Terk-i Lezaiz

Ahmet AKCAN

“Dünyanın akibeti ne olursa olsun, lezaizi terketmek evlâdır.”[1]

Kurbiyet-i ilahiye ile kemalat-ı insaniyeyi netice veren, marifet-i rabbaniyeyi tekmile medar tefekküri silsile mühim bir bedel istemektedir. İlahi mevhibeler hükmünde olan esrar-ı Kur’aniyeye vukufiyet, kemalat-ı insaniyede terakkiyat terk-i lezaizi iktiza etmektedir. Evet, dünyevi hasılatın vücudu gibi, uhrevi hasenata vusul dahi bir kısım terklerin varlığını gerektirmektedir.

Terk-i seyyiat derk-i marifeti, terk-i sefahat zevk-i hakikati intaç etmekte, süfli zevklerin terki gerçekleşmeden hakikatin derki muhal görülmektedir. Demek derk-i hakaik-i Kur’aniye terk-i lezaizi istemekte, süfli ve dünyevi zevkleri terk, tarifsiz bir sürura, safi bir huzura sebebiyet vermektedir.

Evet Kur’ani sırlara vukufiyet halis bir niyet ile beraber, huzuzat-ı dünyeviye ve nefsaniyenin terkini istemektedir.[2] Süfli ve cüz’i zevkleri terk, ulvi ve kudsi manaları derk (keşif) ile neticelenmekte, cami mahiyeti ile mutlak akıbetini derk, iffet ve istikamet üzere yürümeyi intaç etmektedir.

Demek hakka vusule vesile olan yollarda muzır manileri selametle geçebilmek, meşakkatlere tahammül edebilmek için terk-i lezaiz gerekmektedir.

“Bütün eşya ve eflâki senin için yarattım habibim!” fermanına “Ben de senin için onların hepsini terk ve feda ettim!”[3] diye verilen cevaba ittiba ve imtisalen, dünya ve mâfîhayı, muhabbet ve sevdasını terk etmek, mahfi ve mestur bir kısım hakikatlerin derki ile, yani anlaşılmasıyla ödüllendirilmektedir.

Evet maddi zevklerin terki ile insan manevi lezzetlere ermekte, kalbi ve ruhi lezzetler insanı kendiyle meşgul etmektedir. Bu yüksek mazhariyetle insan, daha dünyada iken cennetvari bir haleti hissetmektedir.

Nurlu eserlerde geçen aşağıdaki ifade bu manayı desteklemektedir:

“Heva-yı nefs ise şu hemheme-i hava ve hevheve-i yapraktan öyle bir lezzet alıyor ki, bütün ezvak-ı mecazîyi ona unutturup, o heva-yı nefsin hayatı olan zevk-i mecazîyi terketmekle, bu zevk-i hakikatte ölmek istiyor.”[4]

Kalbi ve ruhi zevklerin derkine mani üç sebep vardır. Bunlar;

  • Sığar-ı nefisten neş’et eden enaniyet ile cehalet.
  • Hubb-u dünyadan ve zevk-i maddiyattan tevellüd eden perde-i gaflet.
  • Maddi meşgalelerin kesafetinden/yoğunluğundan neş’et eden akli gabavet.

Evet enaniyetten neş’et eden ve tembellik ile ziyadeleşen cehalet, dünya sevgisi ve maddi zevklere teveccühten gelen gaflet ile maddi meşgalelerin kesafeti gabaveti intaç etmekte, yani idraki melekeleri perdelemekte, hakikat nurlarının hakkıyla görülmesini engellemektedir.

Ruhen yükselmek, namaz ile kendi miracını manen tahakkuk ettirmek, enaniyet gibi ağır bir yükün terkini istemektedir. Enaniyet cehalet ile birleşince gaflet ile gabavet kesafet peyda etmektedir. O zaman mevt ve ecel gibi en bedihi mes’elelerin idraki bile güçleşmektedir.

Hâsıl-ı kelam; dünyevi hasılata, uhrevi hasenata ve beşeri kemalata medar tüm kazançların evveli bir kısım terk’lerin varlığını iktiza etmektedir. Maneviyat ve ahiret adına yapılacak en öncelikli amel benliği, yani eneyi terk etmektir. Ben'i, yani enaniyeti terk gerçekleşmeyince, ameller ene hesabına vücuda gelmektedir.

En büyük usuli hatamız, def-i şerre öncelik vermeden, yani eneyi terk etmeden hasenat biriktirmeyi öncelemektir. Enesine teslim olmuş, dünyaya kalbinden vurulmuş bir insan yaşayan bir meyyit gibidir. Enaniyet-i nefsiye ile hissiyat-ı süfliyeyi terk etmeden Kur’ani hakikatleri derke çalışmak, gözü kapalı kitap okumaya çalışmaya benzemektedir.

İlm-i marifet ile ilm-i hakikatten nasip ziyadeleştikçe dünyaya meyil küçülmekte, nefsani lezaize medar tercihler yerini bekaya ait ulvi hislere terk etmektedir. Maneviyat ve kemalat adına terkler ziyadeleştikçe akıl atlası genişlemekte, kalp coğrafyası büyümekte, insan daha dünyada iken sanki cenneti zevketmektedir...

[1] Mesnevi-i Nuriye, 119

[2] Mektubat, 70

[3] Emirdağ L.-1, 84)

[4] Sözler, 226

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.