“Ali Uçar karşılayacak”

Cezmi HUYUT

Hayatı veren Zat-ı Hayy-ı Kayyum olduğu gibi, hayatı  hikmet ve maslahatı doğrultusunda nihayete erdirende, ölümü halk eden de yine O’dur.

Hayat başlı başına Cenab-ı Hakkın varlığına en parlak bir ayine ve delil iken, bütün dünyanın her tarafında aynı hususiyette ve aynı özelliğe sahip olarak, aynı tarzı sanatta yaratılması ile de hayatı verenin de aynı Zat olup O’nun  vahdaniyetinin en parlak bir delildir.

Yine hayat, en garip ve acip bir mucize-i Kudret olup Hayyı Kayyuma işaret etmesi yanında girdiği yere ve yuvasına sair Esma-i İlahiyeyi de arkasında alıp götürmesi ve o zihayatı ekser Esma-i İlahiye nin tecelli ettiği bir san’at-ı Camia haline getirmesi ile de Ehadiyet-i İlahiyeye parlak bir delildir.
 
Bayramın üçüncü günü elim bir trafik kazasıyla dayım oğlu Nedim Günay’ı dar-ı bekaya gönderdik. 40 yaşında terhis tezkeresini aldı. Geride iki yetim ve yaralı bir hanım bırakarak.

Takdir-i Hüda böyleymiş. Kadere teslim olmaktan, O’nun takdirine rıza göstermekten maada elden ne gelir. Bizi ve tüm ehl-i İmanı teselli edecek ancak bu rüknü imani olan Kadere imandır. Evet kadere iman eden keder etmez etse de ehl-i dünya gibi etmez.
 
İkamet ettiği Sincan’dan, Ramazan umresinden gelecek anne ve babasını karşılamak üzere Manisa’ya gelirken Düzce civarında geçirdiği kaza ile vefat etti ve cenazesi ve beyaz kefeniyle Ramazan umresinden gelen ebeveynini karşıladı.

Anne ve babası ayaklarında taşıdıkları mübarek beldelerin tozuyla evlatlarını darı bekaya yolladılar. Umreden dönüş sevincini ve akrabaya kavuşma lezzetini tam tadamadılar.

Taziye boyunca sel gibi insan geldi gitti. Onlarca hatim ve binlerce fatiha ve yasinler okundu.
 
Şark insanının sıcak kanlılıkla taziyeye verdiği ehemmiyetle her türlü insan taziyeye geldi gitti. Van’dan, Bitlis’ten, Mersin’den, İstanbul’dan, Ankara’dan Manisa’ya gelenler vardı. Bu vesileyle sık sık İman hakikatleri okundu. Risale-i Nur’dan teselli bahş hakikatler terennüm edildi.

Çokları taziyedeki vakar ve metanete ve okunan hakikatlere şaşırdı hayran kaldı, 2-3 kişi Risale-i Nurları temin etmek üzere vilayetlerinde adres aldılar. Bir kısım insanlara Risaleler hediye edildi.

Sincan’dan gelen dostlarına dava arkadaşlarına sorduk  “dayıoğlu Nedim nasıl bir insandı?” diye…
Hizmet-i Kuran’iyede hizmetin esas rükünlerinden olan ciddiyette tam ciddi olduğunu,
Hizmette sadakatin ve sıddıklığın tezahürü olan dersleri hiç aksatmadığını,
Fedakarlığın belirtisi olan talebe hizmetlerini takip edip arabasıyla talebeleri derslere götürüp getirdiğini,
Hizmet için emsallerinden iki kat fazla vererek malıyla ve maddi imkanlarıyla hizmete  yardımda bulunduğu,
Hizmette muvaffakiyetin esası olan güzel ahlakının çok iyi olup cemaatın tüm fertleriyle çok iyi bir diyalog kurduğunu ve hemen herkesle muhabbet ve samimi münasebetler içinde olduğu uhuvvette tam olduğunu,
Cemaatın, kadınlı erkekli herkesin onu ve ailesini çok sevdiklerini, ailece hizmette koşuşturduklarını
Yarın öleceğini bilir gibi şuurla hareketle bilhassa yeni geçtiğimiz ramazan ayını yıllık iznine ayrılarak adeta itikâfa girer gibi dolu dolu geçirdiğini, teravihlere ve iftarlara katıldığını dershanede geceleri ihya ettiğini belirttiler.
Bir fani için onlarca çok güzel hüsnü şehadetler ve intibalar bırakarak Dar-ı Bekaya gitmişti Nedim.

Huyut ailesi olarak dayıoğlumuzu kaybettik demiyoruz. Kaybetmek ehli dünyaca bir tabirdir. Bu hüsnü şehadetlere binaen O’nu inşallah şehadet mertebesiyle ebediyen kazandık. Hayatında ciddiyetle ve  sebatla hizmet-i nuriye de bulunduğu gibi vefatının da çok güzel hizmetlere vesile olduğunu gördük iftihar ettik ve tebriklerle karşıladık, tebriklerle çok sevdiği ve müştak olduğu Üstadına ve Fahri Alem’e (ASM) gönderdik.

Cenazeden haberi olmayan emekli bir imam ağabeyimizin rüyasında Üstadımızı görerek, Üstadımızın O’na , “bir evladımız geliyor onu Ali Uçar karşılayacak” demesi üzerine uyanıp heyecanla bir Nur talebesi vefat etmiş diye telefonla tüm Türkiye’yi merak ile araştırdığını ve vefat eden olup olmadığını sorduğunu, başkaca vefat eden bir talebenin olmadığını da öğrenince rüyadaki “evladın” bu olduğuna kuvvetle kanaat getirerek merkez camii imamının izniyle cenaze namazını kendisi bizzat kıldırması ve taziye evinden uzun müddet ayrılmaması da cayı dikkat bir hatıra olarak zihinlerimizde kaldı.

Ali Uçar ağabey de dar-ı bekaya trafik kazasıyla gitmişti. Bayram Abi, Ceylan Abi, Çaycı emin, Kuralkan abi ve daha niceleri. Ömürleri hizmet-i Kuraniye-i Nuriyede geçen bu ağabeylerin trafik kazası gibi elim bir hadise ile dünyadan ayrılmaları ve  Nur aleminin mukaddimesi olan berzahta ayrı bir gurup olarak buluşmaları ve bayramlaşmaları  ve bu Nur taifesine de Ali Uçar ağabeyin hoş amedi etmesi, Hikmet ve Rahimiyeti İlahiyeden uzak bir ihtimal değil.

İmanımızı kurtarıp, dünyada, berzahta ve saadet-i Ebediyye’de Nur ordusuyla bir ve beraber olmamızı Cenab-ı Hak’tan niyaz ile, hizmeti Kur’aniyeye ve imaniyeye şevk  ve azimle devamla birlikte rahmet dualarınızı istirhamla. 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.