Bismillahirrahmannirrahim
Ey mülkün gerçek sahibi el-Melik, ey mülkü dilediğine veren ve alan el-Mâlikü'l-Mülk, ey fiillerde birliği olan el-Vâhid, ey herşeyi hükmü altında tutan el-Kahhâr, ey kâinatı hikmetle idare eden el-Müdebbir, ey her şeyi ayakta tutan el-Kayyûm!
Rabbim, etrafıma baktığımda milyarlarca yıldız, sayısız canlı, farklı kanunlar, çeşitli renkler, sonsuz gibi görünen hareketlerde düzen birdir. Kanun birdir. Hikmet birdir.
Mühür birdir. Üslup birdir. İşte çokluk içindeki bu birlik, Senin rubûbiyetinin delilidir. Bize Vahdet içinde ehadiyet, ehadiyet içinde vahdet görünür kıl. Her bir varlıkta Senin bütün isimlerinin izleri bulunurken, bütün kâinat da tek bir Sultan'ın mülkü olarak göster, işittir, hissettir. Hiçbir varlık Senden bağımsız değildir.
Her şey varlığını, devamını, vazifesini, sonunu Senden alır. Bizi Sana bağımlı eyle. Sebeplere değil; Müsebbibü'l-Esbâb'a ulaştır. Sebeplerin yönlendirmesi karşısında bazen gerçek faili unutabiliriz. Onların bağımsız güç sahibi olmadığını hatırlat.
Allah'ım! Kalbimi sebeplerin gölgesinde bırakma. Bana her işte Senin rubûbiyetini ve kudretini görebilecek bir basiret ihsan eyle. Mülkün gerçek sahibinin yalnız Sen olduğunu unutmayalım. Bana emanet edilen hiçbir nimeti sahiplenmeyeyim; hepsini Senin lütfun olarak göreyim. Kalbimi gizli şirkten, benlikten ve sebeplere aşırı güvenmekten muhafaza eyle. Bütün fiillerin tek Kudret'in eseri olduğunu bilen ve bunu yaşayarak tasdik eden kullarından eyle.
Ey Mâlikü'l-Mülk olan Rabbimiz! İnsanlığa Senin mülkünde hiçbir ortağın olmadığını hakkıyla idrak edecek bir şuur nasip eyle. Kalpleri tevhid nuru ile birleştir. Milletlere adalet, merhamet ve emanet bilinci ver. Bilimi, sanatı ve teknolojiyi Senin kudretinin delilleri olarak okuyabilen nesiller yetiştir. Kalpleri parçalanmış insanları tevhid hakikati etrafında birleştir. Yeryüzünde adaletin, merhametin ve Senin rubûbiyetini tanıyan kulluğun hâkim olmasını lütfeyle. Bizleri Senin mülkünde emanetçi olduğumuzu bilen, tevazu ile yaşayan ve bütün varlığı Senin isimlerinin aynası olarak okuyabilen kullarından eyle. Âmin.
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT: "وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ" (Mülkünde hiçbir ortağı yoktur) cümlesi, Bediüzzaman'ın özellikle tevhid-i rubûbiyet anlayışının merkezini oluşturur ve kâinat kitabının nasıl okunacağını gösteren en önemli merhalelerden biridir.Bu cümle, 29. Lem'a'nın en önemli tevhid esaslarından biridir.Bu ifade sadece "Allah birdir." demek değildir; kâinatta cereyan eden bütün fiillerin tek bir İlâhî iradeye dayandığını ilan eder.Allah'ın mülkünde geçmişte ortak olmadığı gibi, şimdi de yoktur, gelecekte de olması düşünülemez.Dolayısıyla ayet:"Varlık âleminin hiçbir noktasında Allah'ın ortağı yoktur."hakikatini ilan eder.”Asıl önemli olan, yönetimin de tek elde olmasıdır."Bediüzzaman buna tevhid-i rubûbiyet der. Kâinatta farklı güç merkezleri yoktur. Her şey tek Kudret'in tasarrufundadır. Bu nedenle sebepler hakiki fail değildir; İlâhî kudretin perdeleridir.
Hazırlayan: Nuran Şahin