Allah'ım, Müslümanların kalplerinden ümitsizlik virüsünü söküp at

Celcelutiye'den ilhamla dualar...

Bismillahirrahmânirrahîm

​Ey kullarının günahları ne kadar büyük olursa olsun tek bir 'Kün' (Ol) emriyle affeden Gaffâr, ey müsamahası, rıfkı ve hoşgörüsü kâinatı kuşatan Halîm ve Kerîm!

​Ya Allah, Ya Gaffâr, Ya Müsamih! Nefsime esir düşerek, irademi çiğneyerek hayat sayfama kendi ellerimle kazıdığım bütün günahların, hataların ve nisyanların mahcubiyetiyle huzuruna geldim. Ya Rabbi! Kul kuluna kırılır, yüzünü çevirir; fakat Sen kapına gelen asiyi müsamahasıyla, keremiyle, merhametinin gani zenginliğiyle karşılarsın. Geçmişimde, gençliğimde, gizlide ve açıkta işlediğim, kalbimi yaralayan her bir günahtan dolayı bana lütfunla muamele et. İşlediğim her zenbden dolayı beni bağışla günahlarımı yüzüme vurmadan beni affet. Ruhumu bu ağır yüklerden halas eyle.

Ya Azîm, Ya Gafûr, Ya Rahîm! 'Veğfir ħaŧîatil íźâme ve in álet' çığlığıyla rahmet denizinin dalgalarına kendimi bırakıyorum. Ya Rabbi! Benim günahlarım küçümsenecek gibi değil; nefsimin haddi aşmasıyla işlediğim büyük günahlarım, dağlar gibi birikti, arşa kadar yükseldi, boyumu aştı. Kendime baktığımda helak olmaktan başka yol göremiyorum. Fakat Senin Gaffâriyetine, Azîm olan Mağfiretine baktığımda ümitle doluyorum. Ya İlahi! Günahlarım ne kadar büyük ve yüksek olursa olsun, Senin affının azameti karşısında cüzi bir zerre bile değillerdir. O büyük günahlarımı, o sökülmez sanılan siyah lekelerimi katından indireceğin muazzam bir mağfiret nuruyla bembeyaz bir sayfaya kalbeyle.

Ey büyüklük taslayanların azametini kıran fakat acziyetle eğilen günahkarları bağışlayan Azîmü'l-Mağfiret, ey ümitlerin tükendiği yerde rahmetini sağanak sağanak indiren Vehhâb ve Tevvâb!

Allah’ım! Ahir zamanın sinsi tuzaklarında, medeniyetin süslü günah sokaklarında yürürken sırat-ı müstakimden ayrılarak talî yollara girmiş, büyük günahların ve hataların girdabında boğulma tehlikesi yaşayan ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Müsamaha ve Azîm Mağfiret' sırrıyla külli bir uyanış, günahtan nefret ve samimi bir dönüş lütfeyle. Müslümanların kalplerinden ümitsizlik virüsünü söküp at. Günahkar gençlerin ruhlarına bu beytin inşirahını üfle ki, şeytanın 'Sen artık bittin' 'Senden artık adam olmaz’ vesvesesine, yalanına kanıp kapından uzaklaşmasınlar. Ümmetin dağlar kadar yüksek günahlarını, Efendimiz’in (s.a.v.) haşmetli şefaati ve Celcelutiye'nin nurlu sırrı hürmetine af deryanda erit, bizleri bağışlanmış olarak cennetine kabul buyur.

​Ruhumuzu müsamahanla hafiflet, akıbetimizi azîm mağfiretinin gölgesinde ebediyen selamet eyle.

Ya Hayy, Ya Kayyûm! Bu samimi istiğfarımız, günahlarımızın çokluğundan doğan mahcubiyetimiz ve mukaddes beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.

Âmin, âmin, âmin... bi-hürmeti Sırrı Mağfireti'l-Kebâir ve bi-hürmeti Sırr-ı Celcelûtiye.

DİPNOT: Celcelutiye’nin 85. beyti; kulun kusurlarını, acziyetini ve günahlarının büyüklüğünü hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan, tam bir şeffaflık ve mahcubiyetle ilahi merhametin kucağına bıraktığı Mutlak Müsamaha, Azîm Mağfiret ve Büyük Günahların Affı makamıdır.

​Kulun, bilerek veya bilmeyerek ömrü boyunca işlediği, ruhuna yük ettiği her bir günahtan dolayı ilahi müsamahayı ve keremi talep etmesi (ve sêmiĥnî min kulli ženbin ceneytuhu); dağlar gibi yığılmış, arşa kadar yükselmiş olsa bile o dehşetli ve büyük günahlarının, hatalarının tek bir ilahi af fermanıyla bağışlanmasını (veğfir ħaŧîatil íźâme ve in álet) dileme sırrıdır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Lem'alar" (On Üçüncü Lem'a - Hikmetler) ve "Sözler" (Yirmi Üçüncü Söz) bünyesinde, ahir zaman fitnesinin en tehlikeli yanı olan "büyük günahlar (kebâir)" hücumunu ve bu hücuma karşı müminin ye'se (ümitsizliğe) düşmeden rahmete sığınma şuurunu harika bir dille şerh eder. Üstad der ki:

​"Şu zamanda, şeytanın en büyük bir desisesi, insanı ye'se düşürüp 'Ben artık çok günah işledim, kurtulamam' dedirterek tevbe kapısından uzaklaştırmaktır. Hâlbuki Cenab-ı Hakk'ın rahmeti nihayetsizdir. İnsanın günahları ne kadar büyük ve dağlar gibi yüksek (ve in álet) olsa da, o nihayetsiz rahmet denizinde bir damla bile olamaz. Tek bir samimi tevbe, o dağları eritir."

​Bediüzzaman, ahir zamanın dehşetli günah hücumuna karşı müminin "istiğfar ve sığınma" kalkanını her an elinde tutması gerektiğini belirtir. Kastamonu Lahikası'nda ifade edildiği gibi, bu asırda haramların istilası altında kalan ehl-i imanın farzları yapıp büyük günahları terk etmesi, az bir amelle dahi olsa velayet derecesinde bir kurtuluşa vesile olabilir. Önemli olan, o günahların büyüklüğü altında ezilip teslim olmak değil; Celcelutiye'nin bu beytinde olduğu gibi başı öne eğip "Gafûr ve Gaffâr" olan Zat'ın kapısını çalarak af ilanı istemektir.

Hazırlayan: Nuran Şahin

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

İslam Haberleri