer, “Yanındaki komşun seni ne olarak görüyor? Kalıcı mısın, gidici misin yoksa zarar mı verirsin? Yavaş yavaş bu kaygılar da başlıyor. Şehirlerde yaşayan mülteciler sanki kalıcı hayata geçmiş gibiler; ama tam olarak geçememişler. Ciddi anlamda arada kalmışlık söz konusu…” diye anlatıyor.  Ülkemizde barınan Suriyeli mültecilerin aidiyet sorunu yaşadığına dikkat çeken Özer, özellikle de bu konunun ileride sıkıntılara kapı aralayacağını anlatıyor.

Zaman

Güncel Haberleri