Allah'ım, bizi, tabiatı Senin emanetin bilenlerden eyle

29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar

Bismillahirrahmannirrahim

Ey rahmet hazinelerini mahlûkatına açan Yâ Rahmân! Ey her nimeti yerli yerinde ihsan eden Yâ Rezzâk! Ey gökten indirdiğin suyla ölü toprağa hayat veren Yâ Muhyî! Ey her işi hikmetle takdir eden Yâ Hakîm! Ey bütün kâinatı kusursuz bir düzen içinde idare eden Yâ Müdebbir!

Ey Rabbimiz! Nehirleri rahmetinin dili, pınarları cömertliğinin işareti ve yağmurları ihsanının habercisi kıldığın gibi, kalplerimizi de marifet pınarlarıyla besle. İçimize öyle bir iman akışı lütfet ki, kuraklık görmüş toprakların yağmurla dirildiği gibi, gafletle katılaşmış gönüllerimiz de Senin zikrinle yeniden hayat bulsun.

Bize, nimetleri tüketen değil; her nimetin ardındaki Rahmân'ı tanıyan bir şuur ihsan eyle. Suya baktığımızda rahmetini, akışına baktığımızda tedbirini, berraklığına baktığımızda lütfunu ve sürekliliğine baktığımızda Kayyûmiyetini okuyabilmeyi nasip et.

Yeryüzünün sularını israftan koruyan, tabiatı emanet bilen, bütün mahlûkata merhamet nazarıyla yaklaşan kullarından eyle. Bizleri ilimle derinleşen, hikmetle olgunlaşan, şükürle çoğalan ve ihlâsla Sana yönelenlerden kıl.

Allah'ım! Bulutların suyundan önce bize rahmetini içir. Kalplerimizde iman ve yakîn nehirleri akıt. Her su damlasında Senin ayetlerini gören ve her nimette Sana hamd eden kullarından eyle.

Âmin.

رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.

"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.

DİPNOT:

تَتَفَجَّرُ الْأَنْهَارُ بِإِشَارَةِ فَوَائِدِهَا مِنْ تَدْخِيرِكَ، تُسَخِّرُكَ.

"Nehirler, içlerinde saklanan faydaların işaretiyle Senin tedbir ve takdirinle depoladığın nimetlerden fışkırır; akışları ve hizmetleriyle Seni tanıtır, Senin kudret ve rubûbiyetine şahitlik ederler."

Bu cümleyle Bediüzzaman, nebatat ve ağaçlardan sonra nazarı nehirlere çeviriyor. Böylece tefekkür halkası genişliyor. Artık yalnız canlılar değil, yeryüzündeki sular da Rubûbiyetin memurları olarak okunuyor. Bu cümlede özellikle tefeccür (fışkırma), tedhîr (depolama), teshir (emre âmâde kılma) hakikatleri öne çıkmaktadır. تتفجر "Fışkırır, coşkuyla kaynar." Bu fiil yalnız suyun çıkışını değil, hayatın kaynağının sürekli yenilenmesini ifade eder. Kur'ân'da da "تفجير" kelimesi, ilâhî rahmetin görünür hâle gelmesini anlatır.

الأنهار "Nehirler." Risale-i Nur'da nehir; rahmetin, rızkın, hayatın,

devamlılığın sembolüdür.

تدخيرك "Senin depolaman."

Burada çok ince bir mana vardır.

Karlar, buzullar, yer altı suları, bulutlar...Hepsi önceden hazırlanmış rahmet depolarıdır.

Allah zamanı gelince onları açmaktadır.

تسخرك "Seni tanıtır; Senin emrine boyun eğmiş olarak hizmet eder." Buradaki teshir,

zorla çalıştırmak değil; İlâhî emre tam itaat ederek vazifesini yerine getirmektir. Cümlede dikkat çeken ifade:

بإشارة فوائدها "Faydalarının işaretiyle." Yani nehirler yalnız akmıyor. Akışlarıyla konuşuyorlar. İnsanlara,bitkilere,

hayvanlara, medeniyetlere hizmet ederek yaratılış gayelerini ilan ediyorlar.

“Gökten su indirdik; onunla bahçeler ve taneli ekinler bitirdik." (Kāf, 9)

Su, rahmetin görünür şeklidir.

"Biz her canlı şeyi sudan yarattık." (Enbiyâ, 30)

Bu ayet, nehirlerin hayat taşıyan vazifesini açıklar.

"O, gökten bir ölçü ile su indirir; onu yeryüzünde tutar." (Mü'minûn, 18)

Bu ayet, metindeki تدخيرك (depolaman) hakikatine işaret eder.

Risale-i Nur'un Âyetü'l-Kübrâ bahsinde Bediüzzaman, yeryüzünü gezen seyyahın nazarında suları ve nehirleri, rahmetin sürekli akan delilleri olarak gösterir. Kısa bir ifadeyle:

"...rahmet hazinelerinden gelen nimetler..."

Bu yaklaşım, nehirlerin yalnız fizikî akış değil, rahmetin taşınması olduğunu gösterir.

Onuncu Söz’ de Bahar tasvirlerinde suların gelişiyle yeryüzünün yeniden dirilişi anlatılır. Bu diriliş, haşrin küçük bir misali olarak sunulur.

Yirmi Dördüncü Mektup’ ta

"Her bir nimet, Mün'im-i Hakikî'yi tanıttırır." Nehir de başlı başına büyük bir nimettir ve nimetten Mün'im'e geçmeyi öğretir.

Otuz İkinci Söz’ de, Varlıkların vazifeleri üzerinde durularak, her unsurun Esmâ-i İlâhiyeye bir ayna olduğu açıklanır. Nehirlerin akışı da bu vazifenin canlı bir örneğidir. Bir nehir kenarında oturan mümin için suyun sesi yalnız tabiat sesi değildir. O ses,

rahmetin sesidir. Akışın içinde şu hakikat okunur: Bugün içtiğimiz su, belki aylar önce kar olarak dağlarda saklandı. Sonra bulut oldu. Sonra yağmur oldu.

Sonra kaynak oldu. Sonra nehir oldu. Bütün bu safhalar, sonsuz bir ilim, hikmet, ölçü ve rahmetle idare edilmektedir. Nehir bize,

"Rahmet tesadüfen akmaz."

dersini verir. Allah'ın rahmetinin sürekliliğini gösterir. Onların kesintisiz akışı, rahmetin ve rızkın da kesintisiz olduğunu hatırlatır. Bu sayede İnsana, her nimetin arkasında uzun bir ilâhî tedbir bulunduğunu öğretmektir. Bir damla su bile, Allah'ın ezelî ilmi ve hikmetiyle hazırlanan büyük bir rahmet zincirinin sonucudur. Ayrıca Risale-i Nur'un bakışı, suyu yalnız ekonomik bir kaynak olarak değil; emanet edilmiş ilâhî bir rahmet olarak görmeyi öğretir. Böylece çevre ahlâkı, yalnız fayda merkezli değil; şükür, emanet ve sorumluluk merkezli bir anlayış kazanır.

Hazırlayan: Nuran Şahin

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

İslam Haberleri