Aile ve Çocuk Terbiyesi-IV

Ahmet AKCAN

Evlilik müessesine manevi ve ulvi manalar yüklenmelidir. Erkekler açısından evlilik; dinini korumak, büyük günahlardan uzak durmak, salih çocuklara sahip olmak, huzurlu bir aile kurmak için mazisi temiz ‘saliha’ bir kadın ile hayatını birleştirmek meşru bir anlam olarak değerlendirilmelidir.

Dindar bir kadın açısından evliliğin anlamı; muhabbeti ve sadakati ile huzur bulacağı, dünyaya gelecek çocuklarına dirayeti ve şefkati ile iyi bir baba olacağı, başını güvenle omuzuna yaslayacağı muttaki ‘salih’ bir koca bulmak olarak belirlenmelidir.

Kadın ve erkek açısından evliliğe şirket kurmak, toplam gelirlerini arttırmak, dünyada lüks içinde rahatça yaşamak, sadece cismani arzularını karşılamak gibi maddi anlamlar yüklemek isabetli olmadığı gibi, birçok olumsuz sonuçları doğuracağı, belki de dünyalarını karartacağı binler kötü örnekleri üzerinden görülmelidir.

Müslüman kadınlar sadece kendi çocuklarını doğuranlar olarak değil, bir milletin ahlaki değerlerini bozacak yahut onaracak çocukları yetiştiren analar olarak kendilerini görmelidir. Bu yüzden salih çocuklar doğurmak, saliha anne olmayı; salih çocuklara sahip olmak, dindar ve dirayetli baba olmayı gerektirdiği gerçeğine dikkatler çekilmelidir.

Yuvalarımızı İslami bir anlayış ile kurmadan, yavrularımızı Kur’ani hakikatler ile nurlandırmadan, çocuk terbiyesinde Nebevi beyanı dikkate almadan, nurlu ve huzurlu yarınları inşa etmenin müşkilatlı olacağı bilinmelidir...

Çocuklara İslami isimler verilmeli, tarihi şahsiyetlerden Salih insanların isimleri tercih edilmelidir. Çocuklara güzel isimler verme onlara şahsiyet aşısı yapmanın ilk merhalesi olarak görülmelidir. Ancak çocuklara verilen isimlerin isabetli olması kadar, o isimlere uygun vasıflara sahip olmaları için muhteva yönüyle desteklenmelidir.

Çiçeklerin su ile büyümesi misali, çocukların sohbet ile yetişecekleri, kemale erecekleri gerçeği bilinmelidir. Evet çocuk terbiyesinde aile sohbetlerine gereken ehemmiyet verilmeli, insan olmanın asgari mesuliyetleri öğretilmelidir. Yapılan sohbetlerle ilkeli, güvenilir ve duru bir şahsiyet sahibi olmaları hedeflenmelidir.

Çocuk terbiyesinde ana babanın fikir birliğini gerçekleştirmeleri, birbiriyle uyumlu hareket etmeleri, birinin ‘ak’ dediğine diğerinin ‘kara’ dememesi önemlidir. Ana babanın farklı fikirleri kendi aralarında yaptıkları özel müzakereler ile tevhid ettirilmelidir. Birbiri ile çelişen veya birbirini reddeden yahut çocukların önlerinde münakaşayı intaç eden fikirler ile terbiyede olumlu neticeler beklenmemelidir.

Terbiye sürecinde ‘bencil’ olmanın kötü neticeleri çocuklara gösterilmelidir. Ene çekirdeğinin enaniyet ağacına dönüşmemesi için, ‘biz’ duygusu ile ‘hüve’ şuuru kalplerine yerleştirilmelidir. Ancak bunlar yapılırken ‘ben’ (ene) duygusu yok edilmemelidir. ‘Ben’ duygusu gelişmeyen çocuklarda silik ve ezik ruhi bir vaziyetin yeşereceği, özgün ve sabit bir şahsiyetin vücuda gelmeyeceği yahut kemale ermeyeceği gerçeği görülmelidir.

Terbiyede cemali okşamalar kadar, bir kısım tavizsiz kurallar belirlenmeli, çocukların bitmez bilmez taleplerine sınırlamalar getirilmelidir. İstekleri sınırsız ve ivedi olarak yerine getirilen çocukların sabırsız, doyumsuz ve hırslı bir mizaç ile şekillenecekleri, kendilerine ve çevrelerine zarar verecekleri bilinmelidir.

Hayatın zorluklarını birlikte aşmak için, sahip oldukları imkânları muhtaç insanlarla paylaşmanın önemine dikkatleri çekilmelidir. Paylaşmayı bilmeyen insanların mutlu olamayacakları, bir gün kendilerinin de yardıma muhtaç olabilecekleri söylenmeli, empati yapabilme becerileri geliştirilmelidir.

İnsanlara güvenmeyen veya güven vermeyen çocuklar, güven duygusu zedelenmiş yahut verilmemiş ailelerde büyüyen çocuklar oldukları görülmelidir. Huzurun ve mutluluğun olmazsa olmaz unsurlarından olan güven duygusu çocukların ruhlarına tutarlı davranışlar ile yüklenmelidir.

Çocuklarına verdikleri sözleri yerine getirmeyen yahut tüm taleplerini mazeret göstermeden reddeden ebeveynler çocuklarının güven duygularını zedeleyeceklerdir. Emniyet duyan ve emniyet duyulan insanların, çocukluk yıllarında şefkat ve muhabbet, sadakat ve emniyet ile yetiştirildikleri bilinmelidir...

Elhasıl; anne çocukların ilk öğretmeni, baba gençlerin rol modeli, hayat rehberi, aile ise davranış tarzlarının mizaca tesir ettiği, karakterleri şekillendirdiği bir talimgâh gibi vazife görmelidir. Anne sütünden daha özel bir gıda olmadığı gibi, anne terbiyesinden daha güzel bir cila olmadığı gerçeği görülmelidir.

Çocuklarını yetiştirmek için muallim ve mürebbi olmayı en kıymetli vazife olarak gören, muhabbet ve iffet ile eşlerinin yolunu gözleyen annelere selam olsun. Gönülleri ebedi huzur bulsun...

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (8)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.