Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur serüveni, iman hakikatlerini asrın idrakine sunma mücadelesinin en çetin dönemlerinde başlayan Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan fikrî ve dinî baskılar karşısında, Kur’an’dan aldığı ilhamla kaleme aldığı Risaleler; sürgünlerde, hapislerde ve gözetim altında geçen zorlu şartlara rağmen telif edilmiş.
Matbaa imkânlarının olmadığı dönemlerde Nur talebeleri tarafından el yazısıyla çoğaltılan Risale-i Nur, Anadolu’nun dört bir yanına gizlice ulaştırılmış, iman esaslarını aklî ve mantıkî delillerle izah ederek geniş kitlelere rehber olmuştur. Bu eserler, yalnızca bir tefsir külliyatı değil; aynı zamanda inanç, sabır ve manevî direnişin tarihsel bir şahididir.
İşte bu serüven başkent Ankara'nın manevi merkezlerinden biri olan Hacı Bayram Camii'nin yanında Risale-i Nur Müzesi; Nur Konağı'nda sergileniyor.
MÜZEDE NELER VAR?
Müzede el yazması, teksir ve matbu bütün kitaplar ve teksir makinesi, daktilo, matbaa makinesi, yazı-baskı ekipmanların yanı sıra üstada ait kalem, misvak, teberrük eşyaları, teberrük paraları, bazı gömlekleri, yelekleri, şalvarı, seccadesi, kulunç sopası, aynası, kaşığı, saati ve benzeri eşyalar, Isparta'daki odasını hatırlatacak ve müze mantığıyla birebir aynı objelerden oluşan, 'temsili odası' yer alıyor.
Başka bir bölümünde ise üstadın önde gelen talebelerinden Zübeyir, Tahir, Bayram, Abdullah Yeğin, Salih Özcan'a ait eşya, fotoğraf, mektup, seccade, tesbih gibi hatıra değeri olan eşyalar yer alıyor. Müzenin başka bölümünde ise duvarlarında bir dönem ceberrut tek parti idaresinin zulüm ve baskılarının vesikası olan, dönemin gazetelerinin yer aldığı, çay ve kahve ikramıyla dinlenme, tanışma, müze hakkında bilgilendirmenin yapıldığı bir mekân yer alıyor. Ayrıca Sakal-ı Şerif, eski dönemlere ait Kâbe örtüleri ve kutsal topraklardan bazı kıymetli hatıralar gibi önemli eserler de yer alıyor.
Birçok tarihi belge, doküman, eser ve eşyanın yer aldığı müzenin kurucusu Nevzat Balcı, Risale-i Nur Müzesi ile ilgili İLKHA muhabirine konuştu.
"RİSALE-İ NUR MÜZESİ ADI ALTINDA BİR KÜLTÜR FAALİYETİ YÜRÜTÜYORUZ"
Erzurumlu ve yaklaşık 60 senedir Ankara yaşayan Balcı, "Burada, Hacı Bayram’da 'Nur Konağı' ismini verdiğimiz mekânda, Bediüzzaman ve Risale-i Nur’un geçmişi ve tarihî seyriyle ilgili görsel materyallerin yer aldığı, Risale-i Nur Müzesi adı altında bir kültür faaliyeti yürütüyoruz. Müzemiz iki senedir faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 40 senelik bir birikimin mahsulü olarak; Risale-i Nur’un ilk yazılışlarından, el yazmalarından başlayarak, tekstil makineleriyle çoğaltılan nüshalara, matbaada basılan ilk eserlerden günümüze Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bastığı yayınlara kadar uzanan yayın sürecinin serencamını anlatıyoruz." dedi.
GEÇMİŞİN ZORLUKLARINI GÜNÜMÜZ GENÇLERİNE HATIRLATMAK
Balcı, "Bu eserlerin; büyük meşakkatlerle, gizli gizli basıldığı dönemleri, harflerin eritildiği, Kur’an harflerinin yasak olduğu 'Allah' demenin bile yasak olduğu, ezanın Türkçe okutulduğu ve dinî faaliyetlerin tamamen durdurulduğu bir dönemde Risale-i Nur’un Bediüzzaman Hazretlerinin vasıtasıyla intişar etmiş (geniş kitlelere ulaşmış, neşredilmiş), bütün Türkiye’de yeniden irfan hareketini ilmi bir şekilde dinin hakikatlerinin ispata dayalı bir şekilde neşrini sağlamış. Bu süreci özellikle günümüz gençlerine hatırlatmak, belki de umutlarını diri tutmak amacıyla böyle bir çalışmayı uygun gördük. Çünkü bugün risalelere ulaşmak, 70 dile çevrilmiş bu eserlere bir telefon kadar yakınken; bir dönem bu eserleri yazmak, hapis, sürgün, dayak ve işkence demekti. Günümüz insanının bu hakikatleri hatırlayarak bu eserlere sahip çıkması gayesiyle burayı bir sergi hâline getirdik." ifadelerine yer verdi.
MÜZE HAFTANIN 7 GÜNÜ SAAT 10.00-18.00 ARASI AÇIK
Müzenin ücretsiz hizmet verdiğinin altını çizen Balcı, şunları aktardı:
"Sabah saat 10.00’dan akşam 18.00’e kadar haftanın yedi günü açıktır. Sadece perşembe günleri, müze yalnızca bayanlara tahsis edilmiştir. Bunun dışında herkes ziyaret edebilir. Bayanlar, tek başına olmamak kaydıyla grup hâlinde veya en az iki kişi olarak gezme serbest. Aile ile gelinebilir. Çocuklar ve okullardan gelen gruplar da ziyaret etmektedir. Böylece kültür geçmişimizle ilgili önemli bir kaynağı tanıma imkânı bulmuş oluyorlar. Şu an müzemizin herhangi bir tanıtım veya reklamı yok; insanlar duydukça gelmektedir. Ancak bir devre mührünü vurmuş dinsizlik cereyanına karşı tek başına mücadele etmiş ve yazdığı eserlerle bugün dünya Müslümanlarına bile yön veren Bediüzzaman Hazretleri’nin çileli hayatı ve geçirdiği safhalar hakkında burada üç boyutlu bir bilgi edinilebilir. Bugünün rahat ortamından, o günlerin ızdıraplı dönemlerine bir bakış sağlanabilir; adeta bir tarih tünelinden geçilmiş olur."
MİSAFİRLERİMİZE, O DÖNEMİ, ESERLERİN YAZILIŞ VE NEŞİR SÜRECİNİ ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ
Balcı, "Gelen misafirlerimize, elimizden geldiğince o dönemi, eserlerin yazılış ve neşir sürecini anlatmaya çalışıyoruz. Ayrıca Risale-i Nur’un tanıtımına da az da olsa gayret ediyoruz. Çünkü ziyaretçiler arasında Risale-i Nur’u hiç tanımamış olanlar ya da bir dönem ilgilenip sonrasında ara vermiş pek çok kişi bulunuyor. Burası herhangi bir cemaat ya da taassup merkezli bir yapı değildir; herkese açıktır. Herkesin istifade edebileceği bütün ehli imanın istifade edeceği bir kültür mekânı olarak faaliyet göstermektedir." şeklinde belirtti.
BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN VE RİSALE-İ NUR’UN TANITIMA İHTİYACI YOK
Son olarak Balcı, "Bediüzzaman Hazretleri’nin ve Risale-i Nur’un aslında bir tanıtıma ihtiyacı yoktur. Ancak bu eserleri okuyan ve istifade eden bizler için, zamanın ve İslam’ın çilesini çekmiş Bediüzzaman Hazretleri’nin ve onun çilekeş talebelerinin hatıralarını günümüz insanına aktarmak bir vefa borcudur. Bu müze fikri de bu niyetle doğmuştur. Bunu özellikle belirtmek isterim. Bediüzzaman Hazretleri’nin kendi el yazısıyla tashihler yaptığı 'Divan-ı Harb-i Örfî' isimli eseri 'Nursi', 'Kurdi', 'Vilayeti Şarkiye' ve 'Kürdistan' gibi tabirler bizzat eliyle yazılmış." dedi.
İLKHA