Bismillahirrahmannirrahim
Ey gökleri ve yeri ilk defa yaratan Yâ Fâtır! Ey eşsiz sanat sahibi Yâ Bedî'! Ey kalpleri ve gözleri hakikatin nuruyla aydınlatan Yâ Nûr! Ey her açılışı hikmetle takdir eden Yâ Hakîm! Ey bütün mahlûkatı Kendine yönelten Yâ Hâdî! Ey sanatının güzelliğiyle kullarına Kendini sevdiren Yâ Vedûd!
Ey Rabbimiz! Nasıl ki ağaçlar sayısız çiçeklerini ve tomurcuklarını adeta gören gözler gibi açarak Senin hayret verici sanatını ilan ediyorlar; bizlere de eşyanın yalnız dış yüzünü değil, her varlıkta Senin Esmâ-i Hüsnâ'nın tecellilerini görebilen basiret gözleri ihsan eyle. Kalplerimizin gözlerini gafletten aç; akıllarımızı hikmetinle aydınlat; ruhlarımızı marifetinle dirilt. Bizleri, kâinatı yalnız seyreden değil, onunla birlikte Sana yönelen kullarından eyle. Hayatımızı Senin kudretini temaşa eden bir tefekkür, dilimizi hamd ve tesbih eden bir zikir, amellerimizi ise Senin rızana ulaştıran ihlâslı bir kulluk hâline getir. Bize, ailemize, nesillerimize, ümmet-i Muhammed'e ve bütün insanlığa; açılan her çiçekte bir umut, olgunlaşan her meyvede bir rahmet, yeşeren her yaprakta bir hayat ve bütün bu güzelliklerde Senin sonsuz cemâlini okuyabilen bir iman ve marifet nasip eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
أَوْ فَتَحَتْ بِكَثْرَةِ عُيُونِهَا الْمُبْصِرَةِ لِتَنْظُرَ لِلْفَاطِرِ الْعَجَائِبِ الْمُبَشِّرَةِ.
"Yahut o meyveli ağaç, çok sayıdaki gören gözlerini (çiçeklerini ve tomurcuklarını) açmış gibidir ki; hayret verici mucizeler yaratan Fâtır'ının sanatını seyretsin ve O'nun müjde veren harika tecellilerine baksın."
Bu cümle, önceki "meyveli ağaç bir kasidedir" teşbihinin devamı ve tamamlayıcısıdır. Eğer önceki cümlede ağaç konuşan bir kaside ise, bu cümlede çiçekler ve tomurcuklar o kasidenin gören gözleri hâline gelmektedir. Bediüzzaman burada çok ince bir teşhis (kişileştirme) sanatıyla ağacın bütün çiçeklerini hakikati seyreden gözler olarak tasvir etmektedir. Risale-i Nur bağlantısı olarak bu cümle;
Âyetü'l-Kübrâ'daki "kâinatın temaşası" metoduyla, Onuncu Söz'deki baharın haşre delil oluşuyla, Yirmi Dördüncü Mektup'ta Esmâ-i Hüsnâ'nın okunmasıyla, Otuz İkinci Söz'de varlıkların "âyine" oluşuyla
doğrudan bağlantılıdır. Burada ağaç yalnız Allah'ı göstermez; aynı zamanda Allah'ın sanatını temaşa eden bir kul gibi tasvir edilir. Bu, ubûdiyetin bütün varlık âlemine yayıldığını gösterir. Bu teşbihin hikmeti, insanın tabiata bakışını değiştirmektir. Çiçekler yalnız estetik unsurlar değil; hakikati gören gözler olarak tasvir edilir. Böylece varlıklar, pasif nesneler olmaktan çıkar; Allah'ın kudretini ilan eden canlı ayetler hâline gelir. İnsanı, kâinatla birlikte tefekkür etmeye ve bütün mahlûkatın ortak tesbihine katılmaya davet etmektir. Bu bakış, insan merkezli anlayışı aşarak bütün varlık âlemini kulluk içinde görmeyi öğretir.
Hazırlayan: Nuran Şahin