Miraç Hadisesi-II

Ahmet AKCAN

Risale-i Nur külliyatında Miraç Hadisesi; Mirac’ın Sırr-ı Lüzumu, Hakikat-i Miraç, Hikmet-i Miraç ve Semerat-ı Miraç olmak üzere dört noktadan ele alınmaktadır.

Mirac’ın Sırr-ı Lüzumu başlığında, Risalete inkılab eden velayet-i Ahmediye (a.s.m), Rububiyet-i Mutlaka ve İsm-i A’zam itibarıyla açıklanmaktadır. Şöyle ki;

Ezel ve Ebedin Zülcelal Sultanı’nın mahlûkatı ile hususi ve cüz'i, umumi ve külli iki şekilde mükâlemesi bulunmaktadır. Âmi raiyeti olan hayvanatı ile, has kulları olan evliyaları ile ilham vasıtasıyla konuşmaktadır.

Diğeri, “Saltanat-ı Uzması ve Hâkimiyet-i Âmmesi” itibarıyla Resülleri (a.s) vasıtasıyla evamirini halka duyurmaktadır. Âli ruhlar sahibi bu kulların velayet cihetiyle Hakk’a bakan, Risalet cihetiyle halka bakan vazifeleri bulunmaktadır.

Peygamber Efendimiz (a.s.m) huzur-u Rahman’a çıktığında, bişuur ve zişuur mahlûkatın tahiyyat ve tesbihatlarını, ibadat ve salavatlarını selam yerine Rabbine sunmasıyla Miraç, halktan Hakk’a gidişi anlatmaktadır. Başta namaz olmak üzere, ilahi evamirin insanlara duyurulmasıyla Miraç, Hakk’tan halka dair vazifeleri açıklamaktadır.

Hakikat-ı Miraç kısmında, kemalat-ı Muhammediye’nin seyr-i süluku nazarlara sunulmaktadır. “Zat-ı Ahmediye’nin (a.s.m) merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûkünden ibarettir”[1] ifadesi bu manayı ispatlamaktadır.

Evet Mirac’ın Hakikati başlığında, Resul-ü Ekrem’in (a.s.m) kemalat-ı ilahiyenin ünvanları olan Esma-i İlahiyede, “Sem ve Basar’ın” refakatinde seyahati anlatılmakta, Zat-ı Ahmediyeye (a.s.m) ait kemalatın tüm kemalatın fevkinde olduğunun izahı yapılmaktadır.

Miraç vasıtasıyla, kemalatta nihaî mertebelere çıkarılan Hz. Muhammed’in (a.s.m) fevkaniyeti sema ehline gösterilmiş, “Kab-ı Kavseyn” makamında melaikeye rüçhaniyeti izhar edilmiştir.

Yani Miraç vesilesiyle fahr-i kâinat Hz. Muhammed’in (a.s.m) “Levlâke Levlâk” sırrını taşıdığını sema ehli görmüş, Hz. Âdem’in (a.s) yaratılmasına “itiraz eden”[2] melaikeye Miraç hadisesiyle bir nev’i cevap verilmiştir. “Ben bilirim siz bilmezsiniz”[3] ilahi beyanı Miraç vasıtasıyla ispat edilmiştir.

Risale-i Nur külliyatında; “Meleklerde Mi'rac, insanlarda Şakk-ı Kamer gibidir. Bir Mi'racî kerametle melekler, gördüler elhak ki müsellem bir Nübüvvette muazzam bir velayet var.”[4] ifadesi bu manayı anlatmaktadır. Bu itibarla, “Hakikat-i Miraç, kemalat-ı Ahmediyenin cemaline aynadır. Yoksa isbat-ı Nübüvvet için değildir.” tespiti mes’elemiz hakkında gayet manidardır.

Hikmet-i Miraç başlığı; “her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi” sırrına bakmaktadır. Yani nazar-ı külliye sahibi Zat-ı Ahmediye’nin (a.s.m) kemal-i rububiyeti, ezeli hüsnün letaifini müşahede ettirmek üzere âlem-i mülk ve melekûtunda gezdirilmesi, sayısız a’sarının seyrettirilmesi gibi yüksek mazhariyetlerin izahı yapılmaktadır.

Elhasıl; Miraç hadisesi Hz. Muhammed’in (a.s.m) huzura yükseltilmesi, cemal-i ilahiye ile kemal-i rabbaniyenin müşahede ettirilmesi, ayinadarlığının camiyeti ile kemalatının fevkaniyetinin melaikeye gösterilmesi gibi yüksek hakikatleri anlatmaktadır. Evet Güzide-i Ben-i Âdem ve Meb’us-u Âlem olan Resul-ü Ekrem’in (a.s.m) Miraç yoluyla, şu kitab-ı kebir-i kâinatı müşahade ettiği, her nev'e ait Rabbanî kelâmları ve ulvî sedaları işittiği, her nev’in hal ve kal lisanıyla yaptıkları tesbihatı ve teşekküratı fehmettiği anlaşılmaktadır.

‘Edna’ bir dünya uğruna ‘Â’la’ bir âleme gözlerini kapamak, cami istidatlarını meşağil-i maddiye ile sınırlamak, nefsani arzuların cazibesine kapılmak ulvi âlemlere uruca mani olmaktadır. Evet sayısız arzular ile dünyaya sevdalanmak, sınırsız istidatlarını maddi meşgaleler ile daraltmak, şedit hissiyatlarını umur-u dünya için kullanmak, ömür sermayesini ebedi sanmak sukutu hızlandırmaktadır.

Her münteha bir mebdeye dayanmakta, her mebde müntehadaki kemale sevdalanmaktadır. Nihayetteki kemâle dair yakin, bidayetteki harekâta güç katmaktadır. Münteha, mebdenin kuvveti ve ulviyeti ile kemale ulaşmakta; mebde, müntehanın şevketi ile şaha kalkmaktadır. Müminlerde Miraç, Sem ve Basar hasselerinin Esma’ül Hüsna’ya ait kılınması ile başlamaktadır...

[1] Sözler, 563

[2] İşarat’ül İ’caz, 259

[3] Bakara, 30

[4] Sözler, 701

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.