Akis Dergisi'nin Bediüzzaman Said Nursi ile görüşmesi

Mehmet Selim MARDİN

Akis dergisi İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker’in yönettiği ve baş yazarlığını yürüttüğü sol görüşlü bir dergi olarak 1954 ile 1967 yılları arasında haftalık yayınlanmıştır.

27 Ekim 1957 tarihinde gerçekleşen genel seçimler nedeni ile Akis Dergisi Dindarların seçimdeki etkilerini araştırmak üzere genel yayın müdürü İlhami Soysal başkanlığında Tarık Dursun Kakınç ile yardımcı iki kişilik ekibi Isparta’ya gönderir. Ekibin hedefinde Bediüzzaman Said Nursi ile görüşmek ve Nur talebelerinin seçimde hal ve tavırlarını rapor etmek vardır.

Dergi yazının başında Bediüzzaman Said Nursi’nin seçim sandığını talebeleri vasıtası ile oy kullanmak için yanına istetmesini alaycı bir tavırla işledikten sonra, sandık başkanının bu isteği reddetmesini büyük bir cesaret olarak anlatmaktadır. Bediüzzaman sandık başkanının ve CHP’lilerin oyunlarını boşa çıkarmak için hasta hali ile sandığa gelir ve oyunu kullanır. Seçim sonucunda DP Isparta’da birinci parti olduğundan beş tane milletvekilliğinin hepsini alır. Ancak DP 1957 seçimlerinde CHP’nin şiddetli muhalefeti karşısında geçen seçime göre oy kaybına uğramıştır.

Akis dergisinin Isparta’ya gönderdiği ekibinin iddiasına göre; Bediüzzaman bu seçimde hasta olduğu halde otomobili ile oy için köyleri dolaşmış ve seçimdeki tesirini arttırmaya çalışmıştı.

Isparta'da tahsis edilen otomobil

Akis ekibi Isparta’da Bediüzzaman ile görüşmek için bir hafta dolanır. Bediüzzaman’ın kimse ile görüşmediğini ve kabul etmediğini bilen halk onlara yardımcı olmaz. Ancak esnafa kendilerini Nur’a müştak üniversite talebesi olarak tanıtırlar. Esnaftan aktar Kamil efendi ile bezzaz Nedim efendiyi referans göstererek kapıya dayanırlar. İzin çıkınca Bediüzzaman’ın huzuruna varıp elini öperler. Kendilerini Ankara Hukuk fakültesinde okuyan talebeler olduklarını söylerler.

Bediüzzaman ile yapılan görüşmenin konu edildiği dergi kapağı

Bediüzzaman Said Nursi’nin kendisini ziyarete gelen İlhami Soysal ve Tarık Dursun Kakınç ile yaptığı görüşmenin ayrıntıları Akis dergisinde şu tespitlerle yayınlanır:

“Hukuk Fakültesinde talebeleri olduğunu, onlarla tanışıp tanışmadıklarını sordu. Risale-î Nur’u okumuşlar mıydı? Sonra çok yaşlandığından söz açtı. Artık Risale-î Nur’daki hakikatleri yaymak vazifesi gençlere düşüyordu. Bir gün gelecek Nurun hakikatleri bütün cihanı kaplıyacaktı. Zaten bu hususta hayırlı emareler belirmeğe başlamıştı. Tâ Pakistan’dan gelen bir devlet adamı, Pakistan’ın Millî Eğitim Bakan vekili, kendisini ziyaret edip gittikten sonra, Türkiye’de konuştuğu Said-î Nursî sayesinde Nura kavuştuğunu söylemişti.

“Almanya’da Şarkiyat Enstitüsünde bir Nur dershanesi açılmıştı. Dünyanın dört bir köşesine yayılmış Nur talebeleri vardı. Bilhassa üniversite gençliğinin Nur talebeleri arasına girmesi Efendi Hazretlerini son derece memnun ediyordu. Bütün ömrü boyunca kendisini boğmak isteyen üç kuvvetle mücadele etmişti. Bunlar Komünizm, Masonluk ve C.H.P. idi! 1950’ye kadar yazdığı her kitabın neşrini yasak etmişlerdi. Türlü desiselerle kendisini hapishane hapishane süründürmüşlerdi. Ama artık devir değişmişti. Nur devri başlamıştı. Bizzat Tevfik İleri Bey, seçimlerden bir kaç gün önce yanında Celâl Yardımcı Bey olduğu halde kendisine Findos Köyünün çeşmesi önünde rastlayıp elini öptüğünde söz vermişti: İlk cildi basılan Risale-î Nur külliyatından "Sözler" adlı kitap, mekteplerde okutulacaktı. Bütün gençlik bu Nura kavuşacaktı. 700 küsur sayfalık ilk cild Diyanet İşleri Başkanlığının da muvafakati alınarak yeni harflerle bastırılmıştı. ikinci ve üçüncü cildler de basılmak üzere idi.

“Bunları söylerken, kapının yanındaki masanın üzerinde duran kırmızı cildli kitap yığınlarını gösteriyordu. Bundan sonra bütün iş, gençlerin bu kitapları okuyup Nura kavuşmasına kalıyordu. Eksik olmasın, eski Isparta mebusu Tahsin Tola da bu kitabın basılmasında gayret göstermişti. Bu gayrete karşılık Bediüzzaman borcunu ödemek için bu seferki seçimlerde Bingöl’den namzet gösterilen Tahsin Tola’nın seçim bölgesine mektuplar yollamış, seçmenlere onu muhakkak mebus seçmelerini söylemişti ama Bingöllüler bu dindar çocuğu nedense seçmemişler, tutup bir Halk Partili’yi mebus yapmışlardı! Efendi Hazretlerinin buna son derece canı sıkılmıştı.”

Akis dergisi 20 Aralık 1957 tarihinde yayınlanan 189. sayısında ayrıca Bediüzzaman’ın uzun bir biyografisine yer vermiştir. Ancak doğru tespitlerin yanı sıra çok büyük yanlışlıkları barındıran bu biyografi çalışması yer yer hakarete varan ifadeleri de barındırmıştır.

Bediüzzaman’ın Isparta Ulu camiinden Cuma namazı çıkışında cemaati selamlaması

Mehmed Kırkıncı hoca bu görüşme ile ilgili Zübeyir Gündüzalp’ten aktardığı hatırasını şöyle ifade eder: “Üstad’ın yanında kaldığımızda bir gün kapı çalındı. Dışarı çıktığımızda İsmet Paşa taraftarı, gazeteci İlhami Soysal’ı gördük, ‘Ben Bediüzzaman’ı ziyarete geldim’ dedi.”

“Biz kendi kendimize, ‘Üstad bunu kabul etmez’ diyorduk.

“Üstadımıza haber verince, ‘Gelsin, buyursun’ dedi. Biz bunu duyunca şaşırdık. İlhami Soysal’ı içeri aldık. Üstad onu ayakta karşıladı. İlhami Soysal da Üstadımızın elini öptü. Soysal daha konuşmaya başlamadan Üstadımız söze başladı ve iman ile ilgili birçok hakikati anlattı. İlhami Soysal hiç konuşamadan sadece dinledi. Sonunda yine Üstad’ın elini öperek ayrıldı.”

“Kendisinin naklettiğine göre İlhami Soysal Bediüzzaman’ı ziyarete gelirken İsmet Paşa’ya danışmış. O da gidebileceğini, fakat Bediüzzaman’ın çok tesirli biri olduğunu, onun etkisi altında kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini söylemiş.”

“İlhami Bey gittikten sonra Üstad Hazretleri bizi yanına çağırdı ve şunları söyledi;

“Bir insanın İslâmiyet’e düşmanlığı 100 ise onu 99’a indirmek hizmettir, hatta 101’e çıkartmamak dahi hizmettir.”

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.