İnsanın kıymetini tayin eden mahiyetidir. Mahiyetinin değeri ise, himmeti nispetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakmaktadır. Himmetini milleti kılıp tek başına bir millet olabilmek imana hizmet edebilmeye, halis ve hasbi bir hizmet eri olabilmek alevleri göklere yükselen yangını görebilmeye bağlıdır.
İmana Hizmet; “tedenni-i milletten” ciğeri yanmak; imansızlık ve ahlaksızlık tufanından bir can daha kurtarmanın tadına varmak; zulmete nur, zalime sur olmak, mazluma sürur, mahzuna huzur sunmak için çalışmaktır.
İmana Hizmet; “tenvir edenin nurani olması gerek” sırrını anlamak, neşre çalıştığı hakikatleri öncelikle kendi nefsinde yaşamak, “Ey iman edenler. Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz (teklif etmeniz) Allah katında çok çirkin bir davranıştır.”[1] Ayetindeki itaba uğramaktan korkmaktır.
Evet hiç kimse kendi hayatına mal olmayan bir manayı, bir başkasını davette müessir olamaz. Bir müslüman anlattıklarını yaşamıyorsa, paylaştıkları slogan veya propaganda olarak kalmaktadır. Slogan atmak yahut propaganda yapmak ayrı, tebliğ yapmak tamamen ayrıdır. Paylaşılan ama yaşanmayan manalar manen mesuliyeti doğurmaktadır.
İmana Hizmet; insaniyet ve İslamiyet hesabına dertli olmak, ahiret namına çile ve meşakkatlerle yoğrulmak, büyük bir hakikate dayanmak üzere marifetullah sofrasından gıdalanmak, muhabbet-i ilahiyeden nasibini artırmaktır.
İmana Hizmet; nefsine arif olma adına deruni gerçeklerini tanımak, kesrette vahdeti bulmak, kâinat ve mahlûkat ile bağ kurmak, tüm mevcudat ile esma ve sıfat-ı ilahiye namına tanışmaktır.
İmana Hizmet; sefahat dalgalarına kapılmış, dalalet rüzgârları ile hastalanmış, ene ve kibir batağına batmış insanları Kur’anî reçete Risale-i Nurlar ile tanıştırmaktır.
İmana Hizmet; kâinatın Halık’ına karşı mükellefiyet şuurunu yitirmiş, mükerremiyet arşından sukut etmiş, hilkate karşı mesuliyet noktalarını görememiş, sireten mümin, sureten münkirler gibi yaşayan kesimlerin intibahına vesile olmaktır.
İmana Hizmet; niyet dairesinde hulusiyete, nazar dairesinde külliyete çıkmak, hizmetin devamı ve kemali adına muzır manileri ilim ile marifetin teavünü ile aşmak, ilmini amel, amelini ihlâs, ihlâsını uhuvvet, uhuvvetini muhabbet ve tesanüd ile taçlandırmaktır.
İmana Hizmet; günah galerisine dönüşmüş bir asırda nefsin izafetlerinden kurtulmak; enaniyetten teberri ile “nahnü” sırrına ulaşmak, zaman ve mekân unsurlarını ihlâsıyla mayalamak, imanıyla nurlandırmaktır.
İmana Hizmet; her biri bin yerden gelen günahlara karşı takva ile mukabelede bulunmak, küfür karanlığına çıra, müzmin dertlere çare olmaya çalışmak, ümmet-i Muhammedi (a.s) sahil-i selamete çıkarmak gibi yüksek bir gayeye adanmaktır.
İmana Hizmet; farklı fikirlerin zenginlik olduğu şuuruna varmak, istidadı büyük, feraseti yüksek, müstakil fikirleri istihsale müstaid, cemaat ile çalışmaya muntazır şahısların yetişmelerine zemin hazırlamaktır.
Elhasıl; İmana Hizmet, marifet-i ilahiyeye, muhabbet-i rabbaniyeye, ubudiyet-i subhaniyeye, marziyat-ı Rahmaniyeye kuvvet vermelidir. Kur’an hakikatlerini neşreden zümreler samimiyet ile hulusiyetin, muhabbet ile uhuvvetin, enaniyetsiz hizmetin önemini görmeli, kendi hayatlarına mal olmayan bir manayı başkalarına teklif etmekten hayâ etmelidir.
Müslüman olduğunu iddia eden kesimlerin bir davası olmalı, dünyayı aşan ve gittikçe yaklaşan bir hayata hazırlanma telaşı, korkusu bulunmalıdır. Tek dünyalı insanlar gibi sadece anı yaşayan, ebediyet adına davası bulunmayan, uhrevi bir gayeye adanmayan insanlar ahir ve akıbetlerinden korkmalıdır.
Nasıl olsa akıp gidecek zamanı hakka ait bir nefes, hakikate ait bir sesle doldurmak, ebedi levhalara baki bir adres bırakmak isteyenler Hak namına iman hizmetine koşsun. Fani bir dünyayı ebedi sananlara, keyf ve lezzet için yaşayanlara, imana hizmetten kaçanlara veyl olsun...
[1] Saff Suresi Ayet 2-3