Biraz matematik psikolojiye de iyi gelir

Ahmet AY

Gerek Mesnevî-i Nuriye'de geçen 'dört burhan-ı küllî' dersi, gerekse de 19. Söz'deki şekliyle 'üç büyük küllî muarrif' bahsi, "Bizi şöyle bir hakikate uyandırıyor..." diye düşünürüm: Cenab-ı Hak, en kemalde şekliyle, 'çapraz okumalar vasıtasıyla' anlaşılır. Ne demektir bu? Şu demektir:

Mevla Teala Hazretleri, herşeyi yaratan O olduğu için, her ilmin de yegane sahibidir. Branşlar, zâhirde birbirlerinden ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar, nihayetleri tevhid kulbuyla Hüda'ya raptolunduğundan, illa ve de sıksık buluşurlar. Birbirlerine bakarlar. Birbirlerini söylerler. Birbirlerini desteklerler. Birbirlerini açarlar. Evet. Kainat tastamam bir bilgi alanı olarak Allah'ı gösterdiği gibi nübüvvet de, vahiy de, (ve eğer bozulmamışsa) vicdan da Sâni-i Hakîm'i bildirmektedir. Şeyler, ister ferden ister cemaatle, Rabbisinden haber vermektedir. Gerek âfâkta gerek enfüste nefisler sayısınca Onu bildiren yollar vardır.

Bazen hiç bu 'kesişmeler' hiç ummadığınız dallar arasında da yaşanabilir. Mesela: İstatistik gibi 'nesnel' bir bilimdalı alıp sizi psikoloji gibi 'öznel' bir alanın karasularında yüzdürebilir. Şifasını gösterebilir. Nasıl olur böyle birşey? Şöyle: Psikolojik rahatsızlıklar, kimi zaman, kişinin 'kendi âlem algısı' ile 'herkese görünen âlem' arasındaki nüansı yitirmesinden kaynaklanabilir. Kaygı bozukluğu yaşayan birisi, âlemine giren herşeyi o kaygı dünyasının bed rengine büründürdüğünden, baktıkça dehşetlendiği, düşündükçe korktuğu, yaşadıkça battığı bir dünyayı yudumlar.

Dehşetlendiği bu dünya 'hakiki dünya' değildir. Hayır. Sadece 'onda yansıyan şekli'dir. Ancak yansımayla hakikisi ayrımını yapamadığından, alamet-i farikaları tanıyamadığından, hayaline giren herşeye hakikatmişçesine muamele eder. Oradan 'yaşanmayanın stresi' doğar. Büyür. Boğar. Halbuki musırrane denmiştir: "Dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün. Sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir."

İstatistikse bizi 'nefsü'l-emirde câri olana' yönlendirir. Ortak bilgi alanına çeker. Öznel olandan nesnel olana sürükler. Âlemimizdeki şekliyle gerçeği arasındaki farka uyanmamızı sağlar. Bediüzzaman Hazretlerinin istatistiği bir 'kaygı tedavisi' olarak kullandığı (ve de kullanmasını öğrettiği) misal kayığa binen arkadaşıyla yaşadıklarıdır:

"Bir zaman—Allah rahmet etsin—mühim bir zat kayığa binmekten korkuyordu. Onunla beraber bir akşam vakti İstanbul'dan Köprüye geldik. Kayığa binmek lâzım geldi. Araba yok. Sultan Eyüb'e gitmeye mecburuz. Israr ettim. Dedi: 'Korkuyorum; belki batacağız.' Ona dedim: 'Bu Haliç'te tahminen kaç kayık var?' Dedi: 'Belki bin var.' Dedim: 'Senede kaç kayık gark olur?' Dedi: 'Bir-iki tane. Bazı sene de hiç batmaz.' Dedim: 'Sene kaç gündür?' Dedi: 'Üçyüzaltmış gündür.' Dedim: 'Senin vehmine ilişen ve korkuna dokunan batmak ihtimali, üçyüzaltmışbin ihtimalden birtek ihtimaldir. Böyle bir ihtimalden korkan, insan değil, hayvan da olamaz.' Hem ona dedim: 'Acaba kaç sene yaşamayı tahmin ediyorsun?' Dedi: 'Ben ihtiyarım. Belki on sene daha yaşamam ihtimali vardır.'

Dedim: 'Ecel gizli olduğundan, herbir günde ölmek ihtimali var. Öyle ise, üçbinaltıyüz günde hergün vefatın muhtemel. İşte, kayık gibi üçyüzbinden bir ihtimal değil, belki üçbinden bir ihtimalle bugün ölümün muhtemeldir. Titre ve ağla, vasiyet et!' dedim. Aklı başına geldi, titreyerek kayığa bindirdim. Kayık içinde ona dedim: Cenâb-ı Hak havf damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, kırk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamdır, hayatı azâba çevirir."

Bugünlerde okuduğum bir kitap vesilesiyle, mezkûr tekniğin, modern psikolojide de kullanıldığını öğrendim. "PDM Ne Demek İstedi?" isimli eserdeki "Endişe ve Kaygıyla Başedebilme" sunumunda, Dr. Klinik Psikolog Betül Nesibe Özkars, diyor ki:

"Aşırı hassas bir duman dedektörü, evde gerçekten yangın çıktığında da çalışır, tost makinesinde yanan ekmekle de çalışabilir. Yani tehdidin şiddeti önemli olmaksızın, hem sistem gerçekten tehdit altındayken hem de tehdit altında olma ihtimali yokken, harekete geçer. (...) Sinir sistemimiz de benzer şekilde çalışır. (...) Zihin tehlikeyi arar hale gelir. Aradıkça tehlikeyi bulur. Ve buldukça da daha çok arar. Zihin kendi kendine kaygı üreten bir mekanizmayla zindanını oluşturur. (...) Fakat 'her seferinde duyguya neden olan düşünce kalıbı irdelenerek' ve 'yanlış düşünce kalıpları doğrularıyla değiştirilerek' beynin otomatik düşünme biçimi iyileştirilebilir."

Yani, yine mürşidimin tabiriyle, 'tefekkürî bir ameliyat' beynin 'yanlış düşünme alışkanlığını' değiştirip yerine 'doğru düşünme alışkanlığı' geçirebilir. Bunu yapabilecek olan bir tür tefekkürdür. İstatistikse bu tefekkürün araçlarından yalnızca birisidir. Matematik hesaplamalar, bizi gerçek dünyaya davet ettikleri için, yansımalardaki yanlışların etkilerini azaltabilirler. Betül Nesibe Hanım buna sunumunda 'gerçeklik testinden geçirmek' diyor:

"Asansöre binmekten tedirgin olduğunuz için merdiveni kullanmayı deneyebilirsiniz. Bir süre işe yarar da gözükür. Hem gideceğiniz yere ulaşmışsınızdır hem de asansöre binmeye çalışarak kendinizi müşkül duruma sokmamışsınızdır. Ta ki işe yaramayana dek. Birgün gerçekten asansörü kullanmanız gerekecektir. Merdivenle vakit kaybedeceğinize 'asansöre neden binemediğinizi' anlamaya çalışmak, altta yatan inançları keşfetmek, yanlış inançları 'gerçeklik testinden geçirerek' doğrularıyla değiştirmekse asansöre binebilmenizi sağlar."

Eh, evet, arkadaşım, Risale-i Nur'u bu açıdan da çalışmak gerekiyor herhalde. Fakat, böyle bir çalışmayı yapabilmek için, hem alana hâkim olmalı hem de detaylara uyanmalı. Üstelik aradaki bağlantıları kurabilecek işlek bir kafaya da sahip olabilmeli. (Çapraz okumalar bu nedenle de lazım.) Nasip. Elbette bu emanetin de sahipleri gelecektir. Ve bize Üstadın 'daha farkına varmadığımız' neleri neleri öğrettiğini gösterecektir. Ve minellahi't-tevfik.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.