Kim Risale-i Nur'dan başka kitap okumamalı?

Ahmet AY

Yıllar önce izlediğim bir dersinde, Esad Coşan Hocaefendi merhum, şöyle bir soruya cevap veriyordu: "Râmûzü'l-Ehâdis'ten daha ehem/sahih birçok hadis kitapları olmasına rağmen neden derslerinizi sadece ondan yapıyorsunuz?" O da bu soruya manaca şöyle cevap veriyordu: "Bizim tekkemizin hadis kitabı bu kitaptır. Ahmed Gümüşhanevî Hazretlerinin yaptığı bu güzide derlemedir. Biz büyüklerimizi bu kitaptan ders yaparken gördük. Yoksa diğer hadis kitaplarını itham ediyor değiliz. Hâşâ! Küçük görüyor değiliz. Fakat mesleğimizde dersleri bu kitaptan yapmak usûl olmuştur." Benzer bir cevabı Bediüzzaman Hazretlerinin de verdiği görünüz. Ancak onun karşı karşıya kaldığı suçlama hadis kaynakları üzerinden değildir:

"Diyorlar: 'Said yanında başka kitapları bulundurmuyor; demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazâlî'yi de (r.a.) tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor.' İşte, bu acip, mânâsız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar. Buna karşı deriz ki: Hâşâ, yüz defa hâşâ! Risale-i Nur ve şakirtlerinin bir üstadı olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takip ettiği mesleği ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir. Fakat, onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zâtların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden, Risale-i Nur Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyandan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsî zâtların tezgâhlarına müracaat etmiyor. Çünkü, umum onların mercileri ve menbâları ve üstadları olan Kur'ân, Risale-i Nur'a tam mükemmel bir üstad olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek."

Görüldüğü gibi, Bediüzzaman Hazretleri, başka kaynaklarla meşgul olamayışlarını kesin bir angajmana değil, dönemin şartlarına bağlamıştır. Zaman mütekellimîn zamanıdır. Ortamdaki şübehatı dağıtmak için kelam ilminin meydan alması gerekmektedir. Zaten daha küçük yaşlarında gördüğü rüyada Ararat dağının patlamasının ardından kendisine böyle emredilmiştir: "İ'câz-ı Kur'ân'ı beyan et." Bu rüya, Nakşibendî-Halidî medreselerinde yetişmesi hasebiyle, mutasavvıf olması daha muhtemel bir çocuğun kelam ilmine yönlendirilmesidir. Allah dostları içinde böylesi rüyalardan dolayı meslek seçimini değiştiren birçok kişi vardır. Hatta, İbn-i Hacer el-Askalanî rahimehullahın da, Hanefî mezhebine rağbet duymasına rağmen, bir rüya saikiyle kendisini Şafiî mezhebine hizmet etmeye adadığı söylenir. Maşaallah. Subhanallah. Ulemamız Allah'ın mağlup edilmez mübarek bir ordusudur. Başkomutanları da Seyyid-i Âlem Aleyhissalatuvesselamdır. O komutan, Allah'ın izniyle, nereye isterse oraya atar. Nerede isterse orada vazifelendirir. Nurlu parmağı nereyi işaret ederse cephe orasıdır.

Bu yüzden meslekler/meşrepler yol yol olup dağılmıştır. Hepimizin gücü bütün eserlere yetmeyeceği için, Cenab-ı Mevla, yükümüzü rahmetiyle paylaştırmıştır. Bediüzzaman Hazretleri de yaşadığı dönemin fitnesine karşı Risale-i Nur tarzı bir kelamî mücadeleyi ehemmiyetli bulduğu için başka eserleri okutamamıştır. Fakat o eserlerin Risale-i Nur'da özü/izi illa vardır. Zaten Bediüzzaman'ı Bediüzzaman yapan sır 90 İslam kaynağını ezberleyecek güçte bir hafızaya sahip olmasında saklıdır. Kendisinin ifadesiyle "Adeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemât-ı ihzariye hükmüne geçmiş ve Sözlerle i'câz-ı Kur'ân'ın izharı, onun neticesi olacak bir surette olmuştur."

Bununla birlikte, bir nurcu olarak ben, "Risale-i Nur'dan başka kitap okunmaz!" diyenlerden değilim. Külliyatta geçen "Risale-i Nur'la iktifa" bahislerini "Risale-i Nur mesleğinde iktifa" olarak anlamaktayım ki, zaten her kemalatın başı, 'tevhid-i kıble etmek'ten geçer. İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin çok mektuplarında nasihat ettiği bu usûl, Mektubat-ı Rabbanî'yi okurken Bediüzzaman Hazretlerinin de dikkatini çekmiştir:

"Yalnız İmam, o mektuplarında tavsiye ettiği gibi, çok mektuplarında musırrâne şunu tavsiye ediyor: 'Tevhid-i kıble et.' Yani, 'Birini üstad tut, arkasından git. Başkasıyla meşgul olma.' Şu en mühim tavsiyesi, benim istidadıma ve ahvâl-i ruhiyeme muvafık gelmedi. Ne kadar düşündüm: Bunun arkasından mı, yoksa ötekinin mi, yoksa daha ötekinin mi arkasından gideyim? Tahayyürde kaldım. Herbirinde ayrı ayrı cazibedar hâsiyetler var; biriyle iktifâ edemiyordum. O tahayyürde iken, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle kalbime geldi ki: Bu muhtelif turukların başı ve bu cetvellerin menbaı ve şu seyyarelerin güneşi Kur'ân-ı Hakîmdir. Hakikî tevhid-i kıble bunda olur. Öyle ise, en âlâ mürşid de ve en mukaddes üstad da odur. Ona yapıştım."

Değil sadece manevî mesleklerde, maddî olanlarında dahi, tevhid-i kıble etmek esastır. Bunun bir manası 'ihtisas alanına konsantre olmak'tır. Eğer ihtisasa talip olduğunuz alanda/meslekte yeterli yoğunlaşmayı yaşamadan, her çiçekten bal almaya çalışırsanız, "Herşeye el atan hepsinden mahrum kalır!" sırrına mazhar olabilirsiniz. Tıp alanında tahsil görürken gidip edebiyat fakültesinin derslerini takip ederseniz, yahut fizik alanında tahsil görürken gidip müzik derslerine dalarsanız, veyahut biyoloji tahsili görürken mekanik derslerine düşkünlük gösterirseniz, elbette, asıl ihtisas edinmek istediğiniz konu sizde âtıl kalır. O yüzden mürşidîn-i kâmilîn hazeratı tâlibânlarına 'tevhid-i kıble etmeyi' her zaman şart koşmuşlardır. Daldan dala çok gezmenin mesafe almayı güçleştireceğine dikkat çekmişlerdir. Risale-i Nur mesleğinde talebelerinin iktifa etmesini isterken Bediüzzaman'ın da yaptığı budur. Zaten, bu tarz uyarılarını yaptığı ilk yer olan Eskişehir Hapsinde endişelendiği, talebelerinin kendisinin eserlerinden başkalarını okumaları değildir. Ya? Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî Hazretlerine intisap edip Risale-i Nur mesleğinden ayrılmalarıdır. Çünkü Hazret-i Şeyh de o sıralar nur talebeleriyle birlikte Eskişehir Hapsindedir.

Her neyse... Sözü nafile yere uzatıyorum. Yalnız bir de şu noktaya dikkat çekip bırakayım: Ahirzaman enteresan oyunlar oynuyor. Bu oyunların en büyüğünü de dikkatimize karşı oynuyor. Bazen sadece bir mail yazmak için girdiğimiz internette saatlerce vakit geçiriyoruz da niçin girdiğimizi unutup o maili atmadan çıkıyoruz. Insta'da, Face'te, Shorts'da kaydıra kaydıra hayatımızı da hepten yörüngesinden kaydırıyoruz. Aralarda namazlar bir tevhid-i kıble olup bizi toplamasa hepten dağılacağız. Bu anlamda mürşidîn-i kâmilîn hazeratının 'tevhid-i kıble' vurgusu boşuna değil. Zaten günde okuduğumuz kitap/sayfa sayısı sınırlı. (Daha üst seviyedekilere birşey demiyorum.) Onu da ihtisas alanımıza değil de sağa-sola yayarsak hepten mesafe alamaz duruma geleceğiz. Prof. Dr. Âsım Cüneyd Köksal Hoca, Nesil Yayınlarında genel yayın yönetmeni iken, bana şöyle bir nasihatte bulunmuştu: "İlim çok kitap okumak değildir. İlim az kitap ve çok tekrardır."

Nurcuların da Risale-i Nur'la meşguliyeti aslında biraz böyle. Müstakim ulemanın eserlerinden insanları menetmek elbette doğru değil. Çapı geniş olanlar ilim yolculuğunda durmamalı. Ve Risale-i Nur mesleğini ise pergellerinin sabit ayağı gibi düşünmeli. Ancak, zaten işten-güçten ilme ayırdığı mesaisi düşük olanları Risale-i Nur'dan başka yere yönlendirmeye, nurcular açısından ne maslahat var? Böyleleri hiç değilse bu eser külliyatı üzerine ihtisas sahibi olsun. Medresesini bilsin. Çünkü yaşadıkları çağın vartaları üzerine çalışılmış en yakınlarındaki metin budur. Lakin bu yoğunlaşmayı büsbütün men gibi anlayanlara ben de katılmıyorum. Onu da yazıyı bitirirken arzederim. Ve's-selamün aleyküm ve rahmetullah ve berekâtühu...

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.