Aldatmacaya itiraz edelim

Faruk ÇAKIR

Alkollü içkilerle mücadele en az yeni ve sivil bir anayasa hazırlanması kadar önemlidir. Bunu ifade etmekle yeni anayasa hazırlanması çalışmalarını hafife aldığımız akla gelmesin. Aksine, gençlerin; sonu ölümle bitebilen ‘kötü alışkanlıklar’dan korunması için yapılması gereken çalışmaların önemine dikkat çekmek istiyoruz. Şunu da unutmayalım ki çok iyi ve gerçek anlamda bir sivil anayasamız olsa ve fakat “aklı iptal olmuş, uyuşturulmuş ve kâr ile zararı birbirinden ayıramayan” bir gençliğimiz olsa ne fayda? Bu bakımdan, öncelikle aileyi ve gençleri kötülüklerden korumayı birinci iş olarak görmeliyiz.

Kendilerince ticaret yaptıklarını düşünen bazı iş adamları, gerçekte insanlığa karşı suç işliyor. Bütün dünyada üretilen alkollü içkileri ve üreticilerini başka türlü değerlendirmek mümkün mü? Uzmanlar, dünyada bir yıl içerisinde sigara ve alkollü içkilerin sebep olduğu ölüm sayısını milyonla ifade ediyorlar. Peki, bir yılda bir milyon kişi öldüren bir ‘sebep’ dost olarak görülebilir mi? Bir diktatör bir milyon insan katletse, o kişi uluslar arası mahkemelerde yargılanıp mahkûm edilmez mi? Alkollü içkiler yavaş yavaş ve sinsice milyonlarca insanın ölmesine, bir o kadarının da hasta ve sakat kalmasına sebep olmuyor mu?

Alkollü içki, sigara ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapan kötü alışkanlıklara karşı hepimizin ciddî bir mücadele başlatmamızı icap eder. Bu mücadeleyi sürdüren kurumlardan biri de Yeşilay. 1920’de İstanbul’da işgalci İngiliz dessaslarının teşvik etmeye çalıştığı alkollü içki tehlikesine karşı kurulan Yeşilay, alkollü içki tehlikesine dikkat çekmek için bir basın toplantısı düzenledi. İstanbul Sepetçiler Kasrı’ndaki basın toplantısında yeni bir rapor açıklayan Yeşilay Başkanı Av. Muharrem Balcı, “alkolsüz bira” aldatmacasına dikkat çekti. İçinde az da olsa ‘alkol’ olan biranın, “alkolsüz” denilmek suretiyle masum gösterilmek istendiğine dikkat çeken Balcı, başta TBMM olmak üzere bütün kurumları ve kuruluşları dikkatli olmaya çağırdı. Dinimizin ‘haram’ kıldığı alkollü içkilerle mücadele önemli olmasa, “Genç Said” Bediüzzaman ve devrin ileri gelen diğer âlimleri, önemli şahsiyetleri Yeşilay’ın kuruluşuna emek verir miydi?

Bira dahil, alkollü içkilerle hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Bu mücadelede TBMM’ye de büyük vazife düşüyor. Alkollü içki üreticilerinin hukukî boşluklardan istifade ederek, ürettikleri ‘öldürücü’lerin reklâmını yapmalarına imkân tanınmamalı.
Şu anda ‘daha az zararlı’ olan sigaranın gazetelerde reklâmı yapılamıyor, ama ‘daha çok zararlı’ olduğu bilinen alkollü içkilerin gazetelerdeki reklâmları devam ediyor. Peki, meselâ televizyonda ‘yasak’ olan alkollü içki reklâmları nasıl oluyor da gazetelerde serbest oluyor? Alkollü içkilerin gazetelerde de reklâmlarının kesin olarak yapılamaması gerekir. Bu arada TV dizilerinde ve bazı filmlerde gizli şekilde de olsa alkollü içkilerin içilmesine teşvik yapıldığını da görülüyor.

Gerek “alkolsüz bira” aldatmacasına ve gerekse alkollü içkilerin gazetelerde devam eden reklâmlarına kuvvetli bir itiraz sesi yükselmeli. Hiçbirimiz bu tehlikeyi görmezden gelemeyiz. Yine hiç kimsenin “Bu konu şimdilik kalsın. Alkollü içki konusu gündeme gelirse ‘yöneticiler’ zor durumda kalır. Sonraki yıllarda düşünürüz” deme lüksü de yok. Alevler içinde yanan evimizi, ailemizi ve yavrumuzu kurtarmayı sonraya erteleyebilir miyiz?
Alkol tuzağına düşüren her türlü yol kapatılmalıdır. Bunun ilk adımı da gazetelerde bir şekilde devam eden alkollü içki reklâmlarına son vermekle atılsın. Devamında da ‘alkolsüz bira’ aldatmacasına imkân tanınmasın vesselâm...

Yeni Asya

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.