Bismillahirrahmannirrahim
Ey bütün müminlerin dualarını ve tesbihlerini işiten Yâ Semî'! Ey kalplerindeki iman ve niyetleri bilen Yâ Alîm! Ey bütün kullarını rahmetiyle kuşatan Yâ Rahmân! Ey kullarını hakikate hidayet eden Yâ Hâdî! Ey Habîbin Muhammed'i ﷺ bütün müminlere rehber ve rahmet olarak gönderen Yâ Rahîm!
Sübhânsın Allah'ım! Dünyanın dört bir tarafında, farklı dillerde, farklı zamanlarda yaşayan mümin erkek ve kadınların aynı tevhid hakikati etrafında Sana yönelmeleri, Senin birliğinin ve İslâm'ın evrenselliğinin büyük bir şehadetidir. Bizim tesbihimizi, bizden önce Seni zikreden müminlerin tesbihleriyle birleştir. Bizden sonra gelecek iman ehlinin dualarına da bizim küçük kulluğumuzu bir katkı eyle. Dünyanın hangi köşesinde, hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın, Sana yönelen her müminin kalbindeki samimiyeti bilirsin. Bizleri birbirimizin kusurlarına değil, ortak imanımızın nuruna bakabilen kullardan eyle. Müminlerin farklı dillerini, renklerini, kültürlerini ve coğrafyalarını ayrılık sebebi değil, Senin kudret ve hikmetinin farklı tecellilerini tanıma vesilesi kıl. İman kardeşliğini yalnız sözde bırakma. Onu adalete, merhamete, yardımlaşmaya, affetmeye ve insanlığın huzuruna hizmet eden canlı bir ahlâka dönüştür. Gelecek nesillerin kalplerinde iman nurunu, dillerinde tesbihi, hayatlarında sünnet-i seniyyeyi ve davranışlarında rahmet ahlâkını devam ettir. Bizim sesimizi, dünyanın dört bir yanındaki mazlumların duasını, annelerin niyazını, çocukların masumiyetini ve bütün müminlerin ortak yakarışını rahmetinle işit.
Yâ Hâdî! Bizi öyle bir ümmet şuuru ile yaşat ki, kendimizi tarihin küçük bir parçası değil, Hz. Âdem'den kıyamete kadar uzanan iman ve tevhid zincirinin bir halkası olarak bilelim.
Allah'ım! Bizim tesbihimizi Muhammed'in ﷺ ümmetinin tesbihine, ümmetin tesbihini bütün peygamberlerin ve salihlerin kulluğuna, onların kulluğunu da bütün kâinatın Sana yönelen tesbihine bağla. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ يُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ جَمِيعُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ فِي جَمِيعِ الْأَمْكِنَةِ وَالْأَوْقَاتِ بِلِسَانِ مُحَمَّدِهِمْ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ.
“Sübhânsın! Ey öyle bir Zât ki, bütün mümin erkekler ve mümin kadınlar, bütün mekânlarda ve bütün vakitlerde, kendi Muhammedlerinin ﷺ diliyle Senin hamdinle Seni tesbih ederler.”
Tesbihin coğrafî kapsamı, bu defa insanlık ve iman topluluğu üzerinden genişliyor. Özellikle “جَمِيعِ الْأَمْكِنَةِ وَالْأَوْقَاتِ” ifadesi, mekân ve zaman bakımından kuşatıcılığı; “بِلِسَانِ مُحَمَّدِهِمْ” ise bütün müminlerin ortak peygamberî dilini gösteriyor.
Burada önceki cümleye göre önemli bir genişleme var:
Arz → bütün bölgeler → bütün müminler ve mümineler → bütün mekânlar ve zamanlar.
Bu cümle, Risale-i Nur'un imanın ferdî olmaktan çıkıp kâinat çapında bir şehadete dönüşmesi anlayışıyla ilişkilendirilebilir.
Bediüzzaman'ın eserlerinde iman eden insan yalnız başına:
“Ben Allah'a inanıyorum.”diyen bir fert değildir. Aynı zamanda
kâinatın imanî mânâlarını okuyan bir şahit hâline gelir.
Bu nedenle burada
جَمِيعُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ifadesinin kullanılması önemlidir. Tek bir müminin tesbihi değil bütün müminlerin ortak tesbihi
söz konusudur. Bu, Risale-i Nur'daki cemaat-i kübrâ-i Muhammediyye fikrini hatırlatan bir ufuk açar. Yani iman eden kişi kendi duasında yalnız değildir. Onun arkasında peygamberler, evliyalar, müminler, salihler ve bütün iman ehlinin oluşturduğu büyük bir kulluk zinciri vardır. Bu bakımdan“Ben tesbih ediyorum.”
ifadesi “Bütün müminlerle birlikte tesbih ediyorum.” şuuruna dönüşür.
İman topluluğu yalnız aynı çağda yaşayanların değil, farklı çağlarda yaşayan müminlerin de ortak bir manevî topluluğudur.
Bugünün mümini, geçmişteki müminlerin tesbihine katıldığı gibi gelecekte gelecek müminlerin tesbih zincirine de bir halka ekler. Böylece
geçmiş → şimdi → gelecek
tek bir Muhammedî tesbih zinciri hâline gelir.
Hazırlayan: Nuran Şahin