Selim Karahan'ın haberi
Zaman, örgütün 4 yıl önce tıpkı Çorum'da olduğu gibi "Aleviler camiyi ateşe verdi" iddiasıyla halkı sokağa döktüğünü ortaya çıkarmıştı. 5 Mart'ta yayınlanan haberde, Mayıs 2006'da kulaktan kulağa fısıldanan asılsız söylenti sayesinde galeyana gelen kalabalıkla Alevi vatandaşların yaşadıkları mahallelere baskın girişiminde bulunmak istendiği kaydediliyordu. Emniyet güçlerinin ve kanaat önderlerinin özverili çalışmasıyla sükunet sağlanan şehirde, sadece Sünni kesimin kışkırtılmadığı belirlendi. Karanlık eller, aynı dönemde Aleviler arasında da 'Cemevine saldırdılar' söylentisini çıkarmış. Örgüt elemanlarında krokisi çıkan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi'nin Başkanı Sadık Düzgün, Alevi-Sünni kavgası çıkarmaya yönelik tahriklere bizzat şahit olduğunu söylüyor. Düzgün, "Birilerinin cemevinin camlarını kırdığını duyduk. Olayı duyunca hemen cemevine gittim ve camlarının kırılmadığını gördüm. Hatta etrafa cam kırıkları bile serpmişlerdi. Sünnilere yönelik 'cami ateşe verildi' olayı da yanlıştı. Aynı tezgâh bize de kurulmuştu." diyor.
Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve Erzurum 2. Ağır Mahkemesi tarafından kabul edilen Erzincan iddianamesinde belirtilen Alevi-Sünni çatışmasına yönelik ilk ciddi tahrik, Mayıs 2006'da yapıldı. Erzincan Gençlik Derneği mensubu 15 kişilik bir grup, 8 Mayıs'ta kent merkezinde cezaevlerindeki tecridi protesto eden bir eylem yaptı. Ellerinde pankartlarla slogan atan grup üyeleri, polisin uyarısına rağmen dağılmamakta ısrar etti. Bu sırada protesto eylemine tepki gösteren bir grup vatandaşla göstericiler arasında arbede yaşandı. İki grup arasındaki kavga, polisin müdahalesiyle önlenebildi. Arbedenin ardından göstericilerden dördü gözaltına alınırken, grubun diğer üyeleri dağıldı.
Erzincan'daki bu olay bir sonraki gün çok daha farklı bir yere çekilmeye çalışıldı. Bu sefer önceki gün meydana gelen olayları protesto etmek üzere 300 kişilik bir sol grup meydanda toplandı. Grubun toplanması üzerine emniyet müdürlüğüne bağlı Özel Harekât ve diğer şubelerden ekipler ve panzerlerle tedbir alındı. Sol görüşe sahip oldukları ileri sürülen gruptakilerin slogan atmalarının ardından toplanan vatandaşlar da gruptakilere karşı slogan attı. Grupların söz dalaşı, alınan güvenlik tedbirine rağmen kavgaya dönüştü. Kavgayı önlemeye çalışan Çevik Kuvvet şubesi ekipleri, eylemci grup tarafından taşa tutuldu. Bunun üzerine vatandaşlarla gruptakiler birbirine girdi. Cumhuriyet Meydanı'nda başlayan ve Fevzipaşa Caddesi'ne taşan kavga, güçlükle önlendi. Ancak olaylar bunlarla bitmedi. İddialara göre internet üzerinden gönderilen mesajlarla vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı'nda toplanmaya çağrıldı. "Aleviler camiyi ateşe verdi" yalanı kente bir fısıltı halinde duyuruldu. Birkaç saat içinde 4 bin kişi Cumhuriyet Meydanı'nda birikti. Emniyet güçleri olayları önlemek için tedbir aldı. Bu sırada askerî birliklerin de kent merkezine geldiği görüldü. Meydanda toplanan kalabalık Alevi vatandaşların yoğun olarak yaşadığı mahallelere yöneldi. Kentin bir katliamın eşiğine geldiği olaylar emniyetin yoğun tedbirleri ile durdurulabildi. Kanaat önderlerinin telkini ile şehir duruldu.
'TEZGAHI BİZZAT YAŞADIM'
Erzincan iddianamesinin işaret ettiği kanlı oyunun o dönemde sadece Sünnilere karşı uygulanmadığı ortaya çıktı. Aleviler de 'cemevine saldırı' yalanıyla tahrik edilmiş. Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şube Başkanı Sadık Düzgün, olayın şahitlerinden. Düzgün, bizzat yaşadığı olayı şöyle anlatıyor: "Bir gün cemevinin camlarını birilerinin kırdığını duyduk. Hemen cemevine gittik ve bize söylenenin yalan olduğunu gördük. Cemevinin bulunduğu yere cam kırıkları bile serpmişlerdi. 'Cami ateşe verildi' olayı da yanlıştı. Aynı tezgâh bize de kurulmuştu. Temsil makamındaki kanaat önderleri dikkatli davranmalıdır. Herkesin gözleri açık olmalıdır. Birbirimize düşürmek, bizi gaza getirmek isteyenler var. Her iki kesim de bu insanlara karşı dikkatli olmalıdır."
Zaman