Annem, benim ilk öğretmenim

Şu bir gerçek ki, artık çocuklarımızı bizim yetiştirdiğimizi iddia etmek çok zor

Risale Haber-Haber Merkezi

Annem, benim ilk öğretmenim.
Hayata dair her ne varsa önce ondan öğrendim.
Zihnime kazınan ilk resim onun yüzüydü.
Dokunuşunu özlediğim ilk el annemin eliydi.

Onu canımdan aziz bilmem için beni dünyaya getirirken çektiği sancılar yeter.
Ama o hiç bununla yetinmedi.
Başta sevgisi olmak üzere elinde, dilinde, kalbinde ne varsa bana aktarmak için çabaladı.
Gücünün yetmediği yerde ise duaya durdu ve iyilik adına ne varsa ‘Kudreti Sonsuz’dan istedi.

Evladının kendisinden daha ileride olmasını isteyen analardan biriydi sadece.
Hem hangi anne, yavrusunun kötülüklerle karşılaşmasını ister ki?
Ne yazık ki, bugünün ebeveynleri eski kuşaklar kadar şanslı değil.
Her ne kadar çoğunun hayatında yokluk öyküleri olsa da,
En azından evladını kendi elleriyle yetiştirme bahtiyarlığını yaşadı onlar.

Oysa bugün, evlatlarımıza iyi örnek olamadığımız gibi, onları çevrenin olumsuz şartlarından nasıl koruyacağımızı bilemediğimiz için de şaşkınız.
Modern hayat anlayışının insanı sonuna kadar tüketime ve bedensel hazlara yönlendirdiği günümüzde, bu dünyanın bir de ötesi olduğunu, yaptığımız ve yapmadığımız her şeyden sorumlu olduğumuzu idrak etmemiz ve ettirmemiz gerekiyor.

Şu bir gerçek ki, artık çocuklarımızı bizim yetiştirdiğimizi iddia etmek çok zor.
Evlatlarımız, geleceğe saçtığımız tohumlardır.
Onları ne kadar iyi yetiştirebilirsek dünyanın geleceğinden de o kadar ümitli olabiliriz.
İletişim çağında çocuklarımızı bizim dışımızda yönlendiren birçok unsur var.
Ayrıca, kendi davranışlarımıza rağmen onların daha düzgün bir hayatı olmasını beklemek de boş bir hayal.
Çünkü bir çocuk daha ana rahmine düşmeden anne-baba adayının karakterine göre şekillenmeye başlıyor.
Bu sebeple evlenmeye karar verirken sadece bir eş değil, çocuğumuzun anne veya babasını seçtiğimizi düşünmeliyiz.

Kitaba ulaşmak için TIKLAYINIZ

Kitaplık Haberleri